menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hasan İzzettin Dinamo’nun edebiyat anıları: Şaire zulm ile abâd olanın…

34 0
05.07.2026

Türkiye’nin 1940’lı yıllarındaki edebiyat ortamını zamanın tanıklarından dinlemek isterdim ya şimdilerde böyle bir şansım yok artık. 40’lı yıllara tanıklık için hiç olmazsa ‘Cumhuriyet’ rejiminin akranı olmak gerekir ki bu da şimdilerdeki tanığın yüz yaşında olması demektir. Neyse ki önümde, “leyleğin yuvadan attığı kuşlar” neslinin zamanına tanıkların anılarını okuyabilme seçeneği var, kendimi şanslı saymalıyım. Bu anı seçeneklerimden biri de Hasan İzzettin Dinamo (1909-1989)’nun İkinci Dünya Savaşı’ndan Edebiyat Anıları (De Yay., 1984) kitabıdır. Kırk yıl önce yayımlanmış bu kitaptan burada söz edişim, kitaptaki handiyse yüz yıl öncesinin bugünler için de gündemden düşmemiş olması nedeniyledir.

1940’lı yıllar ve dönemin edebiyatı… Her yanda, dünyanın siyasî ve askerî dengelerini değiştirecek ikinci büyük savaşın darbeleri hissedilirken kurucu önderinden yoksun Türkiye, ‘ikinci adam’ cumhurbaşkanıyla yeni on’lu yılına başlayacaktır. Devir İsmet Paşa devridir ve her şey ‘Milli Şef’ devletinin sıkı kontrolü altındadır, özellikle de ‘edebiyat’ elbette. Dinamo’nun cümlesiyle “Yazar olduğumuzdan bizi izleyen herhangi bir polis ya da yanımızdan geçen kulağı delik bir kişi, bizi mimleyebilir, başımıza bela açabilirdi.” yılları… Önceki on yılın kurucu-koruyucu şemsiyesi dağılmış, yazarlar yuvadan atılan yavru kuşlardır artık; bundan böyle her biri uçmayı kendisi başaracaktır. Köyden kente göçle başlayan işçi sorunları, yoksulluk ve iktidar baskısı, önceki on yıl kutsallarının önüne geçmiştir. Faşizm, bir heyula olarak dünyayı dolaşmaktadır. Burnumuzun dibine gelmiş Almanya’nın başındaki Hitler, dünyayı ve dolayısıyla da Türkiye’yi dizayn etme kaygısındadır. Orta Asya’dan onca badirelerle getirdiği türlü birikimiyle yüzyılın ilk çeyreğinde kendi Cumhuriyet devletini kurmuş Türkiye’nin kültür politikalarına Hitler’in propaganda bakanı Gobbels’in ayar vermeye çalıştığı yıllardır 40’lı yıllar. İşte bu yıllar, Dinamo’nun deyişiyle “İsmet Paşa’nın başına tebelleş olduğu Halk Partisi iktidarları, bütün bu dev kayguları bir yana bırakmış, Türk yazarlarını, şairlerini kovalamağa çalışıyor” olduğu yıllardır.

Edebiyatımızın 40’lı yıllarına dair ‘tekmil’ bir kitap varsa da ben göremedim. Modernizmin Yansımaları: 40’lı Yıllarda Türkiye (Efil, 2022) adlı çalışmada ‘edebiyat’ bahsi yok, ilginç! Zamanın tanığı başka edebiyatçıların da yazdıkları değerli elbette ancak Acılı Kuşak (Çağdaş Yay. 1977), bu dönem için önemli bir kitaptır. Gazeteci/yazar, Mehmet Kemal’in “Anılar, Söyleşiler, Denemeler” alt başlığıyla yayımlanan bu kitabı okunmaksızın anılan dönemin edebiyatı anlaşılamaz görüşündeyim. Sabiha Sertel’in, Cumhuriyet dönemi ekli Roman Gibi kitabını da anmadan geçmeyeyim. Zamanını, “Ayranı üfleyerek içtiğimiz bir dönemdi.” cümlesiyle özetleyen Dinamo’nun bu dönemi anlatan yazısını, ‘anılar’ kitabından önce Çetin Yetkin’in Siyasal İktidar Sanata Karşı (Bilgi Yay., 1977) kitabında okumuştum. Yetkin’in, önceki ve sonrakiler yanında Dinamo hakkında önemli bilgiler edindiğim kitabını, yolunda arpa boyu yol alamamış bu ülkenin politika ve edebiyat ilgililerine öneririm.

“Savaş [İkinci Dünya Savaşı/ HÖ] öncesi günlerde, orduda subay üniforması Alman üniformasından esinlenerek biçimlendirilmişti. Savaş taktik ve stratejimiz Alman yöntemlerine göre ayarlanmıştı. Kısacası, çıkacak savaşı Almanların kazanacağına inanıyorduk. Kaldı ki Almanlar geleneksel dostumuz da değil miydi? C.H.P.’nin yarı faşist tutumunu da bu tabloya eklemek gerek. Bu tablonun doğal sonucu, yurt içindeki faşist girişimlere, savaşta Almanların yenik düştüğü anlaşılıncaya değin, olanaklar tanımak, buna karşılık da anti-faşist ve solcu gelişmeleri var gücümüzle bastırmak olacaktı.” Dinamo’nun, edebiyat çevrelerinde olup bitenlerle ilgili anlattıklarının arka planını özetleyen bu cümleleri Yetkin’in kitabından (s. 33) aldım. Andığım kitabın “Sanıklar, Hükümlüler, Sabıkalılar” (s. 101-109) bölümündeki “Şaire İşkence: Hasan İzzettin Dinamo” kısmı tüyler ürperticidir. Şiir yazdığı için bir insana yapılan işkenceler, ‘it yese kudurur’ ayarındadır, anlatmaya dil varmaz. Dinamo’nun “Ant” (1970) dergisinde yayımlanan anılarını Yetkin, kısaltarak kitabına almış.

Okuyanları bilir, Dinamo’nun ‘edebiyat anıları’ kitabı, “1939 yılı ilkyazında Ankara Sivil Cezaevi’nden tahliye edilerek İstanbul’a geldim.” cümlesiyle başlar. Kitap, hepi topu........

© T24