Bak ne yaptın sen Deniz!
Ne yaptın sen öyle! Anayasa’yı ya da sadece 2’nci maddesini filan okuyup da inandın mı? O da şaka.
Orada “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir” yazıyor diye ne o espriler. Öyle bir madde kalmadı, diğer bütün hak ve özgürlük maddeleri gibi. O madde kısaldı kısaldı; şimdi şöyle: Türkiye, devletidir!
Cumhurbaşkanı’yla aynı günlerde doğmuşsun bir bakıma! Bakma senden 40 yaş büyük yazdığına. O 1986 milletvekili, 1991 Beyoğlu belediye başkanlığı seçimlerini kaybedip 1991 milletvekili seçiminde önce kazanıp sonra tercihli oy sistemi yüzünden yine kaybetmişti… 27 Mart 1994’te Erbakan Hocasının Refah oylarının patlamasıyla, dörtte bir kadar oyla, kıl payı da olsa İstanbul Belediye Başkanı olarak “doğmuştu!”
Sen de o tarihten 22 gün sonra doğmuşsun. Dediğin gibi tam yol arkadaşlığı. Sen henüz emeklerken o yürümüş bu yollarda!
“Bir şiir yüzünden” dört ay on gün hapse girdiğinde kendisi, sen 5 yaşındasın. Ne bileceksin 30’unu geçtiğinde senin de “bir espri yüzünden” kendilerinin önyargı, kin, nefret düzeninde ters kelepçeleneceğini.
Bunun üstüne çeyrek asırdan fazla geçmiş. Bir umut okul bitirmişsin, içindeki bir yeteneği çıkarmışsın. Eh ODTÜ’lü olarak da memleket ve dünya meseleleriyle ilgilisin. Ama kılıç senin de tependeymiş meğerse!
Oysa çeyrek asır ne öğretici. Demokrasi, hukuk devleti vaat eden “mağdurlar” çoktan mağrur; ötekileştirildiklerini söyleyen “mazlumlar” çoktan zalim.
Belediyeden de alıyorlar, evden de sokaktan da. Halkın hakkını savunan avukat, halkın haber hakkına düşkün gazeteci de içeride, halkın seçtikleri de. “Halkın güldüğü........
