menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’ı Anlamak 1: Tüm dertlerin sebebi o “kahrolası” petrol!

48 0
03.03.2026

Bugün Pazartesi Yazısı yok. Malum sebepten.

Coğrafyamız yangın yeri ve ben bugünden başlayarak hafta boyu yazacağım birkaç yazıyla size İran’ı, daha doğrusu İran tarihini anlatmak istiyorum.

Kronolojik yahut son 120-130 yılın tamamını kapsayarak ilerlemeyeceğim. Kırılma noktalarını anlatmaya çalışacağım.

Bugün meselemiz petrol. Hani bazen “Yahu şöyle bir 300-500 kilometre kuzeyde çıksaydı şu meret de bizim memleketimiz de petrol zengini olaydı…” diyoruz ya. Bizi Allah korumuş da petrol çıkmamış bu topraklardan. Birazdan anlatınca göreceksiniz.

Başlayalım.

1800’lerin sonlarındayız. Kahramanımız bir arkeolog. İsmi Jacques De Morgan. 1891’de Fransa Kültür Bakanlığı tarafından İran’a kazı yapmaya gönderiliyor. Ülkenin güneybatısındaki Şuş kentinde yapıyor kazılarını. Paha biçilemez tarihi eserler çıkarıyor. Asurlular, Keldaniler, Sasaniler… Dönem dönem, katman katman paha biçilemez tarihi eserler pek tabii ki Batı’ya kaçırılıyor. Bugün bir kısmı Louvre Müzesi’nde…

Fakat kazılar esnasında bir şey dikkatini çekiyor De Morgan’ın. Taşların rengi, yapısı… Uzmanlığı bu alanda olmamasına rağmen Fransız arkeolog anlıyor ki bu topraklarda damar damar, çok sayıda petrol yatağı var.

İran’a birkaç kez daha gidip geliyor, örnekler alıyor De Morgan ve ülkesine dönünce ülkenin güneybatısındaki petrol yataklarıyla ilgili bir makale yayımlıyor. Yıl 1894, makalenin çıktığı yayın Paris Madencilik Dergisi.

Aslında petrol İranlılara yabancı değil. Halk neft dediği bu zifir maddeyi gece lambalarında, evlerin izolasyonunda filan kullanıyor. Fakat De Morgan’ın makalesi yayımlanınca ortalık birbirine giriyor. Birden tüm gözler İran’a çevriliyor.

Meseleye ilk “uyananlardan” biri bizim mesleğe çok uzak bir isim değil: Baron Julius De Reuter. Evet, doğru bildiniz. Reuters ajansının kurucusu.

İran yönetiminden elde ettiği imtiyazla “Imperial Bank of Iran”ı kuran Baron Reuter hemen bankanın altına bir de maden şirketi ekliyor. Lakin işler istediği gibi gitmiyor. Baron bir türlü kârlı bir petrol yatağı bulamıyor. 1899’da ölünce bu petrol işi havada kalıyor. Hiçbir şirket kârlı bir yatak bulunup bulunamayacağından emin olunamayan böyle bir işe para yatırmaya yanaşmıyor.

İşte bu noktada devreye bir başka karakter giriyor. Üstelik bu kişi bizim “buralardan”:  Petrol fırsatını duyunca İran’a göçüp bu işlerin peşinden koşmaya karar veren İstanbul’un Ermeni cemaatinden Antoine Kitapçıyan. Sadece 22 yaşında, broker’lık yapıyor ve muhtemelen kendine bu işlerin piri bir başka Ermeni’yi, Sarkis........

© T24