menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya Kupası, siyaset ve sınırlar

13 0
previous day

2018 Dünya Kupası’nda Arjantin-Fransa ve Almanya-Güney Kore maçlarını Rusya'nın Tataristan bölgesindeki Kazan şehrinde seyretmiştim. Bu maçları dünyanın dört bir yanından gelen taraftarlar ile izlemek büyük bir keyifti. Dünya Kupası’nın yarattığı atmosfer gerçekten etkileyiciydi. Farklı diller konuşan, farklı ülkelerden gelen insanlar ellerinde rengarenk bayraklarla ama aynı heyecan etrafında bir festival ortamında buluşuyordu.

Bir yandan da Rusya'nın Kırım’ı ilhakından dört yıl sonra düzenlenen bu turnuvanın Rusya'nın uluslararası imajına nasıl katkı sağlayacağı ve sporun siyasi amaçlarla kullanılıp kullanılmadığı tartışmaları sürüp gidiyordu. Günümüzde yaygın olarak kullanılan “sportswashing” (sporla aklama) kavramı o dönemde geniş kitlelerin gündemine girmişti.

Sekiz yıl sonra benzer bir tartışma bu kez ABD etrafında yaşanıyor. 2026 Dünya Kupası her ne kadar ABD, Kanada ve Meksika tarafından ortak düzenleniyor olsa da tartışmaların merkezinde ABD var. Daha kupa maçları başlarken uluslararası basında futbol kadar verilmeyen vizeler ve sınırda yapılan geri göndermeler ve aşırı kontroller haber oldu. Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan'ın vizesi olmasına rağmen ABD’ye gelip havaalanından geri çevrilmesi, İran takımının ve taraftarlarının karşılaştığı belirsizlikler ve takımın Meksika’da konaklamak zorunda bırakılması, bazı ülke taraftarlarına uygulanan seyahat yasakları birçok yorumcuyu aynı sonuca götürüyor: futbola siyaset karışıyor.

Özellikle son aylarda ABD’de yürütülen göçmen operasyonları ve ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi) baskınları, Dünya Kupası bağlamında yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Trump, ikinci kez başkan seçildikten sonra sadece sınır kontrollerini arttırmakla yetinmeyip ülkedeki “undocumented” (belgesiz) göçmenleri sınır dışı etmek için ICE kurumunun bütçesini ve misyonunu önemli ölçüde genişletti. ICE, yaptığı baskınlarda göçmen topluluklara korku salarken pek çok eyalette federal hükumete karşı başlatılan güçlü protestolarda can kayıpları bile yaşandı.

Dünya Kupası başlarken ABD’deki göçmen hakları savunucuları ve bazı sivil toplum kuruluşları, belgesiz göçmenlerin maçlara gitmekten çekinebileceğini ve stadyum çevresindeki yoğun güvenlik önlemlerinin göçmen topluluklarında endişe yarattığını belirtiyor. ABD taraftarının yapısı da konuyu daha ilginç hale getiriyor. Futbol ABD’deki en popüler spor değil. Amerikan futbolu, basketbol ve beyzbolun gerisinde kalıyor; bazı ölçümlerde buz hokeyiyle birlikte ilk dört-beş spor arasında gösteriliyor. Öyle ki tüm dünya ABD’deki dünya kupası maçlarına odaklanmışken ABD kamuoyu NBA’de New York Knicks-San Antonio Spurs basketbol final maçlarına kilitlenmişti. ABD futbol izleyicileri arasında........

© T24