Varlığımızı yıldızlara mı borçluyuz?
Bilim insanları son günlerde Westerhout 51 (W51) bölgesinde bir yıldız doğumunun Webb Uzay Teleskobu (JWST) tarafından görüntülendiğini rapor ediyorlar. Daha önce Optik teleskoplar ile böyle bir yıldız doğumuna tanıklık edilmemişti.
JWST’in optik teleskoplardan farkı onun evrene kızılötesi gözlerle bakıyor olmasıdır. Bu kızılötesi gözler ona gaz ve tozdan oluşan yoğun bulutsularda yeni doğan yıldız yavrularını görebilme şansı vermektedir.
Westerhout 51 (W51), Samanyolu galaksisi içinde ve Dünya'dan yaklaşık 17,000 ışık yılı uzaklıkta bulunan devasa bir bulutsudur. Yaklaşık 350 ışık yılı genişliğinde olan bu bulutsu, yıldız doğumlarının gerçekleştiği, çok yoğun bir bölge olarak tanımlanıyor.
Şimdi bilim insanları, James Webb Teleskobu sayesinde, bu yıldız oluşum bölgesinde yeni doğan yıldızların yanısıra genç ve büyük kütleli yıldızları izleyerek yıldız oluşum mekanizmalarını incelemeyi amaçlıyorlar.
Bir yıldız nasıl doğar?
Bizim evren hikayemizde ilk yıldızlar Büyük Patlama’dan 200-300 milyon yıl sonra ortaya çıkıyordu.
Bunu, doğanın bize sunduğu ipuçları ve kendi geliştirdiği teleskoplarla evrene bakan insan aklının anlatısında görüyoruz.
İlk yıldızlar ortaya çıkmadan önceki süreçte evren karanlık çağ olarak bilinen bir evreden geçmektedir. Her yer karanlıktır; ortam hidrojen ve helyum gazları ile doludur ve madde parçacıkları, karanlık maddenin çekim etkisi altında bir araya toplanırken evren genişlemesini sürdürür.
Evren hala sıcaktır ama genişlemenin etkisiyle soğumaya devam etmektedir. Soğuma devam ettikçe toz ve gaz bulutları büyür, büyüdükçe sıkışır ve "nebula" olarak adlandırdığımız oluşumlar ortaya çıkar. Nebula........
