Çanakkale varken efsaneye gerek yok
Cep telefonlarıyla büyüyen, ama aslında küçülen dünyamızda olup bitenler, artık anında veya kısa süre sonra ekranımızda. Son zamanlarda, herkesin bildiği gelişmeler yüzünden acı ve keder ağır basıyor. Bunları dengelemek, hiç değilse bir süreliğine unutmak için de herkes kendince, sosyal ve maddi durumu elverdiğince çeşitli yollar buluyor. Maya takvimine göre 2075 yılı civarında kıyamet kopacağı için, insan genç nesillere üzülüyor daha ziyade. Her zamanki gibi sağlam parası-pulu olanlar uzay istasyonlarında insan ve hayvan türünü devam ettirecek ama; acaba dünya tarihinin en azından taşınabilir arşiv ve külliyatının ne kadarı buralara transfer edilebilecek? Suni zekâyla tarih-geçmiş canlandırmaları yapıp takipçi kovalayan kardeşlerimiz, biraz bu asıl problemle ilgilense çok daha isabetli olur kanaatimce.
Dün 18 Mart’tı. Tabii yine Çanakkale en önemli gündem maddesiydi. Konuyla ilgili epey çalışmış biri olarak, yine ister istemez gazetelere, TV kanallarına, sosyal medyaya göz attım. Maalesef aynı ve hattâ daha büyük maddi hatalar, yapay zekayla kotarılmış berbat görüntüler, şişirilmiş laflar… Hürriyet gibi bir marka (tabii bir zamanlar) gazete bile “111 Yıl Boyunca Dinmeyen Gurur” başlığı atmış. Olumlu bir duygu için “dinmeyen” kelimesini kullanmak artık nasıl bir Türkçeyse… Yine devletin resmî haber ajansı Anadolu Ajansı, muharebelerden tabii Türk tarafından orijinal fotoğraf serisi paylaşıyor. Güzel. Ancak seçilenler arasında Türk siperlerini bombardımana tutan........
