İstanbul'u kül eden sebze
Şu patlıcan beni delirtiyor. Lezzeti ile değil. O da delirtir ama benim derdim başka.
Yaz ayları gelip, patlıcanlar mor mor sökün edince, kendimi tutamam, neredeyse her öğünde patlıcan yerim.
Hem de bir tabak, ardından bir tabak daha. Sonra bir hoş olurum.
İki duble rakı içmişim gibi kafam dönmeye başlar. Bazen neşe, bazen hüzün basar.
Sonradan öğrendim ki patlıcanın içinde nikotinin yanı sıra, insanı hoşlaştıran başka maddeler de varmış.
Araştırdım, gördüm ki patlıcan yiyince kafası karışan tek ben değilmişim. Geçmişten gelen yaygın bir söylentiye göre, çok patlıcan yiyen melankolik oluyormuş. Anadolu'nun bazı yörelerinde, garip davranışlarda bulunanlara neden "Patlıcan Delisi" dendiğini şimdi anlıyorum.
Patlıcan Delileri sadece bizde mi? Değil tabii ki! 16. yüzyılda, İngiltere'de patlıcana bu özelliğinden dolayı "Mad Apple-Deli Elma" denirmiş ve üretimi bir süre yasaklanmış.
İtalya'da da patlıcanın insanları delirttiğine inanıldığı için ekimine sınırlama gelmiş.
Fransa'da ise yüksek ateşe ve sara hastalığına neden olduğu gerekçesiyle, 1700'lü yılların ortasına kadar mutfaklara sokulmamış.
Patlıcana toz kondurmam, onun için bu kadar dedikodu yeter.
Başta da dediğim gibi patlıcanı çok severim. Patlıcanı sevmeyenin sofrasına oturmak istemem. Sadece ben mi?
Türklerin çoğu da bu yaz sebzesine aynı sevgiyi besler. Ben diyeyim 100, siz deyin 200. Bu kadar çok patlıcan yemeği çeşidi vardır Türk mutfağında.
Patlıcan üretiminde Çin ve Hindistan'ın ardından dünya üçüncüsü olmamız da bunun kanıtlarından biridir.
Patlıcan yemeklerini saysam sayfada yer kalmaz. Onun için benim favorilerimden bazılarını sıralayayım:
Tabii ki karnıyarık. Ama patlıcanın zeytinyağında kızartılması kaydıyla.
Karnıyarık
Soğanı bol imam bayıldı. Onu da önden kızartmak lazım. O zaman beni de bayıltır.
Hünkârın beğendiğini ben nasıl beğenmem!
Alinazik'in (alanazik diyenler de var), patlıcanla yapılan bir başyapıt olduğunu kim inkâr edebilir ki!........
