menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geçmeyeceğini sandığın zaman ve bir yılın ilk günü

50 1
01.01.2026

Diğer

01 Ocak 2026

Günler kısalır, günler uzar ve bahar gelir eninde sonunda.

Hiç geçmeyecek gibi gelen günler biter…

Herkes sağlıklı, herkes bir arada, herkes bildiğin ve tanıdığın gibi, herkes alışkanlıkla oturduğu koltukta olduğu için mi özler insan geçmişi?

O geçmişin yaşandığı gün bir arada, sağlıklı, tanıdığımız gibi gördüklerimiz de özlüyor muydu bir başka geçmişi peki?

Çocukluktan başka şey değil özlenen, gerisi çocukluğun dipnotları…

Çocuk olabilmişse, o kadarcık bir hak verilmişse eğer…

* * *

Yaşayanların, hele ki çocukluğu denk gelenlerin çok özlediği dünlerde, birilerinin işkencede öldürüldüğünü, idam edildiğini, birilerinin gençliğinin cezaevinde çürütüldüğünü bilmediğimiz zamanlarda, bütün bir ülkenin daha saf, kötülüğün bile daha temiz olduğunu düşünürdük.

Kötülük varmış ve miras bırakılırmış gerçekten, bilmiyorduk.

Temizliğin ve asıl saflığın gündelik yaşamdaki o masum çaba, bu kadar talan edilmemiş bir memleket, börtü böcek, ceviz ağaçları, kiraz ağaçları, ırmaklar, denizler, çocuklar, en çok çocuklar ve ellerindeki üç beş oyuncaktan ibaret hayatlar olduğunu da bilmiyorduk.

* * *

Zuhal Olcay, sözünü ettiğimiz 1980’lerde TRT’de yayınlanan “Gecenin Öteki Yüzü”nde, kızıyla kaldığı otelin merdiveninde durup, pencereye bakıyor.

Yılbaşı günü…

“Kar yağıyor” diyor…

Durup izliyorlar birlikte…

80’lerin gündelik hayatının saflığı kadar derin ve temiz diziler de…

* * *

O günlerden bugünlere, derinlik git gide azalırken, karmaşa git gide arttı elbette.

Posta kutularını sadece faturalar dolduruyor artık, zarflar, iyi bir yıl temennileri, zarif ve sitemkâr “özlem” dilekleri yazılı simli kartlar çoktan tarih oldu.

Çerçevelerde eski kalabalık günlerin resimleri…

Kimse hiç ölmeyecekmiş gibi, herkes hep kendi kalacakmış gibi sıkıldığımız günlerin hayaletleri…

Boş odalar, boş salonlar, yabancı masalar, yankılanan, anımsanmak istenen, unutmamak için çabaladığımız sesler…

* * *

Bu karmaşanın getirdiği hoyratlık, her yere sirayet ediyor elbette.

Arkadaş bildiklerine sirayet ediyor.

Bir cenazeye sirayet ediyor.

Bir doğuma, bir ölüme, bir kalıma sirayet ediyor.

O bulanıklık bulaşıyor her tarafına, kendisine........

© T24