Banklar, traktör kasaları ve yeni bir yol
Birkaç günden beri il il dolaşan Özgür Özel’i izliyorum.
"Başkanım, bizim buralara pazar ateşi değil, bildiğin kor düştü" diyor pazar tezgahının arkasından bir abla, ellerini önlüğüne silerken. Özgür Özel eğiliyor, göz hizasına geliyor, elini omzuna koyuyor: "Biliyorum ablacım, o yangını söndürmeye geldik." diye yanıt veriyor.
Az ileride bir köy kahvesinin önünde yaşlı bir amca sesleniyor: "Evlat, sizi binadan püskürttüler, şimdi ne olacak?"
Özel, ceketini çıkarıp kahvenin önündeki tahta bankın üzerine fırlatıyor, gülümseyerek yanıt veriyor: "Binasızız ama ne olmuş be amcam? Üstüne çıkıp konuşacak bank var, meydan var, traktör kasası var. En önemlisi siz varsınız!"…
Ve bütün bu yaşananları televizyonlarının başında gören milyonlar, tezgahtaki abla ve kahvedeki amcanın duygularıyla izliyorlar. Özgür Özel, CHP binasından püskürtülüp, yağmur ve dolu altında meclise yürümeye başladığından beri bir gün bile durmadı. Yürüyor, kucaklaşıyor, bulabildiği her tümseğin üzerine çıkıp konuşuyor.
Sahici hayat sokakta
Ankara’nın soğuk mermer kaplı mahkeme salonlarından, yüksek tavanlı o steril parti binalarından uzakta akan bu sahici hayat, CHP’ye yönelik o "mutlak butlan" operasyonuna sokaktan verilen en net cevap. Siyaset tam o anda; o samimi diyalogda, o göz hizasında, tahta bank ve........
