Not defterimdeki sofralar: Kanlı kokteyl, saç çıkaran sos, altın değerinde sirke…
Kanlı kokteylin gerçek formülü
Bloody Mary içkisinin adının nereden geldiği konusunda iki tez birbiriyle itişiyor. Bazı bar tarihçileri, bu içkinin adının İskoçya Kraliçesi Mary’den ilham alındığını öne sürüyorlar. Buna neden olarak da bu içkinin 1920 yılında ilk kez kraliçe tarafından tadıldığını gösteriyorlar.
Diğer teze göre ise Şikago’da “Bucket of Blood” adlı barda çalışan Mary adlı kız, bu ünlü kokteylin adına ilham oluyor. Hangisinin doğru olduğu hakkında kesin bir kanıt yok. Ama kokteylin malzemeleri konusunda ise fikir birliği var. Gerçek Bloody Mary formülü şöyle: 150 ml domates suyu, 50 ml votka, 25 ml limon suyu, 5-6 damla Worcestershire sosu, kereviz tozu (bulamazsanız normal tuz), karabiber. Bütün bu malzemeler iyice karıştırıldıktan sonra birkaç damla da Tabasco (acı seviyorsanız daha fazla) koymanız gerekiyor. Tabii ki buzu unutmamanız lazım. Bazıları bu kokteylin içine kereviz sapı batırmayı, malzemeleri bununla karıştırıp her yudumdan sonra biraz ısırmayı severler. Ben de bu gruptanım.
Zaman içinde bazı yenilikçi barmenler bu muhteşem kokteylin içine soğuk et suyu, taze bayırturbu, ketçap gibi malzemeler katsalar da bu girişimlere pek rağbet edilmedi.
Bloody Mary severler, bu kokteylin insanı birçok dertten kurtardığını, geç bir kahvaltıdan sonra içmenin daha doğru olacağını öne sürerler. Geç kahvaltıda içilecek Bloody Mary’nin içine bir yumurta sarısı atmanızı, daha sonra sosla lezzetlenen yumurta sarısını ağzınızda patlatıp bir yudum kokteyl eşliğinde mideye göndermenizi öneririm.
Konuşurken çubuğunuzu sallamayın
Yıllardan beri Uzak Doğu yemeklerini çubukla yemeye çalışırım ama bir türlü başarılı olamam. Özellikle eriştelerin iki çubuğun arasından kayıp gitmesine engel olamam. Oysa Çinliler dört bin yıldan beri yemeklerini bu çubuklarla yiyorlar. Aslında bu çubuklar başlangıçta tavadaki yemekleri ayırmakta kullanılırdı. Yani bıçağın yaptığı işi yapıyordu. Bunun nedeni de Konfüçyüs’ün bıçak gibi öldürücü aletlere karşı çıkmasıydı.
Bu çubuklar önceleri altın, gümüş, fildişi ve yeşim gibi değerli madenlerden yapılırdı. Tahmin edeceğiniz gibi bu değerli çubuklar zengin sofralarında kullanılırdı. Fakirlerin çubukları ise bambudan yapılırdı. Zaman içinde bu değerli çubuklar çeyiz sandıklarına kalktı ve bütün sofralarda bambu çubuklar kullanılmaya başlandı. Japonlar ise bu çubuklar için çeşitli ağaçları kullandılar ve çubuklar dayanıklı olsun diye onları cila ile........
