Lüks ve sürdürülebilirlik: Pahalı kıyafetler satın almak daha mı etiktir?
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
24 Ocak 2026
Ken Loach’ın Meleklerin Payı (2012) adlı filminde, yıllar önce kapanmış bir viski damıtım tesisine ait olan ve bir depoda şans eseri keşfedilen viskinin müzayedesine dair bir sahne vardır. Viski uzmanlarının nadir ve paha biçilemez olarak nitelediği viskinin açık artırması hızlı başlar. Rakamlar hızla yükselir ve yükseldikçe teklifçilerin sayısı azalır. Kısa sürede geriye sadece iki teklifçi, bir Rus zengininin temsilcisi ile Amerikalı bir koleksiyoner kalır. Bu ikisi arasında kıyasıya bir rekabet başlar ve sonunda açık artırma 1 milyon 150 bin sterlin veya günümüz ederiyle 67 milyon TL’lik rekor bir teklifle sona erer.
Açık artırmayı ve böylelikle viskinin tadına bakma ayrıcalığını kazanan Amerikalı koleksiyoner alkışlarla ayağa kaldırılır. Ve elit bir katılımcı grubunun gıpta eden bakışları eşliğinde, satın aldığı ayrıcalığın tadına bakmak üzere sahneye davet edilir.
Belki hesaplanmamış bir etkidir, fakat sahneye doğru yürüyen Amerikalı koleksiyonerin daha az öncesine kadar bir parçası olduğu kalabalıktan fiziksel olarak ayrılması metaforik olarak anlamlıdır. Ayrıcalığın tadı olarak lüks, tadına bakma ayrıcalığından böylelikle ayrışır.
Bir viskiye bu kadar para verilir mi, sorusu da bu sahnede kendiliğinden yanıtlanmış olur. O kalabalıklardan ayrışmak için buna değerdir!
Kuşkusuz, lüksün teorisi yeni değildir. İşlevsel olarak eşdeğer ürünlerin ucuz alternatifleri dururken zenginlerin kamusal alanda tüketebilecekleri birçok şeyi çok yüksek fiyatlara satın alma eğiliminde olduklarını bundan daha 125 yıl önce fark eden Thorstein Veblen onların bu davranışını açıklamak üzere bir teori geliştirir. Gösterişçi tüketim adını verdiği bu teoriye göre, insanlar ekonomik statülerini başkalarına göstermek için lüks alışverişe yönelir, statüyü kazandıran şey o halde servet birikiminden çok israfçı bir sergilemedir.
Bu israfçılık, fazladan alınan ekmeğin bayatlayıp atılması değil fakat atılmak üzere satın alınmasına benzer. Ayrıcalık olarak israf, çünkü tüketilen nesnenin ta kendisidir.
Ayrıcalığın tadı veya başkalarından sürekli bir ayrışma ihtiyacı, tahmin edilecektir, ona eşlik eden daha pahalı, daha büyük, daha parlak şeklinde giden sürekli bir aşırılaşmayı da beraberinde getirir. Lüksün/gösterişçi tüketimin tarihte aşırılığı ve israfçılığıyla bilinmesi bu nedenle boşuna değildir.
Tarihsel olarak bunun böyle olmasına karşın, öte yandan, lüks sektöründe ama özellikle de moda alanında son zamanlarda yeni bir eğilim görülür. Bugüne kadar israf, savurganlık ve aşırılıkla ilişkilendirilen, dahası bunda ayırt edici bir gurur kaynağı bulan lüks moda, günümüzde kendini sürdürülebilir bir alternatif olarak yeniden konumlandırır. Buna göre lüks moda, sanılanın aksine, “doğası gereği” sürdürülebilirdir, çünkü ürünleri dayanıklı ve uzun ömürlüdür.
İlk soru, tarihsel olarak israf ve aşırılıkla karakterize edilen lüksün nasıl olup da bu nitelikleriyle karşıtlık içindeki sürdürülebilirlik iddialarına ihtiyaç duyduğudur.
İkincisi, bu iddiaları ne kadar doğrudur?
