menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

12 Mart 1971’den bugüne… Güvenli devlet ve tekinsiz ülke

65 0
12.03.2026

Bir devlet hem güvenli hem de tekinsiz olabilir mi?

Eğer güvenli olmanın bedeli özgürlüklerden vazgeçmekse, olabilir. 

Hele güvenin ve tekinsizliğin ne olduğunu bağımsız zihinler değil de devlet otoriteleri tanımlıyorsa ve bu tanım geniş halk kitleleri tarafından hiç üzerine düşünülmeden kabul görüyorsa daha da kolay olabilir.

Bu ülke güvenli devlet fikriyle 12 Mart sayesinde tanıştı ve çoğulcu demokrasiye, özgürlüklere olanak tanıyan bir anayasadan fikren uzaklaşmaya, farklı görüşlerden olan siyasetçilerin ülke sorunlarına ortak çözümler bulma olasılığından kuşku duymaya ilk o zaman başladı.

Sokaklardaki anarşi öylesine bir boyuta gelmişti ki devletin yürütmede güçlü bir otoritesi olması gerektiğine ikna olma yoluna ilk o zaman girdi.

Meclisteki anlaşmazlıklar o kadar ayyuka çıkmıştı ki eşitlikçi bir koalisyon yerine merkezi bir liderliğin daha güvenli olacağı hissine ilk o zaman kapılmaya başladı.

Dünyadaki iki süper güç arasında çekiştirilen ülkede sokaklarda sağ sol çatışmaları yüzünden her gün gençlerin öldüğü bir kaos ortamında yaşanan politik çözümsüzlükler, parlamenter sisteme güveni azaltmaya ve “güçlü lider” isteğini beslemeye ilk o zaman başladı.

O güne kadar dünyanın en özgürlükçü anayasasına sahip olmakla övünen ülke, artık “özgürlük mü yoksa güvenlik mi?” diye sormaya ilk o zaman başladı.

Ve bu soruya en yanlış cevabı verdi.

Güvenlik uğruna, özgürlük ve bağımsızlık taleplerinden usul usul vazgeçti.

Bugün o soruya verilen o yanlış cevabın sonuçlarını en ağır şekilde yaşıyor.

12 Mart itibariyle “güçlü devlet” fikrine ikna olan, 12 Eylül’den sonra artık o özgürlükçü 61 Anayasası’na dönüp bakmayan, asker tarafından dayatılmış 81’ Anayasası’nı değiştirme vadiyle iktidara gelip ülkeyi külliyen anayasasız bırakacağı baştan belli bir otoritenin tehditlerini öngöremeyecek hale gelen bir çoğunluğun tercihiyle “güvenli devlet”le birlikte “tekinsiz” sisteme tam anlamıyla kavuştu.

Güvenli devlet tekinsizdir çünkü;

Devletin siyasal ve hukuki düzeninde güvenliğin, özgürlüklerden ve demokratik denetimden daha öncelikli hale gelmesi tehlikelidir.

Güvenli devlet modelinde tüm toplumsal ve siyasal sorunlar bir tartışma ve uzlaşma alanı değil “güvenlik tehdidi” olarak tanımlanabilir.

Devlet sistemi korumak için olağanüstü yetkilere, geniş bir gözetim hakkına ve güçlü bir yürütmeye sahip olmayı kendinde hak görür.

Güvenli devlette polis ve istihbarat yetkileri geniştir.

Sık sık olağanüstü hukuk araçları kullanılır.

Rahatça sıkıyönetim ve olağanüstü hâl ilan edilir.

Geniş terör yasaları çıkartılır.

Karar alma yetkisi yürütme organında toplanır.

Polis, istihbarat ve asker, siyaset üzerinde daha çok etkili olur.

Toplum devlet tarafından daha yoğun biçimde izlenir. Terörle mücadele adı altında özgürlükleri tartışma alanı daraltılır hatta yok edilir.

12 Mart 1971’de yani bundan tam 55 yıl önce güvenli devlet fikriyle tanışan ve güvenlik uğruna bağımsızlığından, özgürlüklerinden, adalet taleplerinden usul usul vazgeçmeye alışan bu toplum, bugün halkına hiç güven vermeyen bir devletle baş edebilecek gücü hâlâ “güçlü liderde” aramaya devam ediyor. Ve bu arayış güvenli devlet yapısının elini güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor

Belki de;

Güvenli devletlere değil özgürlükçü sistemlere, güçlü liderlere değil iyi kalpli yöneticilere ve güce ya da güvene değil adalete kıymet veren insanlara ihtiyacı olan şu dünyada korkunun egemenliğinden çıkmanın tek yolu cesur olmak değildir; sadece korkmamak yeterlidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


© T24