Vahap Avşar: New York’ta sanat ortamı güçlü, son derece ticari; işleriniz kabul ettirirseniz galeriler de sizi davet eder
Çukurcuma, G-Art Gallery’de bir grup sergisi var. Serginin başlığı ‘Takım Yıldızları’ ya da ‘Ne Yapacağımızı Bilmiyoruz’. Sergi galerinin iki katına birden yayılmış. Katılan sanatçılar Ateş Alpar, Beyza Durhan, Cengiz Tekin, Didem Erbaş, Ergin Çavuşoğlu, Erkan Özgen, İpek Duben, Merve Ünsal, Onur Fendoğlu, Pelda Aytaş ve Vahap Avşar. Vahap Avşar aynı zamanda serginin küratörü. Bunca yıldır (22-23 yıl oldu) sanatçılarla röportajlar, sanat haberleri yaparım, bir kere bile Vahap Avşar’la karşılaşmadım. Evet İstanbul’da birkaç sergisini gezdim ama karşılaşmadım işte. Herhalde kendisinin ABD, New York’ta olması nedeniyle. Hem sergiyi konuşurum hem de kendisini tanırım diye düşündüm. Önceden SALT’ın yayınladığı çok sevdiğim sanatçı Cengiz Çekil kitabıyla birlikte verdikleri Vahap Avşar’ın onunla söyleşisi ‘Cengiz Çekil Okulu’nu da okumuştum. Vahap Avşar, Cengiz Çekil’in 9 Eylül Üniversitesi’nden öğrencisi. Galeri Direktörü Bahar Adan bizi Galeri’de buluşturdu.
Çağdaş Sanat’ın amacı ne? Sanatçının siyasi, ekonomik ve sosyolojik gözlükle etrafımızda olanlara ciddi bir bakış atması, irdelemesi, hatta didik didik etmesi, eleştirel düşünmesi ve sonuçta özgün ve özgür bir biçimde yaratması. Bu sergideki sanatçılar da işte bu eleştirel bakışla bir araya gelmişler. Hem birbirlerine bağlılar hem de çok bağımsız ve özgürler ve hatta yalnızlar. İşte o yüzden de bu dünyanın parçalı yapısını üretimlerini bir araya getirerek bir arada tutmaya çalışıyorlar, bir Takım Yıldızı oluşturmuşlar.
Vahap Avşar ile üst kattan başlıyoruz sergiyi gezmeye. Ona hem küratör hem serginin sanatçısı olarak sorular soracağım.
Vahap Avşar: Sanatçılar ve işleri tamamen bağımsız ama birlikte okundukları için Takım Yıldızı bunlar. Bunlar benim ilişkim olan, işlerini bildiğim sanatçılar. Yani sergi yapayım sanatçı arayayım değil. Zaten düzenli olarak çalıştığım, birkaçına mentorluk ettiğim sanatçılar. Alt başlığı ‘Ne Yapacağımızı Bilmiyoruz’ ise kavramsal çerçevesi. Kavramsal sanatçılar genellikle farklı malzemeler ve farklı kavramlarla çalıştıkları için, bir formülleri olmayan, araştırmaya ya da keşfe yönelik işler ürettikleri için bu alt başlığı uygun gördüm. İronik bir başlık tabii. Ne yapacağımızı biliyoruz, yapacağımız şey, her dönem gidişata cevap vermek. Teknoloji, siyaset, ekonomi, her şey bir devinim içinde değişip duruyor. Biz de kavramsal sanatçılar olarak kendi mağaramızda, kendi bubble’ımızda yaşamadığımız için, toplumdan bağımsız olan şeylere odaklanamıyoruz. Tam tersine, işimiz toplumla, düşünceyle, felsefeyle, siyasetle ilgili. Önümüze çıkan yeni durumlarla da iş üretiyoruz. Yani özetle ne yapacağımızı bilmiyoruz, her gün yeniden baştan başlıyoruz gibi.
- Sanatçıları nasıl saptadınız?
Çoğunlukla İstanbul’da sergi yapma olanağı olmayan sanatçılarla başladık, Doğu’dan, Malatya’dan... Hemen Beyza Durhan’ın işinin önündeyiz. Hacettepe lisans, yüksek lisans doktora mezunu, Şırnak’ta yaşıyor ve çalışıyor. Kolajlar yapıyor ve biyomalzemelerle çalışıyor. Mekâna özgü bir balmumu yerleştirme bu.
Şu duvardaki iki çerçeveli iş Pelda Aytaş’a ait. Kumaş üzerine kendisi işliyor. Diyarbakır’da doğmuş, eğitimini Dicle ve Artuklu Üniversitelerinde almış bir sanatçı. Nakışla yaptığı işler toplumsal hafıza, cinsiyet ve gelenek temelli.
Diğer duvarda Ergin Çavuşoğlu’nun üç işi var. İngiltere’de yaşıyor, burada temsiliyeti yok. Middlesex University’de çağdaş sanat profesörü. Müzelerde işleri var. Sanat pratiğinin merkezinde mekân, eşik hali ve kültürel üretim koşullarıyla ilgili sorular ve sorunlar var. Sanatçılar doğu batı karışık ama en büyük kıstas birlikte çalıştığım, işlerini bildiğim sanatçılar, onlardan bir seçki.
Aşağı inmeden Didem Erbaş’ı görüyoruz. O da sosyo-politik meseleler, coğrafya ve mekânsal dönüşüm ile ilgileniyor.
İstanbul’da yaşıyor ama, Nusaybin Mardin doğumlu sanatçı Ateş Aktar’ın merdiven boşluğunda asılı paslanmış bakır ‘Herkesin Bildiği Sır’ eserini arkamızda bırakıyoruz. Onun aşağı katta da işi var.
Alt katta önce üç büyük çerçeve önünde duruyoruz. Diyarbakır’da yaşayan ve çalışan bir sanatçı Cengiz Tekin’in işleri bunlar. Genellikle fotoğraf ve enstalasyon üzerine katmanlı bir anlatıya sahip Tekin. Fotoğraflar Diyarbakır gerçeğini iyi anlatıyor. Hele bir tanesi tam da makam odalarında makam sahibinin arkasında asılı durabilecek cinsten kapitone deri bir çerçeve. Ancak, çerçeve içinde karakalem ile yapılmış kurşun delikleri var. Anlamlı bir iş. Bir başka iş de TOKİ binaları fonda bir fotoğraf. Vahap Avşar memleketi Malatya’dan yeni gelmiş. Tüm deprem bölgelerindeki kentlerin artık birbirine benzediğini, her yerden TOKİ binalarının fırladığını söylüyor.
Bu konular etrafında........
