menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yorulmadık mı?

4 0
yesterday

Saat 01:30

Yatakta sağdan sola dönmekten sıkılınca “sadece iki dakika” diyerek o malum “sosyal medya” kapağını açtınız. Cin şişeden çıktı. Bir bakıyorsunuz hayatınızda hiç görmediğiniz, muhtemelen dünyanın öbür ucunda yaşayan birinin 2018'deki düğün fotoğraflarında, baldızının giydiği ayakkabının markasını araştırıyorsunuz. Oradan o ayakkabı markasının Instagram hesabına geçtiniz, orada bir modelin tatil fotoğrafına tıkladınız, o fotoğrafın çekildiği oteli aratıyorsunuz.

Saat 05:00 oldu bile!

Bu kaotik yolculuğa çıkmak için bilinçli bir karar verdiniz mi? Hayır.

Sadece izlediniz.

Ama mesele tam da bu değil mi? Artık biz izlemiyoruz. Sürükleniyoruz. Doomscrolling adı verilen bu sürüklenme bitmeyen bir aşağı kaydırma hali. Sonu olmayan bir içerik akışı. Ama bu sadece bir alışkanlık değil aynı zamanda bir yorgunluk üretim makinesi. Çünkü bu akışın sonunda hissettiğimiz şey merak değil, bilgi değil, haz hiç değil olsa olsa tükenmişlik hali. Akademi buna daha net bir isim veriyor: Social media fatigue. Yani sosyal medya yorgunluğu.

Görünmez bir baskı: Hep orada olmak

Dijital dünya bizden tek bir şey istiyor, görünür olmak. Paylaş. Yorum yap. Tepki ver. Taraf seç. Katılmadığın her sessizlik, sistem tarafından bir tür “eksiklik” gibi kaydediliyor.

Sanki bakmak yetmez, dokunmak, var olmak yetmez, izlenmen gerekiyor. Bu, klasik bir iletişim düzeni değil. Bu, bir performans rejimi aslında.

Dijital hayaletler: Lurker’lar

İşte tam bu noktada geride duran bir grup insan var onlara “Lurker” deniyor. Onları sessizce orada olmalarından tanıyorsunuz. Sosyal medyada hiçbir şey paylaşmayan, yorum yapmayan, sadece izleyenler. Onların yaptığı internetin gürültüsüne karşı bir direnme şekli, zihinsel korunma yöntemi aslında.

Çevrimiçi toplulukların neredeyse %90’ını oluşturan bu görünmez çoğunluk, bir zamanlar dijital dünyanın en konforlu pozisyonundaydı, onlar izliyorum ama dahil olmuyorum diyordu. Bugün ise bu konfor çöktü. Çünkü artık bir sorunumuz var, siz ekrana bakmıyorsunuz, ekran size bakıyor. Algoritmalar!

Algoritmik kaygı

Lurker olmanın o eski, “ben sadece bakıyorum” masumiyeti artık yok. Çünkü sistem artık sadece ne yaptığınızı değil, neye baktığınızı da kaydediyor. Her duraklama. Eye tracking yani göz hareketlerinizle tespit ediliyor, her geri dönüş. Her yarım saniyelik tereddüt. Bunların hepsi bir profile dönüşüyor. Ve o profil sizinle konuşuyor “Bunu almadan nasıl yaşadın? “Bunu yapmıyorsan geri kalıyorsun.”,“Herkes bunu biliyor, sen bilmiyorsun.”

Gua Sha taşları, Air fryer tarifleri, ergonomik masaj aletleri, menopozdayım ama ölmedim tavsiyeleri, saç düzleştiriciler, on iki adımlık Kore cilt bakımı setleri, longevity takviyeleri,10 dakikada göbeğinizi inceltme… Bu yaşıma kadar Gua Sha taşı olmadan nasıl yaşamışım bilmiyorum ama onsuz yaşamaya devam ediyorum.

Sistem size üç şeyi fısıldıyor. Birincisi eksiksiniz. İkincisi geride kalıyorsunuz. Üçüncüsü herkes biliyor, sadece siz bilmiyorsunuz. Klasik bir manipülasyon üçgeni ama o kadar iyi paketlenmiş ki reklamdan değil, içgüdünüzden geldiğini sanıyorsunuz. Varlığından haberdar bile olmadığınız şeyler, bir anda eksikliğe dönüşüyor. Öyle ki bu noktada mesele artık ihtiyaç değil kaygı üretimi oluyor.

Dijital doygunluk: Artık fazla

Bir zamanlar sosyal medya “bağlantı”ydı. Bugün ise doygunluk. Her şey fazla, görüntü fazla, duygu fazla, hayat fazla, bilgi fazla. Ve bu fazlalığın bir adı, information overload. Yani zihnin kaldırabileceğinden fazla içerik. Bu da hiçbir şeyin gerçekten hissedilmeden, hazmedilmeden tüketilmesine neden oluyor. Üzücü bir video izliyorsunuz, beş saniye sonra komik bir reel geliyor. Öfkeleniyorsunuz, hemen ardından bir yemek tarifi. Duygular birbirini silip geçiyor ve siz giderek daha az şeye tepki veriyorsunuz. Bu bir duyarsızlık değil. Bu, aşırı uyarılmadan gelen uyuşukluk. İnsanlık hallerine terimler üretmek kolay ama insanlığı bu hallerden kurtarmak veya korumak çok daha zor. Seni içine çekmek için tasarlanmış bir kapı gibi bu sistem. Ancak dijital dünyadan kaçış yok artık!

Ama, gerçekten yorulmadık mı?

 

 

 


© T24