Bir Atina seyahatinde düşündüklerim
Diğer
26 Aralık 2025
Doğu Akdeniz, Suriye ve Gazze’de kritik günlerden geçiyoruz. Son günlerde olan bitenler yeteri kadar sinirlerimizi germiyormuş gibi, Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali Ahmed el-Haddad’ın uçağının Ankara’dan kalktıktan hemen sonra Haymana yakınlarında düşmesi hepimizi düşüncelere gömdü.
İçinde Genelkurmay Başkanı’nın yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanı dahil toplam beş yüksek rütbeli Libyalı subayın ve üç mürettebatın bulunduğu Malta bayraklı kiralık özel uçak ilk açıklamalara göre bir kaza sonucu yere çakıldı. Ama El-Haddad’ın Türkiye ile yakın ilişkileri bulunan Trablus’taki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin temsilcisi olması nedeniyle kafalardaki kuşkuların kolayca silinmesi mümkün olmayacak. Umalım uçağın düşüşü başka bir nedenden dolayı değildir.
BM tarafından Libya’nın meşru hükümeti olarak kabul edilen Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında altı yıl önce imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması Yunanistan’ın tepkisini çekmeye devam ediyor. Zira bu anlaşma, Türkiye’nin Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sahibi olmasına Meis adasını kullanarak set çekmeye çalışan Yunanistan’ın iddialarını dikkate almadan, küçük bir çizgi üzerinde Türkiye ve Libya’nın MEB’lerini buluşturarak, bu çizginin kuzeyindeki geniş deniz alanlarını Türkiye’ye ait gösteriyor.
Yunanistan’ın Meis adasını kullanarak koca Anadolu yarımadasının 200 millik açık deniz sahalarındaki haklarını yok sayma girişimi akıl alacak gibi değil. Ama komşumuz Yunanistan bunu hep yapıyor. Karasularında da aynı maksimalist hesapların peşinde. 12 mil karasuları ile Ege’de Türkiye’yi sahil şeridine hapsetmeye çalışıyor.
Yunanistan, Türkiye-Libya anlaşmasına karşı 2020 yılında Mısır’la apar topar bir anlaşma imzalayarak Türkiye’nin önünü kesmeye çalıştı. Ancak, Türkiye-Mısır ilişkilerinin en kötü olduğu bir dönemde dahi Mısır anlaşmayı imzalamakla beraber küçücük Meis adasına dayanarak Yunanistan tarafından üzerinde hak iddia edilen geniş Akdeniz sahaları konusunda ona beklediği desteği vermedi.
Buna karşılık, Tobruk’ta konuşlanan Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Trablus hükümeti arasında imzalanan anlaşmayı onaylamadığı için anlaşmanın geçerli olup olmadığı konusundaki tartışmalar hiç bitmedi. Hatta Temsilciler Meclisi’ni destekleyen Halife Hafter güçlerinin (Libya Ulusal Ordusu) kontrolü altındaki bir bölge mahkemesi anlaşmayı iptal dahi etti.
Ancak bunlar Yunanistan’ın hiçbir zaman tatmin etmedi. Elindeki AB kozunu sonuna kadar kullanarak bir yandan Ulusal Mutabakat Hükümeti üzerindeki baskıyı artırmaya, diğer yandan Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’nden anlaşmanın geçersiz olduğu yolunda bir karar çıkartmaya çalıştı.
Bu çabalar 5 Aralık’ta Yunanistan’a davet edilen Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’e Dışişleri Bakanı Gerapetritis ve Meclis Başkanı Kaklamanis tarafından baskı yapılmasıyla zirveye tırmandı. Ama istenen sonuç alınamadı. Akile Salih Yunanlıların bekledikleri açıklamayı yapmadığı gibi, tam tersine, Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı Misbah Duma Kaklamanis’e tepki göstererek “Yunan yetkililerin, özellikle son olarak Meclis Başkanı Kaklamanis’in Libya’nın içişlerine müdahale ve ulusal egemenliğinin açıkça ihlal edilmesi yönündeki tekrar eden çağrılarının şaşkınlık ve üzüntüyle karşılandığını” ifade etti. Misbah Duma, Libya’nın tam egemen bir devlet olduğunu hatırlatarak “Devlet tarafından akdedilen anlaşmalar, uluslararası hukuk ve normlara tabi egemen kararlardır ve hiçbir ülke Libya’ya bunları onaylama veya iptal etme konusunda emir verme hakkına sahip değildir” dedi.
Türkiye ile Trablus hükümeti arasında imzalanan anlaşmadan bu yana köprülerin altından çok sular aktı. Baştan Mısır ve Rusya’nın arka çıktığı Bingazi’de konuşlu Hafter güçleri Türkiye’nin desteklediği Trablus hükümetini yıkmak için büyük bir saldırıya girişmişti.
Türkiye, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin düşmesine ramak kalmışken Hafter güçlerini SİHA’lar kullanarak püskürttü. Bozguna uğrayan Hafter geri çekilmek zorunda kaldı.
Daha sonraki süreçte Mısır’la Türkiye’nin ilişkileri normalleşti. Bunun ardından beklenmedik bir şey oldu, Hafter’in Türkiye ile ilişkileri hızla düzeldi. Hafter’in oğulları Türkiye’yi ziyaret ettiler, iş bağlantılar kurdular. THY yıllar sonra Bingazi’ye uçmaya başladı. Türk donanma gemileri bu kış Bingazi limanında demirlediler. Türkiye artık Libya’da iki tarafla da iyi ilişkileri olan bir bölge gücü rolünü oynuyor. Libya Temsilciler Meclisi’nin Ankara ile Trablus arasında imzalanan anlaşmayı olumlu gözle incelediği ifade olunuyor. Bakarsınız yakında onaylar.
Yukarıdaki gelişmelerin Yunanistan’ı hiç memnun etmediğini tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok. Libyalılardan umduğunu bulamayan Yunanistan Doğu Akdeniz’de bir süredir Türkiye’ye karşı İsrail’le ve belki de Fransa ile bir ittifak arayışındaydı.
Yunanistan’da seçimlere 15 ay kalmışken Mitsotakis hükümeti için işler iyi gitmiyor. Yunan çiftçileri ekonomik kötü gidişi ve AB’den gelecek yardımları alamamalarını protesto etmek için günlerdir traktörlerle yolları bloke ediyorlar. Yunanistan’da kiminle konuşsanız........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar