menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Orta Çağ Japonya’sında bir savaşçı askeri sınıf: Samurai

11 0
12.04.2026

Samurai cesaret, adanmışlık, intikam, ölüm, şan, şeref imgeleri ile adını andığımız savaşçı bir Japon sınıfı. Filmler, kitaplar, mangalar, animeler, oyuncaklara kadar koskoca sanayiler, sektörler yaratmış ikonik bir imge. Konu ilginizi çeker, çekmez, seversiniz, sevmezsiniz ama Londra’daki British Museum’da sona ermekte olan ‘Samurai’ sergisi müzecilik ve sergicilik anlamında muhteşemdi. Anlatmasam olmaz, yabancısı olduğum bambaşka bir kültürle karşı karşıya kaldım.

Geniş kapsamlı sergi salonuna girince silah kullanmalarıyla ünlü samurai savaşçılarının kılıç ve atlarının nal sesleri, ışık efektleri, duvarlara yansıyan hücuma geçen dörtnala askerler beni savaş meydanının tam da ortasına atıverdi. Bence bir serginin sunumu da böyle bir şey zaten. Sizi içine çekebiliyor mu, çekemiyor mu?

Samurai

Samurai, Japonların ‘bushi’ dedikleri önce askeri, sonra da sosyal bir sınıf. MS 900 yılından beri, Japonya’nın zayıf iktidarlarının yönetiminde aşiretler mi desek, klanlar mı desek birbirleriyle iktidar savaşına tutuşuyorlar ve 1100’lerden itibaren de Japonya’yı bir iç savaş ortamına itiyorlar. Neredeyse bin yıl süren bir savaş ve ortaya çıkan bir savaşçı askeri sınıf... Bu sınıf uzun bir süre sonra siyasi güç kazanıyor hatta daha  sonra içine kadınları da alarak elit bir sosyal sınıfa dönüşen bir Japon ortaçağ gerçeği ortaya çıkıyor. Hükümetler kuruyorlar, bakanlık yapıyorlar, devletin çeşitli kademelerine bürokrat, diplomat olarak atanıyorlar. Hatta sanat, sanat  hamiliği, bilim, edebiyat dallarına da giriyorlar. Ta ki 1867 yılında önce feodalizm sonra da samurai sınıfı kaldırılana kadar. Samurai’lerin komutanlarına ’shogun’ deniyor. Tüm askeri güç onların ellerinde. Yönetimdeki hükümetler zayıf olduklarından ’mikado’ denilen imparatordan daha da güçlü oluyorlar.

Semerler

Sergide savaşçı samurailerin ellerindeki uzun ya da kısa kılıçlardan, kafalarına taktıkları miğferden bile statülerini ve silah kullanmadaki becerilerini anlayabiliyoruz. Bazı miğferlerde Budizm sembolleri savaşçıyı korumak anlamına geliyor. Kuşandıkları kılıçlar, samurai atlıysa kılıcın keskin yeri aşağıya gelecek şekilde takılıyor. Bu kılıca ‘tachi’ diyorlar. Kılıcın uzunluğu kuşananın hünerini gösteriyor. 1200’lerden beri böyle bir kılıç ustalığı zanaatı var. Daha sonraki dönemlerde kılıçların boyu da kısalıyor. Başlarına taktıkları miğferler üzerindeki madalyalar ise savaşta gösterdikleri başarıların göstergesi.

Kılıçlar

Miğferler

Samurai’nin bedenlerine giydikleri zırhlar yayalarda farklı, atlılarda farklı. Eğer altın yaldızlı ise sahibinin yüksek sınıfa ait olduğunu anlıyoruz. Bunlara da ‘haramaki’ deniyor. Yaya askerlerin zırhları daha hafif malzemelerden üretilmiş. Üzerlerindeki deri ve ipek dokuması işçilik, renk kompozisyonu olağanüstü güzel.

