menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yılın ilk 10 gününe, bir 10 yıl sığdı: Dünyanın gündeminde neler var?

24 1
11.01.2026

Diğer

11 Ocak 2026

Lenin’in sıkça paylaşılan sözündeki gibi “bazen onyıllar geçer hiçbir şey olmaz, bazı haftalara ise onyıllar sığar.” Yeni yıla gireli henüz on gün oldu. Bu on günde dünyada yaşanan olağanüstü olayların pek çoğu da ülkemizin çevresinde gerçekleşti ve ulusal çıkarlarımızı doğrudan ilgilendiriyor. Bunlara birlikte bakarak, geçici de olsa bir değerlendirme yapalım:

Halep’te Şam’a bağlı kuvvetler kentin tarihsel olarak Kürt nüfuslu mahallerinden YPG’yi zor kullanarak çıkardı. “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi” (KDSÖY) adına konuşan İlham Ahmed buralardan Fırat’ın doğusuna çekildiklerini doğruladı.

Aynı sırada Avrupa Birliği (AB) Konsey Başkanı Costa ve Komisyon Başkanı Von der Leyen AB adına Şam’ı Esat devrildikten bu yana ilk kez ziyaret ediyordu. Geçici Devlet Başkanı Şara ile görüşmelerinin ardından Von der Leyen Suriye’ye 620 milyon euro tutarında yardım açıkladı.

ABD’nin Ankara (yarı-zamanlı!) Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack geçen yıl sonunda ayaküstü bir uzlaşı kotardığını varsaymıştı. Alelacele o da Şam’a geri döndü ancak yaptığı sosyal medya paylaşımlarının çatışan taraflar üzerinde bir “Trump etkisi” yaratmadığı görüldü.

Dışişleri Bakanı Fidan ise (TRT Haber’de) SDG’yi “dinin değerlerini küçümsemekle” ve “Öcalan’ın talimatlarına uymamakla” suçladı. Her şeyden önce Fidan laik Cumhuriyetin Bakanı olduğunu unutmamalı, bu ayrı. Ama asıl tutarsızlık “terörist” statüsünden devlet başkanlığına sıçramasına izin verilen Şara muhatap alınırken, ki bu yanlış değil, benzer yaklaşımın SDG gibi başkalarına gösterilmemesinde.

Bunların da ötesinde Fidan SDG’yi “kimsenin anlamadığı kavramları anlatmakla” da eleştirirken aynı zamanda“ Öcalan’ın talimatlarını yerine getirmeye” de davet etti. Hukuken Öcalan da terörist. Ayrıca, Fidan’a göre “kimsenin anlamadığı kavramların” müellifi de fikir babası da Öcalan. Anlatılan Öcalan’ın öğretisi. Öyleyse Fidan kime neyi anlatıyor acaba? Muhtemelen içeriye konuşuyor, süreç konusunda iktidar içindeki ayrılıkları dışa vuruyor.

Aynı söyleşide yine Fidan ayrıca, “Kendi doğrusunu kutsayan, başkasının doğrusunu aşağılayan; baktığı yerle kapasitesi arasında irrasyonel boşluklar olan bir örgüt olmaktan çıkmaları lazım. Ben örgütlerin psikolojisini çok iyi bilirim. Belli bir kafaya ulaştılar mı artık bundan dönmek çok zor” diyor. Fidan’ın bu uyarıları Gazze’de HAMAS için de pekâlâ geçerli değil mi?

Erdoğan, aynı anda hem “süreç” yürütecek, hem bölgemizde yaşayan yarısı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan insana Suriye’deki tutumunun doğruluğuna ikna edecek ve hem CHP’yi “İmralı’ya gitmeyerek sürece taş koymakla” suçlayacak. Sürecin adına zinhar “demokratikleşme” veya “Kürt sorunu” denilmeyip, ucu Suriye’ye düğümlenecek. Bunların hepsi bir arada nasıl olacak?

Paris’te 6 Ocak’ta İsrail ve Suriye arasında ABD arabuluculuğunda bir görüşme yapıldı.

Bu görüşmeye Suriye’yi temsilen Dışişleri Bakanı Şeybani ve İstihbarat Şefi Salame; İsrail tarafından Vaşington Büyükelçisi Leiter, Netanyahu’nun Askeri Müsteşarı Gofman ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Vekili Reich; ABD’den ise Barrack, Özel Temsilci Witkoff ve Trump’ın damadı Kushner katıldı. Witkoff ve Kushner’in İsrail’in “Türkiye yanlısı” bulduğu Barrack’ı “marke etmek” üzere görevlendilirdikleri anlaşılıyor.

Varılan anlaşmaya göre İsrail ve Suriye üçüncü bir ülkede (Amman) bir “ortak iletişim hücresi” kuracak. Bunun amacı diplomatik angajman, önleyici istihbarat paylaşımı, askeri tırmanmanın önlenmesi (“deescalation”) ve ticari fırsatların incelenmesi olacak. ABD de gözetmen olarak faaliyete katılabilecek. Sözü edilen “ticari fırsatların” babında GolanTepeleri ve Hermon Dağı eteklerinde kış sporları gibi turistik faaliyetler, gümrüksüz saha gibi ortak bir yönetim geliştirilmesini öngörüldüğü belirtiliyor.

Anlaşmanın hemen ardından İsrail kuvvetleri sınır boyundaki Dürzi nüfus ağırlıklı bölgede Kuneytre civarında yeni bir yerleşim merkezine girerek bayrak dikti.

Bu üçlü görüşme dışarıdan keza Paris’te bulunan Fidan tarafından da izlendi.

Trump’ın Venezuela müdahalesinin yan etkisi İran’da görüldü. İsrail yeni yıla girilirken Hizbullah’a yönelik yeni bir kapsamlı harekâta hazırlanıyor ve Netanyahu Florida’da Trump’ı İran’a saldırmaya ikna etmeye uğraşıyordu. Trump, İran rejimine göstericileri öldürmemek uyarısında bulundu. İsrail de hamlelerini askıya aldı.

İran’da halk kitleler........

© T24