menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadın olmanın halleri

26 0
15.03.2026

Çalışma hayatım boyunca birbirinden değerli pek çok insanla yolum kesişti. Ama bazı insanlar vardır ki zaman geçse de sizin için ayrı bir yerde durur. Görüşmeseniz bile aranızdaki bağ hep canlı kalır. Bu konuda kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum. Turkcell’de çalıştığım yıllarda genel müdürümüz olan, hep saygı ve sevgiyle andığım Muzaffer Akpınar’ın benim için her zaman çok özel bir yeri vardır.

Geçtiğimiz günlerde bir araya geldiğimizde birlikte hayata geçirdiğimiz projeleri yeniden hatırladık. Kardelenler projesi ise bunların arasında her zaman ayrı bir yerde durur; birlikte yönettiğimiz pek çok değerli projeden sadece biriydi ama belki de en anlamlısıydı.

Sohbet o kadar keyifliydi ki… Eski günleri yad ettik. Çocuklarımızdan konuştuk, ailelerimizden konuştuk, kayıplarımızı konuştuk.

Aslında bu aralar oğlum John’la da geçmişte yaşadıklarımızı daha çok konuştuğumuz, birbirimizi daha derinden anlamaya çalıştığımız bir dönemden geçiyoruz. Onun çocukluğunda benim iş hayatımın yoğunluğu nedeniyle ona yeteri kadar zaman ayıramadığımı söylediği anları birlikte değerlendiriyoruz. Belki de tam bu yüzden, Muzaffer Bey’le sohbet ederken birdenbire ağzımdan şu cümle dökülüverdi:

“Muzaffer Bey, biliyor musunuz, John yirmi günlükken ben işe dönmüştüm.”

Muzaffer Bey bir an durdu. Sonra bana bakıp “Zuhalciğim, çok özür dilerim… gerçekten yaptık mı bunu?” dedi.

Bu özrü bu kadar içtenlikle ancak Muzaffer Bey dileyebilirdi. Aslında niyetim hiçbir zaman onun benden özür dilemesi değildi.

Aslında o yıllarda hayat böyle kurulmuştu. Bizim kuşağımızdaki pek çok kadın için iş hayatında var olmanın yolu sadece çok çalışmak değildi. Kadın olduğumuz için üzerimize yüklenen sorumlulukları da taşıyarak, üstelik bunları görünmez kılarak çalışıyorduk. İş hayatında sanki cinsiyetsiz bir çalışanmışız gibi davranmanın doğru olduğunu zannediyorduk. Kadın olmanın getirdiği sorumlulukları, anneliği, ev hayatını mümkün olduğunca gizleyerek, hiç yokmuş gibi çalışarak…

Belki de bu yüzden çoğu zaman erkek meslektaşlarımızdan daha fazla çabaladık.

Bugün geriye dönüp baktığımda kadın olmanın getirdiği görünmez yükleri çok daha net görüyorum.

Kadın işten eve döndüğünde zihni sadece işle dolu olmaz. Evde ne pişecek, çocuğun ödevleri, hafta sonu planları, evin düzeni, aile büyükleri, evde çalışan kişinin soruları… Her şey bir şekilde kadının üzerinden geçer.

Kadın aynı anda pek çok şeyi taşımaya çalışır. İş hayatında başarılı olmak ister, çocuğunu iyi yetiştirmek ister, evini yönetmek ister. Evin........

© T24