Çin, ABD’yi; Türkiye kendisini teknolojide ve rekabette nasıl geri düşürdü?
Diğer
10 Şubat 2026
Son dönemde hem ABD’de hem Türkiye’de bazı sektör temsilcileri uluslararası piyasalarda rekabet edemediklerini, ihracatlarının düştüğünü vurguluyorlar.
Bu nedenle ABD’de yükseltilen gümrük tarifelerinin maliyetleri yükselttiği vurgulanıyor ve itirazlar yükseliyor. Trump politikaları sıkça eleştiriliyor. Türkiye’de ise uygulanan döviz kuru politikasına eleştiriler artıyor. Bu politika ile TL’nin değerlendiği ve rekabet gücünü düşürdüğü şikayetleri var.
Başlıkta ifade ettiğim gibi, ABD ve Türkiye benzer ekonomik sorunlar yaşıyor. ABD, Çin ve bazı diğer Asya ülkelerine karşı teknolojide ve rekabette 1990’lardan başlayarak geri düşmeye başladı. ABD bunun farkındaydı. Ekonomik ve siyasi önlemler almaya girişti.
Türkiye, 1990’lar sonuna ekonomide istikrarsızlıklar yaşayan ve fakat atılımlar yapamamış bir ülke olarak geldi. Aynı durum 2000’lerde de devam etti; sonuçta ülke teknolojide ve rekabette geri düştü. Ancak, ABD’den farklı olarak görece geri düştüğünün yeterince farkına varamadı.
Türkiye’deki iktidarlar verimliliğe, teknolojiye, rekabete hiç odaklanmadı. Odaklanmak ne demek, bu konular ilgi alanlarına girmedi bile. İktidarlar, dönemlerini hep iktidarlarını sürdürmek için yollar aramakla geçirdiler. Bu yollar toplumsal ilerleme bakımından yanlış olsa bile.
Halbuki, başta ABD ve Çin olmak üzere, yönetim biçimleri ne olursa olsun, diğer ülke iktidarları genellikle böyle davranmadılar. Toplumsal ilerleme ve refah için yollar aradılar. Belki ABD’de Trump iktidarları bu çizginin bir ölçüde dışına çıkmıştır diyebiliriz.
Peki, ülkelerin teknolojide atılımlar yaptığını, verimliliği yükselttiğini ve daha iyi rekabet edebildiğini nasıl anlarız? Bu konularda birçok gösterge var. Ancak en somut ve bileşik gösterge ülkelerin ve sektörlerin uluslararası piyasalarda aldığı paydır. Nasıl?
Şöyle; uluslararası piyasalar genellikle tam rekabetçi değildir; aksak rekabet, oligopolistik rekabet vardır. Bu piyasalarda bir ülkenin veya bir şirketin orta uzun vadede aldığı pay, büyük ölçüde o ülke veya şirketin teknolojik ve rekabetçi gücünü gösterir.
Bu yazıda amacım öncelikle ABD, Çin ve Türkiye gibi 11 ülkenin toplam ve sektörel mal ihracatlarının toplam dünya ihracatı içindeki paylarını ele almaktır. Bu paylardan ve bunların zaman içindeki seyrinden hareketle, ülkelerin teknoloji ve rekabet güçlerini açıklamaya çalışmaktır.
Bu bağlamda Türkiye’nin durumunu diğer ülkelerle karşılaştırınca yazık dedim.
Tablo 1’de toplam dünya mal ihracatı ve bu ihracat içinde ele aldığım 11 ülkenin paylarının son 24 yıldaki seyri görülüyor. Örneğin toplam mal ihracatı değeri 2001’de 6,2 trilyon dolar iken, 2024’te yaklaşık dört kat artarak 24,5 trilyon dolar olmuştur.
Bu değerlerin içinde hem miktar etkisi, hem fiyat etkisi vardır. Örneğin, 2022’den 2024’e ihracat değerinde düşüş görünüyor. Bu düşüşün nedeni, büyük ölçüde, Covid-19 salgını nedeniyle 2022’de fiyatların yüksek olmasından, 2024’te ise fiyatların artmamış, hatta gerilemiş olmasındandır.
Tabloda toplam dünya ihracatı içinde ülke payları da yüzde olarak yer alıyor. Bu payların orta uzun vadede büyük ölçüde teknolojik ilerleme, verimlilik ve bunların sağladığı rekabet gücü ile belirlendiğini kabul ediyoruz.
Uluslararası piyasalardaki ülke payları elbette birçok başka unsurdan da etkilenir. Örneğin, ekonominin büyüklüğü (ki nüfus önemlidir), ülkenin yüksek ithalat yapan büyük ülkelere yakınlığı, ihracat için verilen teşvikler bu unsurlar arasında belirtilebilir.
Ancak yine de orta uzun vadede belirleyici olan teknolojik ve rekabetçi güçtür. Örneğin teşvikler kısa sürede etkili olabilir, ama orta uzun vadede belirleyici olamaz. Çünkü teşvikler uzun süre rekabet eder hale gelemeyen sektörler için devam edemez, sürekli zarar yazdırır.
Yüksek ithalat yapan büyük ülkelere yakınlık da yine başlangıçta olumlu katkı yapabilir, ancak süregiden bir olumlu katkı olması için ülkenin diğer uzak ülkelerle rekabet edebilmesi gerekir. Burada Türkiye-AB örneğini verebiliriz. Türkiye AB ülkelerine olan yakınlığının olumlu etkisini görmüştür, ama Çin, Kore, Vietnam gibi ülkelerin rekabeti nedeniyle bu etki giderek azalmıştır.
Ekonominin büyüklüğü de, ölçek ekonomileri etkisi nedeniyle, başlangıçta olumlu katkı yapar. Ancak orta uzun vadede olumlu katkı tek başına yapamaz. Örneğin, Tablo 1’deki ülkelerden Hong Kong, Tayvan, ve Malezya’nın nüfusu ve ekonomisi Türkiye’ye göre küçüktür, ama ihracatları Türkiye’den çok daha........