Samurai’nin giydiği zırh

Zırhtan el emeği detay

British Museum sergisinde dönemin sosyal atmosferi de yansıtılmış, 14. yüzyıldan kalma dünyanıın en eski tiyatro-müzik gösterisi ‘no’ tiyatrosunda kullanılan maskeler de var. ‘No’ oyunlarında maskeler oyuncuların karakterlerine göre değil, Budizm inancındaki ölüm ve ruhun sonsuzluğunu, nirvanayı simgeleyen prototip maskeler. Maskecilik de yapılan maskeler de babadan oğula geçen bir meslek, bir miras. ‘No’ oyunlarında kostümler pahalı ipek kumaştan ve işlemeli.

Sergide yüksek rütbeli samurailerin, shogunların ya da komutanların evlerinin, salonlarının dekorasyonundan da örnekler görüyoruz. Buradan o dönemde Çin, Kore ve Ryukyu Adalar’ından gelen tabloların, bronz aksesuarların, seramiklerin ve lake eşyaların, üzeri süslemeli paravanların çok makbul olduğunu anlıyoruz.

1540 yılında Japonya’ya Portekizli tüccarlar ve misyonerler tarafından Hristiyanlık getiriliyor. Bazı Samurailer ve onların aşiretleri Hristiyanlığı kabul ederek ticari imtiyaz da elde ediyorlar. Portekizler Japonya’yı sadece Hristiyanlık ile değil ateşli silahlarla da tanıştıran dış ülke.

Yönetimdeki kişiler, samurailer, bir yandan iç savaşla uğraşırken diğer yandan da dışarıdan gelecek saldırılara karşı tedirginler. 1613 yılında Tokugawa Hanedanı’ndaki shogunun İngiliz Kralı VI. James’e gönderdiği hediyeye, Japonlar’ın ne kadar cengâver olduklarını ve askeri güçlerini hatırlatan bir de not eklediğini okuyoruz bu sergide, sanki bir gözdağı...  

Tokugawa Hanedanı askeri üstünlüğü elde ettikten sonra 1600 ile 1850 yılları arasında 250 yıl Japonya’ya dinginlik ve sulh geliyor. Japonya 260 ayrı bölgeye ayrılıyor ve her birinin başına da yönetimdeki shogun’a bağlılıkta kusur etmeyen yöneticiler getiriliyor. Samurai sınıfı toplam nüfusun yüzde onunu oluşturuyor. Samurai olmak kuşaktan kuşağa geçen bir sınıf olarak devam ediyor. Sulh ile birlikte böylece samurai sınıfı da yavaş yavaş savaşçılıktan bürokratlığa evriliyor. Eskinin samuraileri artık sanata, entellektüel uğraşlara, şiire, edebiyata, bürokrasiye yöneliyor. Ancak Japonya uzun süre daha dış ülkelerle ilişkileri ve ticareti sıkı kontrol altında tutmaya devam ediyor. Kadınlar toplumda daha sık görünür oluyor. Sergide çok şık ve lüks tahtırevanlar da görüyoruz hatta hizmetlilerin omuzları üzerinde tahtırevan içinde yolculuk yaptırdıkları soylu kadınların filmini de izliyoruz.

Yüksek rütbeliler bakan ve müsteşar olarak, daha alt rütbeliler memur olarak, samurailer yönetim kadrolarını dolduruyor. Bazıları da diplomat olarak dış ülkelerle ilişkileri geliştiriyor. Değişim ve dönüşümlü olarak iki yılda bir 260 bölgesel baş yönetici (derebeyi diyelim) shogunun makam merkezi, o zamanki adı Edo olan Tokyo’da rotasyona giriyorlar.

1868’de Japonya’da imparator adına yöneten, güçlü bir hükümet görevi devralıyor. Bu yeni döneme ‘Meiji’ diyorlar ya da ‘aydınlanmış hükümet dönemi’. 1870’de samurailerin kalıtımsal sınıfları kaldırılıyor, feshediliyor.  

British Museum’daki bu geniş kapsamlı sergide her hafta 20. yüzyılın sonunda vefat eden Akira Kurosava’nın Rashomon, Seven Samurai, Ran gibi samurai filmleri de gösterimdeydi.

Sergi İkinci Dünya Savaşı sonrası, samurai kültüründen etkilenen çeşitli kitaplar, oyuncaklar, filmler ve dokümanlar ve elbette video oyunları ile sona eriyor.


© T24