Olur ama bu kadarı olmaz ki!
Türkiye’nin önemli bir kesimi Kurban Bayramı tatilini Kemal Kılıçdaroğlu fenomenini tartışarak geçirdi. Politik, sosyolojik, ekonomik, patolojik analizler yapıldı. Ülkenin tüm psikologları Freud’cü, Lacan’cı, davranışsalcı, varoluşçu vb. bakış açılarından Kılıçdaroğlu’nun yaptıklarını inceden inceye tartıştılar.
Çoğu kez “İnsan nasıl olur da böyle bir şey yapabilir?” sorusuyla başlayan bu analizler, “Olur ama bu kadarı olmaz ki!” türünden hayret nidalarıyla sonuca bağlandı.
Tartışmalara ağır bir eleştirel üslup egemendi. İşin en anlamlı yanı, yıllar yılı “Bay Kemal”i en sert kelimeler ve ırkçı-mezhepçi göndermelerle yerden yere vuran AKP yanlısı medyadan çıt çıkmıyor, Bay Kemal’in konuşmaları canlı olarak yayınlanıyordu!
O zaman bazı şeyler aydınlanıyor, Türkiye’de siyaset zeminini çökerten bu büyük depremin arkasında kim ve kimler olduğunu anlamaya başlıyordunuz!
Politik operasyon
Evet, gerçekleri açıkça görmekte yarar var: Kılıçdaroğlu’nun yargı silahıyla ana muhalefet partisi CHP’nin başına getirilmesi, AKP’nin varlığını borçlu olduğu demokrasiye ihanet sürecinin son halkasıdır! Kılıçdaroğlu’suz CHP’nin birinci parti........
