Meşruiyet, muhalefet ve 'atalet momenti': Özel ve ekibi şimdi ne yapmalı?
Butlan kararının getirdiği sarsıntının devam etmesi iyidir. Hatta ne kadar devam ederse o kadar iyidir. Son kertede demokrasiye dönük bir yargı müdahalesinden söz ediyoruz. Üstelik yargı kararının çok ciddi sorunlar içerdiği konusunda hukukçular uzlaşmış bulunuyor.
Sarsıntının sürmesi kararın kitleler tarafından, kamuoyu tarafından, siyasal toplum tarafından benimsenmediğini, içselleştirilmediğini, bir zamanların çok meşhur tabiriyle, karara/duruma ‘alışılmadığını’ gösteriyor. Bu hal, siyasal bilincin dışavurumudur ve o bilincin belli bir düzeye geldiğinin işaretidir.
Mevcut kararın başka ve çok tehlikeli bir boyutu daha var: siyasetsizleştirme, klasik tabiriyle depolitizasyon. Direnmek toplumun siyasetten kopmadığını, yani apolitikleşmediğini gösterir. Apati yani duyarsızlık kazanmadığını kanıtlar. O bakımdan elbette yerindedir. Ama depolitizasyon çok karmaşık bir kavramdır ve farkında olmadan siyaset yaptığını sananları da kapsar. Her depolitizasyon siyasal toplumun felçleştirilmesi olduğundan, bazen siyaset yaparak bir mesafe kaydettiklerini sananlar yanıldıklarını sonradan şaşarak görürler. Hareket kavramının en önemli unsuru olan mesafe almayı başaramamış, yerlerinde saymışlardır. Yani fizik değimiyle ‘atalet moment'ine (moment of inertia) düşmüşlerdir. Geriye hiçbir sonuç doğurmayan boş bir eylem kalmıştır.
CHP’ye dönük mahkeme kararıyla ortaya çıkan durumun en büyük riski budur ve bu risk şu anda iki tarafı da tesiri altında tutmaktadır. Açıklayayım.
Butlan kararı fiilî bir güce sahiptir. Çünkü benimsenmese de bir hukuk kararıdır. Fakat bu kararın bir de ‘öteki’ anlamı var: Öyle bir maksat taşımadığı söylense de kararla birlikte CHP büyük bir sarsıntıya sürüklenecek, belki bölünecek yani ‘ana muhalefet partisi’ devre dışı kalacak. CHP’nin atıl kalmasıyla doğan boşluk büyüyerek tüm muhalefeti saracak ve sarsacak. Öylelikle, Türkiye’de siyaset, muhalefetsiz bir ortamda cereyan edecek.
Bir siyasal düzlemde eğer muhalefet yoksa orada demokrasinin bulunduğundan söz edilemez. Belki bin kere yazdığım temel ilkeyi bin birinci kere yazmakta beis yok: İktidar her rejimde mevcuttur, muhalefet sadece demokrasinin erdemidir. Demokrasi, muhalefetin iktidardan daha önemli olduğu bir yönetim tarzıdır. Çünkü, muhalefetle iktidar kısa sürede yer değiştirebilir, muhalefet partisi iktidar olabilir.
Şu anda, CHP’ye ‘bir muhalefet partisi olarak’ hamle yapılmıştır ve o hamle CHP’yi çok ciddi bir bölünmenin eşiğine getirmiştir. İtiraz edilebilir ve denebilir ki mahkeme sadece yanlış olan bir kararı iptal etti, yanlış bir duruma yargı müdahale etmeyecek miydi, gerisi partiye aittir; ortada bir demokrasi sorunu değil bir parti içi sorun bulunuyor. Bu akıl yürütmeyi kabul etmek olanaksız. Bir kere yargının kararı tartışılıyor; ikincisi, siyasetin bizzat yargı tarafından korunan bir masumiyeti vardır, yargı siyasetle mahkeme düzeyinde muhatap değildir, özel hukuk çerçevesinde onu ele alabilir.
İkincisi, yargının siyasete bu şekilde müdahalesi fiilen belirttiğim anlamı taşır. Çünkü,........
