menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gerontokrasi: Yaşlılar yönetimi

4 0
latest

Ekrem İmamoğlu, İBB davasındaki savunmasının bir yerinde Türkiye’de siyasetin değer kaybına uğratıldığını anlattı. Bu bağlamda 70 yaş üstü olup bir türlü koltuk bırakmayanlara gönderme yaptı ve bu kişiler için “koltuk düşkünlüğü bir sendrom mudur” diye sordu.

Bu, içinde bulunduğumuz zamanlarda haklı bir soru. Şu anda öne çıkan siyasetçilerin büyük bir kısmı 70 yaşının üstünde. Örneğin ABD’de bir önceki Başkan Joe Biden, 20 Ocak 2025’te ABD Başkanlığı görevinden ayrıldığında 82 yaşındaydı. Şimdiki Başkan Donald Trump, bugün itibarıyla 80 yaşında.

Şu anda seçim yarışının sürdüğü Brezilya’da da benzer tartışma öteden beri yaşanıyor. Öne çıkan adaylardan Luiz Inácio Lula da Silva (kısaca Lula) 80 yaşında iken, başlıca rakibi Jair Bolsonaro 71 yaşındaydı (önceki seçimi kaybedince şimdi oğlu öne çıktı).

Türkiye’de bu sorun zaten kronik. Cumhurbaşkanı Erdoğan 72 yaşında. En yakın ittifak ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli 78 yaşında. Uzun yıllardır ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanlığı yapan ve zorlama butlan kararıyla makamına geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu 77 yaşında. Altılı masa bileşenlerinin o günlü liderlerinden İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener 70, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise 85 yaşındaydı.

Süleyman Demirel 75 yaşına kadar aktif siyasetteydi. Bülent Ecevit 79 yaşındayken DSP genel başkanlığından ayrıldı. Necmettin Erbakan (84) ise genel başkanlık görevindeyken vefat etti.

Türkiye’de insan ömrünün ortalama 78 yıl olduğu hesaba katıldığında, siyasette bir nevi “ölüm bizi ayırıncaya kadar” esası geçerli gibi.

Gerontokrasi sorunu

Bu durumun siyaset biliminde bir adı var. “Gerontokrasi” deniyor. En yalın biçimiyle “yaşlıların yönetimi” anlamına geliyor.

Yanlış anlaşılmaya karşı hemen şu notu düşeyim: Yaşlı insanların siyasete katılmasında sorun yok. Hatta her yaştan insan siyasal katılımın parçası olmalı. İleri yaştaki insanlar da siyasal haklarını kullanabilir, seçilebilir ve kamusal görevler üstlenebilir. Fakat sorun, siyasal iktidarın belirli bir kuşağın elinde yoğunlaşması ve yeni kuşaklara geçiş kanallarının tıkanmasıdır. Bu bakımdan gerontokrasi, yaşlılıkla ilgili biyolojik bir sorun olmaktan çok, siyasal iktidarın paylaşılması ve yenilenmesiyle ilgili kurumsal bir sorundur.

Gerontokrasinin olası nedenleri

Bir yerde “gerontokrasi” sorunu varsa genellikle beş temel sorun gündeme gelir. Daha doğrusu bu literatürden benim çıkardığım başlıklar bunlar.

Yaşı ilerlemiş kişilerin baskın olduğu yönetimlerde hepsinin birden geçerli olması zorunlu değildir. Yani bunlar evrensel kurallar değildir ama bize sorgulama başlıkları sunar.

Madde madde sıralayayım.

Birincisi psikolojiktir. Gerontokratik eğilimlerin göze çarptığı yerlerde iktidarı bırakmama hırsı da güçlüdür. Malum; siyasal makamlar, insanlara güç, statü, saygınlık ve çeşitli ayrıcalıklar sağlar. Uzun yıllar bu makamlarda bulunan kişilerin bunlardan vazgeçmek istememesi pek de seyrek görülen bir durum değildir. Pek çok kişi için siyaset, kimliklerinin bir parçasına dönüşebilir; kişi o ayrıcalıklara bağımlı olabilir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte toplumsal görünürlüğünü kaybetme, önemsenmeme, yalnızlaşma ve hayatına anlam veren başlıca uğraştan yoksun kalma korkusu gibi psikolojik nedenlerle makamına daha da sıkı tutunabilir. Kişi, başka türlü kendisini var edemeyeceğini düşünür. Bu nedenle koltuğa yapıştıkça yapışır.

İkincisi........

© T24