Kadınlardan kadın, yazar ve yasaklı olmak üzerine: Yaftalı Tabut
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
06 Şubat 2026
21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bıraktık ama kadın-erkek eşitsizliği ötesinde kadına karşı şiddeti, öfkeyi, nefreti, kadın cinayetlerini asla aşamıyoruz. Neredeyse her gün başka bir kadının eşi ya da sevgilisi tarafından öldürüldüğü haberleriyle karşılaşıyoruz; bilmediğimiz, haber olmayan ama kapalı kapılar ardında aileden erkekler tarafından psikolojik ve fiziksel şiddete, tehdide, işyerinde mobbing’e sokakta tacize maruz kalan kadınların sayısı ise kim bilir kaç…
Fakat kadınlar çok güçlü, tarih boyunca da hep direndiler, illaki şiddete maruz kalmayan, entelektüel kadınlar da, kağıt üstünde bile eşitliğin söz konusu olmadığı yıllarda dahi, kendilerine biçilmiş toplumsal cinsiyet rollerine karşı geldiler ve birey olarak yeteneklerini, varlıklarını sergilemekten, toplumsal ideallerinin peşinden koşmaktan, ağır bedeller ödemek pahasına, vazgeçmediler.
Bu bağlamda İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oynayan, bir kadın yazarın kaleme aldığı, bir kadın yönetmenin yönettiği, bir kadın yazar üzerine, tüm kastı kadınlardan oluşan bir oyundan bahsedeceğim: “Yaftalı Tabut”. Yeni bir prodüksiyon değil, 2021’den beri sahnede, fakat ben yeni izledim ve çok kafa açıcı buldum. 1900’lerin başından gelen bir kadının 2026’da hala kafamızı açıyor olması başlı başına çok önemli, ama politik, üretken oyun yazarımız Bilgesu Erenus’un kaleminden “ilk Türk Kadın Oyun Yazarı” Fatma Nudiye Yalçı’nın yaşamöyküsünü Yelda Baskın’ın duru rejiisiyle izlemek bir çok farklı kapıyı aralıyor.
Önce Fatma Nudiye Hanım’ı tanıyalım…1904 İstanbul doğumlu, gemi subayı bir babanın, varlıklı sayılabilecek bir ailenin kızı…O dönemin burjuva semti Talimhane’de oturuyorlar, Nudiye önce Notre Dame De Sion’da okuyor, savaşın çıkması ve okulun kapanmasıyla eğitimine evde devam ediyor. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne giriyor. 1920’lerde, İstanbul’da felsefe okuyan, entelektüel, zeki, kitap kurdu bir genç kadın, hem de çok güzel. Mezun olduktan sonra zamanının meşhur gazetecilerinden Nizamettin Nazif’le evleniyor. Nizamettin Nazif bir Marksist, Marksizmin temel ilkelerini ondan öğreniyor, evlilik kısa sürüyor fakat Nudiye Hanım’ın politik duruşu gittikçe bileyleniyor. Dönemin muhalif dergisi, Sertellerin Resimli Ay’ına gidip gelmeye başlıyor. Dergi ülkenin meşhur “komünist”lerinin uğrak yeri, Nazım Hikmet, Doktor Hikmet Kıvılcımlı… Kıvılcımlı’yla sevgili oluyorlar fakat evlenmiyorlar, “Marksist Bibliotek”i isimli kitabevini kuruyorlar, sonra Kıvılcımlı Kütüphanesini. Nudiye Hanım “Sosyete ve Teknik” isimli bir kitap yazıyor, Marks ve Engels’ten çeviriler yapıyor. Sonra, 1938’de Yavuz Zırhlı’sında bir öğrencinin dolabında Kıvılcımlı kütüphanesinin broşürlerinin bulunması sonucunda (buralar biraz karışık, bazı ihanet ve ihbar durumları var gibi duruyor) aynı zırhlıda yargılanıp suçlu bulunuyor ve Sinop Cezaevi’nde gönderiliyor. Bir........
