menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurtarıcı yanılsaması: Kahramanlar neden bizi mutlu etmez?

37 0
31.05.2026

Çok kahraman yarattık biz. Çoğundan nefret ettik sonra…. Yaşı kemale erenlerin çok iyi bildiği, bu toprakların en köklü ve en tanıdık döngülerinden biridir: Birilerini büyük umutlarla göklere çıkarır, bizi yarı yolda bıraktıkları için onlardan nefret ederiz.

Oysa asıl mesele, o kahramanların bizi yarı yolda bırakması ya da kusursuz olamamaları değildir. Asıl mesele, bizim yaşadığımız mutsuzluktan, umutsuzluktan ve yoksulluktan çıkış biletini bir başkasının eline tutuşturma kolaycılığımızdır.

Toplumsal hafızamız, kendi hayatının öznesi olmaktan yorulan ya da korkan kitlelerin, tüm sorumluluğu tek bir figüre devretme hikâyeleriyle dolu. Yoksulluğun getirdiği çaresizlik veya geleceksizliğin yarattığı umutsuzluk derinleştikçe, kolektif akıl yerini bir “kurtarıcı” arayışına bırakır. Birisi gelecek, sihirli bir değnekle yapısal sorunları çözecek, adaleti tesis edecek ve bizi bu karanlıktan çıkaracaktır. Bu beklenti, kulağa ne kadar teselli edici gelse de aslında bir toplumun kendine kurabileceği en büyük tuzaktır.

Üstelik bu körü körüne teslimiyet, sadece sorumluluğu devretmekle kalmaz; o figürlerin kusurlarına, kişisel ikballerine ve bazen sadece sevilmek, övülmek için sergiledikleri şovlara hatta yolsuzluklara karşı da bizi körleştirir. Aslında o kadar da küçük olmayan sinyalleri, “Aman şimdi bunu eleştirmenin sırası mı?”, “Süreç zarar görmesin” ya da “Gemiyi limana yanaştırsın da sonra bakarız” diyerek bilerek yok sayarız. Oysa binlerce kez gördük ki; eleştiriyi ertelemek, kahramanın şahsi hırslarını halının altına süpürmek, günün sonunda ödenecek faturayı büyütmekten başka işe yaramaz.

Bu körleşme, modern siyasetin biçim değiştirmesiyle daha da tehlikeli bir boyuta ulaştı. Artık siyasi kampanyalar, toplumsal programların tartışıldığı zeminler olmaktan çıkıp tamamen birer parıltılı reklam kampanyasına dönüştü. Yeni dönem politikacıları, halkın dertlerine derman arayan birer kamu görevlisi gibi değil, adeta sahnede ışıklar altında parıldayan birer “rock yıldızı” gibi davranıyor. Alkışlanmak, hayran olunmak ve kitleleri peşinden sürüklemek arzusu; toplumsal faydanın önüne geçiyor.........

© T24