Salt Karaköy'de 'Garanti' sergisi: 80 yılın hikâyesi
Türk bankacılık tarihine yön veren en güçlü kurumlardan biri olan Garanti BBVA sekseninci yılını kutluyor. Salt Karaköy’de izlediğim sergi, bir kurumun geçmişinden çok daha fazlasını anlatıyor. Bu ülkenin hafızasını, sancılarını, kırılmalarını ve yeniden ayağa kalkma iradesini yüzünüze çarpıyor.
O sergi salonunda dolaşırken, kendi yaşamım da bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akıp geçti.
Dile kolay, otuz beş yıl…
İnsan ömrünün en üretken, enerjisinin en yüksek olduğu dönem…
Seksen yıllık bir kurumun neredeyse yarısına tanıklık etmek, o tarihin içinde aktif bir özne olarak yer almak sıradan bir deneyim değildi benim için. Bu, bir meslek hayatından daha çok, köklü bir dönüşümün içinden geçmekti bir bakıma…. Vasatın içinden doğup küresel ölçekte bir güce evrilen bir hikâyeye birebir tanıklık yaptım… Üstelik bu öykü kendiliğinden yazılmadı. Krizlerin, belirsizliklerin ve uykusuz gecelerin içinden süzülerek, adım adım inşa edildi.
Özellikle 2001 krizi…
Salt’ta bankanın gelişimini anlatan videoyu izlerken, dönemin genel müdürü Ergun Özen’in gözlerinin dolduğu, kelimelerin boğazında düğümlendiği o an, aslında bir bankadan çok daha fazlası olduğumuzu derinden hissettiriyordu. Çünkü o duyguyu biz de yaşadık. En zor zamanlarda, krizin en sert hissedildiği anlarda aynı ruhu taşıdık, aynı yükü omuzladık.
Ergun Özen
Bu yüzden o görüntü yalnızca bir anı değildi. Ortak bir hafızanın, birlikte direnmenin ve ayakta kalma iradesinin güçlü bir yansımasıydı. En tepedeki yöneticinin, egosuna sığınmadan, tüm insani kırılganlığıyla hepimizin içinden geçenleri ortaya koyabilmesi, bizi biz yapan ruhu görünür kılıyordu.
Bizler sadece çalışan değildik. Aynı kaderi paylaşan, aynı sınavdan geçen bir bütündük. Genel müdüründen güvenlik görevlisine kadar herkesin aynı sorumluluğu taşıdığı, aynı yükün altına girdiği büyük bir yapıydık. O günlerde damarlarımızda dolaşan yalnızca kan değildi; bizi ayakta tutan, vazgeçirmeyen, sarsılmaz bir inançtı.
Ayhan Şahenk
Banka sahibi rahmetli Ayhan Şahenk’in toplantılarda bize "evlatlarım" diye hitap etmesi, Garanti’nin nasıl bir yönetim anlayışına ve bir sahiplik ruhuna sahip olduğunu anlatmaya yetiyordu. Aileleriyle birlikte yüz binlere ulaşan kocaman bir ailenin parçası olduğumuzu iliklerimize kadar hissettiren büyülü bir sözcüktü “evlatlarım.” Bu söz, sadece bir hitap değil; aidiyetin, sorumluluğun ve birlikte var olmanın en güçlü ifadesiydi.
Garanti’nin farkı tam da burada başlıyordu.
Cesaret… Alışkanlıkları kırma cesareti. Konfor alanını terk etme cesareti.
Sorgulamaktan çekinmeyen, gerektiğinde kendini kökten dönüştürebilen bir akıl… Müşteriyi merkeze........
