menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye düğümü ve Maduro saldırısının Ankara’ya düşündürdükleri

51 1
08.01.2026

Diğer

08 Ocak 2026

Adına “çözüm süreci” denilmesine bile gerek duyulmayan sürecin keyfekeder ya da bir siyasi kararla başlatılmadığını, o gün bu sürecin başlatılmasına neden olan Suriye başlığının bugün de sürecin önündeki en önemli sorun alanı olduğunu sahadaki gelişmeler anlık olarak bize gösteriyor.

Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’nin yönetimini eline alan ve kuzeyi kontrol eden SDG ile 10 Mart Mutabakat'ı adı verilen anlaşmaya imza koyan Şara yönetimi ve HTŞ, Halep’in bazı mahallelerinde operasyon başlatmış durumda.

SDG’nin kontrolündeki farklı bölgelere de operasyon yapılması planlansa da ABD’nin bölgedeki varlığı, şimdilik bu duruma engel oluşturuyor.

Ancak artık Şam yönetimi ile SDG arasındaki iplerin neredeyse kopma noktasına geldiğini söylemek mümkün. 10 Mart mutabakatını uygulaması için yıl sonuna kadar süre verilen SDG yetkilileri, her fırsatta, Şam yönetiminin bir anlamda Esad yönetimine benzer, İslami karakterli bir rejim kurmayı hedeflediğini, uzlaşmaya yanaşmadığını vurguluyor.

Buna karşılık, Şam’dan yapılan açıklamalarda SDG, uzlaşmaya yanaşmamakla, özerklik istemekle, petrol bölgelerinin ve sınırların kontrolünü vermek istememekle suçlanıyor.

Şam yönetiminin Ankara etkisi nedeniyle, bu çerçevenin dışına istese de çıkması kolay değil. Ankara, özerklik anlamına gelebilecek herhangi bir adım atılmaması konusunda net. Kırmızı çizgi olarak SDG bünyesindeki YPG’nin Suriye ordusuna bütünüyle entegre edilmesi ve merkezi yönetim gösteriliyor.

* * *

Ankara, bu konudaki tutumunu haftalardır gösteriyor. SDG, 10 Mart mutabakatını uygulamaya zorlanıyor ve aksi takdirde bölgeye operasyon yapılması dahil seçeneklerin masada olacağı vurgulanıyor.

Bu seçeneklerden biri de Şam yönetiminin SDG’ye yönelik başlatacağı olası askeri operasyona Türkiye’nin de etkin biçimde destek vermesi.

Bu desteğin Şam yönetiminin elini güçlendirdiğine kuşku yok.

Ankara hem bu olası operasyonların maliyetini hem de olası bir operasyon halinde İsrail’in alacağı tutumu hesaplıyor.

Kolay bir denklem değil.

* * *

Bir yandan Suriye’ye yönelik hesaplar yapılırken diğer yandan çözüm süreci devam ediyor. TBMM’de kurulan komisyonun raporunu hazırlaması, TBMM’nin de daha sonra hem silah bırakan PKK’lıların dönüşü hem de cezaevlerindeki PKK’lılar konularında düzenleme yapması bekleniyor.

Ancak Suriye’deki çözümsüzlük tablosu sürerken bu adımların nasıl atılacağı belirsiz.

Zira Millî Savunma Bakanlığı, ardı ardına yaptığı açıklamalarda örgütün silah bırakmasının sadece PKK’nın değil YPG’nin de silah bırakması anlamına geleceğini anımsatıyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, YPG de silah bırakmadan adım atılamayacağını defalarca söyledi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, gerekirse zorla Suriye’deki düzenin tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor.

AKP ve MHP’nin TBMM’ye sunduğu raporlarda, düzenleme yapılması için örgütün bütün unsurlarının silah bırakması gerektiği vurgulanıyor.

Süreç, aslında Suriye’ye odaklı…

* * *

Uluslararası hukuku ayaklar altına alarak Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçıran ABD’nin Suriye tutumu da çözümsüzlük sorununun........

© T24