menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mardin ruhundan butlan realitesine: Ne yerdeyiz ne gökte yine!

31 0
25.05.2026

Geçen hafta sonu 7. Mardin Bienali vesilesiyle son bir ayda ikinci kez Mardin’deydim. Her gidişimde, Yukarı Mardin’den saatlerce ufuk çizgisini izler, insanın en sert gerçekliklerin kenarından masalsı bir evrene nasıl saniyeler içinde kaçabildiği sorusu üzerine epey düşünürüm. Son seferde fark ettim ki bu sene bienale katılan sanatçılardan şehre özgü yeni iş üretenler neredeyse benzer sorular üzerinden bir ilişki kurmuş Mardin’le. GÖKzemin, birbirine uzak sanılan dünyalar arasında sessiz ama katmanlı geçitler açmak açısından samimi bir çaba. Kurguda gedikler var, bazı yerleştirmeler oryantalist önermeleri tetikliyor ama kavramsal çerçeve Mardin ruhuyla maharetle buluşturulduğu için yine de merakla sürükletiyor sizi arkasından.

Sınırlı sürede biraz fazla hızlandırılmış biçimde bienal mekanları arasında mekik dokurken, yaşadığımız zamanı tarif eden en kuvvetli şeylerden ikisinin coğrafi sınırların manasızlığı ve çok şeye sahip olarak kaybettiğimiz “asıl şeyler”in yası olduğunu tekrar tekrar duyumsadım.

Küratör Çelenk Bafra’nın bienalin kavramsal pusulasını anlatırken kurduğu cümleleri Türkiye’nin dört gün önce üzerimize çöken son politik buhranıyla kendi ilişkimi tanımlamaya çalışırken virgülüne noktasına dokunmadan ödünç alabileceğimi bilemezdim. Ya da aslında tersine, tam da tüm olasılıkların kuvvetli farkındalığı içinde zihnim bu cümleleri seçti:

“GÖKzemin benim için bir karşıtlıktan çok, birbirini sürekli çağıran iki alanın birlikte düşünülme ihtiyacından doğdu. ‘Gök’ tahayyülü, henüz gerçekleşmemiş olanı temsil ederken, zemin yaşadığımız dünyanın maddi, tarihsel ve politik gerçekliğine işaret ediyor. Bu kavram, bugün hem bireysel hem kolektif olarak nereye bastığımızı ve nereye bakarak yönümüzü tayin ettiğimizi sorgulayan sorulardan yola çıktı. Aradaki gerilim, aynı zamanda bir imkân alanı.”

Cumhuriyet Halk Partisi üzerinde planlanmış üst düzey bir siyasal mühendislik faaliyetine uydurulmuş “hukuki zarf” olan mutlak butlan meselesinin, Türkiye’nin siyasi rejimi açısından korktuğumuz şeye denk gelip gelmeyeceğini yine de hamlenin kendisinden ziyade süreç belirleyecek. Bu yazının konusu ise iktidarın butlan hamlesinin koca Türkiye toplumunun duygu durumuna etkisi. Bir kez daha ne yerde ne gökteyiz işte. Devleti yönetenlerin devleti yönetebilmek için hepimize reva gördüğü o daimî araftayız.

Sanatçı Alper Aydın’ın 7. Mardin Bienali kapsamında Dara Antik Kenti'deki yeraltındaki devasa sarnıç ‘Zindan’a yerleştirilen heykeli de benzer duyguları çağırıyor; sıkışmışlık, çaresizlik, askıda kalmışlık. Sistem Hatası /........

© T24