Nairobili Z kuşağı bir erkek ve e-demokrasi
Sosyal medya. Hani başta, Facebook’un atası MySpace ile blogdan çıkmıştık da herkesin aynı anda karşılıklı bilgi üretip, paylaşıp, erişebileceği, yönetenle yönetilenin aynı seviyede buluşacağı, özgür tartışma araçlarıyla ne de demokratik bir siber alan vaat eden sosyal medya. Bazılarımız bu demokratik vaade inandı, bazılarımız bunun bir fantezi olduğunu tartıştı, bazılarımız da bu alanları nakde çevirmenin peşindeydi.
Son grup en başarılısı oldu. İlk grup hüsrana uğradı. Benim dahil olduğum, kullanıp, gözlemleyip e-demokrasi tartışmayı seven ikinci grup için ise bu alan her gün yeni malzeme üretmeye devam ediyor. İki hafta önce sosyal medya platformunda nefes almak için profil bilgimde yalancılık teşebbüsüm de veri güvenliği ve açık veri boyutunda bir e-demokrasi tartışmasına döndü.
Doğum yılı değişir mi?
Karşındakinin zekâsı yapaysa evet. Hikâye de böyle başlıyor. Önce bir adım geri atalım. Son dönemde bilimsel araştırmaların sayıları ve bulguları artınca, salyaları akmaya başlayan (peri)menopoz endüstrisi sosyalde asabımı bozmaya başlamıştı. Biri ortaya bir şey atıyor, bir anda birçok ülkeden 3 dilde de aynı içerik aynı acayip tarzla defalarca karşıma çıkıyordu.
Algoritmayı şaşırtmak işe yaramadı çünkü bunlar organik videolar değil, hedef kitleleri belirlenmiş, ona göre parası ödenmiş pazarlama içerikleriydi. Yaş grubun peri menopoza uygunsa kaçışın yoktu.
Ben de profilimde doğum yılımı değiştirmeyi denedim. Gerçekten de yeni yılı kaydedebildim. Değiştirme nedenini soran bir pop-up bekliyor insan ya da en azından bir klasik “are you sure?” da hak etmiyor mu gerçekten bu güncelleme? Yok. Bir anda 2000 doğumlu oluverdim. Dakikalar içinde de o istemediğim videolardan kurtulmuştum işte. Keyfim yerine geldi.
Bir kere profili şaşırtıp işe yarayınca oyuna devam ettim. Önce erkek oldum. Tüm güzellik, cilt bakımı vs videolarından da kurtuldum. Hatta 20liklere içimden önerilerde bulundum yok şekerim onu sürme sen doğalını kullan diye. Derken........