Sürdürülebilirlik bugün çevreye duyarlı tüketicinin markalardan talep ettiği bir ‘iç rahatlığıdır’. Modern tüketici tüketmek ama tüketirken de doğaya zarar vermediğine inanmak ister. Onun bu “tüketmek istiyorum ama önce içimi rahatlat” talebi piyasada alıp-satılan bir meta olarak karşılığını bulur. Ve gitgide daha çok marka, sürdürülebilirliği ürünlerinin ‘ilave bir aksesuarı’ olarak satışa çıkarır.
Geleneksel olarak reklamlarında gösterişçiliği ve aşırılığı öne çıkaran lüks sektörü de elbette rüzgara karşı yürümez ve zamanın ruhuna uygun davranıp, sürdürülebilirlik iddiasıyla pazar payına tutunur.
Lüksün sürdürülebilirlik iddiasının bir nedeni böylelikle ana akım değerlerse, öteki son yıllarda ‘suçlarıyla’ sahneye çıkarılan ve lüks modanın kendini karşıtı olarak konumlandırdığı hızlı modadır.
Hızlı moda, hatırlanacaktır, hızla değişen trendlere yanıt vermek üzere sentetik kumaşlar gibi düşük kaliteli malzemelerin kullanıldığı ve sürekli değişen koleksiyonların ucuza ve hızla üretildiği bir iş modelidir. Kalıcılık ve dayanıklılık değil, bu modelde çeşitlilik ve o çeşitliliğin tasarımdan dikime, piyasaya sürülme hızı esastır. Çeşitlilik, hız ve düşük maliyet ‘azminin’ kolektif bir sonucu olarak hızlı moda aşırı tüketimi teşvik eder ve doğal kaynakları tüketme kapasitesi, emek sömürüsü ve ardında bıraktığı ve çoğu bir kez bile giyilmemiş atık giysi dağlarıyla karakterize edilir.
Daha önce yayımladığımız bir yazı serisi de dahil, hızlı modanın ‘suçları’ hakkında medyada çok şey yazıldı. Spot ışıkları altında suçları bir bir yüzüne vurulurken, ‘karşı dükkanda’ lüks moda rakip dükkan yanarken yüzü aydınlanan bir bakkal gibi parladı ve kendini yanlış bir örnek olarak hızlı modanın anti-tezi olarak konumlamaya başladı.
Buna göre hızlı moda hızlı, kaynaklar konusunda sorumsuz, etik-dışı, sömürücü ve sürdürülemezken lüks moda bunun tam tersi yavaş, sorumlu, etik, vicdanlı, emek dostu ve sürdürülebilirdi. Dahası tüketimi teşvik etmiyor, fakat dayanıklı ürünleriyle aşırı tüketimi azaltıyordu.
Dayanıklılık, kabaca uzun ömürlülük demektir. Moda alanındaki karşılığıysa bir giysinin yaşam döngüsünün uzunluğudur. Yaşam döngüsü uzun olan bir giysi değişimi geciktirir. Bu da daha az alışveriş/tüketim, daha az atık, daha az hammadde ve daha az emek/üretim süreci demektir. Azalan bu kaynak talebi ise teoride sürdürülebilirliğin temel ilkeleriyle uyumludur.
Birçok markayı içerisinde barındıran lüks devi LVMH’nin sahibinin oğlu olan ve aynı zamanda şirketin çevre stratejisinden sorumlu olan Arnault işi özcülüğe kadar vardırır. Buna göre, kaliteli malzemelerden üretilen lüks ürünler dayanıklıdır ve tamir edilebilirdir, bu nedenle ‘doğası gereği’ sürdürülebilirdir.
Oysa durmaksızın değişen trendleri ve düşük kaliteli ucuz kıyafetleriyle hızlı moda aşırı tüketimi teşvik eder ve süreklileşmiş aşırı üretim-atık döngüsüyle kitlesel ölçekte bir israfa neden olur.
Hızlı moda karşıtı söylemin temel iddiası işte bu döngüye dayanır, dayanıklı kıyafetlerin uzun ömürleri bu döngüyü kıracak/uzatacaktır. İddia özellikle, ürünlerinin yüksek kaliteli malzeme/işçilikle........
