İran-ABD Mutabakat Muhtırası: Şeytan ayrıntıda gizli, İsrail memnun değil, anlaşma pamuk ipliğine bağlı
Anlaşma Batı’da memnuniyet yarattı ama her iki tarafta da eleştiriler var
Trump son iki ayda belki 30 kez İran’la anlaşmaya çok yakın olduklarını öne sürmüş, İran Trump’ın açıklamalarını yalanlamış, ortada bir anlaşma olmadığını iddia etmişti. Ama Trump’ın bu kez doğru söylediği anlaşıldı. Önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif mutlu haberi verdi, sonra her iki taraf anlaşmayı teyit ettiler. En nihayet Trump ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan 17 Haziran’da kameralar karşısına geçerek metni ayrı ayrı imzalayıp görüntülerini yayınladılar.
Trump imzayı G-7 zirvesi yemeğinde diğer devlet ve hükümet başkanlarının huzurunda imzalayarak övgü aldı. Ancak hem ABD tarafında hem İran tarafında anlaşmanın muhalifleri var. Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi içinde azımsanmayacak bir kesim İsrail’le beraber anlaşmadan memnun değil. Bunlar İran’a taviz verildiğine inanıyorlar.
İran’da da sertlik yanlılarının anlaşmadan memnun olmadıkları biliniyor. Dini lider Müçteba Hamaney başlangıçta anlaşma konusunda farklı görüşleri olduğunu, ancak Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve onun başında olduğu ulusal güvenlik konseyinden İran halkının çıkarlarının korunacağı konusunda güvence aldıktan sonra imzalanmasına izin verdiğini açıkladı. Bir anlamda sorumluluğu Pezeşkiyan ve ılımlılara yükledi.
Çok bilinmeyenli bir denklem
Trump ve Pezeşkiyan tarafından imzalanan mutabakat metni nihai bir barış anlaşması değil. 14 maddelik metinde ayrıntı yok, genel bir çerçeve çizilmiş. Bu şekli ile bir mutabakat metni sayılır. Zaten adı da Mutabakat Muhtırası (Memorandum of Understanding-MoU).
İmzalanan muhtıraya göre tarafları barışa götürecek ayrıntılar, özellikle nükleer meseleyle ilgili ayrıntılar 60 gün içinde müzakere edilerek sonuçlandırılacak. Gerekirse bu süre uzatılacak.
Nükleer mesele gayya kuyusu. Bu meselenin kolay kolay ne 60 gün içinde, ne de birkaç ay zarfında sonuçlanması beklenmemeli. Obama döneminde P5 1’le (veya P3 E3) İran arasında yürütülen müzakereler yıllar sürmüştü. 2015’te imzalanan, kısaca JCPOA kısaltmasıyla bilinen bu anlaşma İsrail’i memnun etmemiş, Trump iktidara gelince ABD 2018 yılında anlaşmadan çekilmişti.
Bu kez Trump İran’dan istediklerini alabilecek mi, bu meçhul. Özellikle İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun ne olacağı konusunda rivayet muhtelif. İran’ın bunu imha etmeye hazır olduğunu iddia edenler de var, zenginleştirilmiş uranyumun inceltilerek sivil amaçla kullanılacağını öne sürenler de var. İran nükleer silah sahibi olmamayı taahhüt etmiş bulunuyor ama sivil nükleer enerjiden vaz geçmiş değil. İşte zurnanın zırt dediği yer de burası. Zenginleştirilmiş uranyumu imha etmez ve tesislerini uluslararası denetime açmazsa yeni bir savaşın çıkması işten bile değil.
Şeytan ayrıntıda gizli
İran füzeleri, vekil örgütler ve yaptırımlar konularında da muğlaklıklar söz konusu.
Daha önce ABD tarafından savaşın hedefleri arasında gösterilen, İsrail’i ve bölgedeki dost Arap ülkelerini tehdit eden balistik füzelerin imha edilmesi ve vekil örgütlere verilen destek gibi meseleler metinde yer almıyor. İran özellikle füzeler konusunda taviz vermek istemiyordu. Bu konular müzakerelerde mi ele alınacak, yoksa gri alan olarak ortada mı bırakılacak, henüz belli değil.
Vance, perşembe günü gerçekleştirdiği basın toplantısında önemli olanın İran’ın elindeki füzelerin sayısı değil, rampalar ve fırlatma kapasitesi olduğunu, bunların büyük ölçüde imha edilmesi nedeniyle bölge ülkelerinin daha güvenli........
