menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Profesör olmak iyi ders anlatmaya yeter mi?

33 0
01.04.2026

Bugün size Birleşik Krallık Yükseköğretim Mesleki Standartlar Çerçevesi’nden (UKPSF) bahsetmek istiyorum. Bu mekanizma öğretmenin ve öğrenmenin hangi koşullarda gerçekleştiğine bakıyor. Ülke genelinde bunun ortak bir dil üzerinden konuşulmasına olanak sağlıyor ve ‘iyi eğitimci olduğunuzu nasıl bilebilirsiniz’ sorusuna cevap niteliğinde.

Aslında demek istediğim, bir konuyu çok iyi bilmek, onu iyi aktardığınız, geleneksel deyişle ‘öğrettiğiniz’ anlamına gelmiyor. Mesela ‘ebeveyn olmak için ehliyet alsınlar’ diyenleri duymuşsunuzdur; UKPSF de aslında zorunlu tutulmamakla birlikte bir nevi öğretmenlik ehliyeti. Sınıfta kaza yapmamanız için size araçlar sunuyor. Ben bu standartların Türkiye’deki üniversitelerde de uygulanmasını istediğim için bu yazıyı yazmak istedim. Ya da eğitimciler için kaynak olabilir. Öğrenciler derin bir nefes alabilir.

Marmara Üniversitesi’ndeki Pedagojik Formasyon Birimi’nden haberdarım; fakat pedagojik farkındalık Türkiye akademisinde beklenen bir koşul değil. Bu yüzden de isteyen hoca istediği şeyi yapabilir durumda, sözüm meclisten dışarı. Ben de bu duruma öğrencilik ve meslek hayatımda şahit olmuştum.

Özellikle yine bu coğrafyada yaşça ve unvanca ilerideyseniz ve erkekseniz nereden geldiği belli olmayan otomatik bir saygı görüyorsunuz, çalışmalarınızın içeriğine bakılmaksızın. Vatkalı gibi olan ceketler de hala işe yarıyor bunun için. Fakat işte keşke eğitimin özüne odaklanabilsek…

İngiltere akademisinde UKPSF sürecini yaşamak ve bu belgeleri (iş görüşmelerinde) sunmak akademisyenlere avantaj sağlıyor. Ben daha çok işin özünden, eğitim-öğretimde belli bir........

© T24