menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk: Bir pedofilin lafıyla Güran ailesinden üç kişi ağır ceza aldı, herkesin düştüğü klişelere DEM Parti de düştü, jandarma gerçeği anladı ama dönemedi!

36 0
04.05.2026

Narin Güran, 2024 senesinin ağustos ayında katledilmeseydi bugün 10 yaşında olacaktı. Tüm Türkiye’yi sarsan kız çocuğu cinayetlerinden biri olan Narin Güran’ın dosyası geçen hafta yaşanan gelişmelerle birlikte hukuken bir biçimde nihayetlenmiş gözüküyor. En başta şüpheleri aileye yönlendirerek cinayeti Narin’in amcası Salim Güran’ın işlediğini, cesedi de gömmesi için kendisine verdiği söyleyen Nevzat Bahtiyar, yeniden yargılama sonucunda ‘Nitelikli olarak çocuğu kasten öldürmeye yardım’ suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu kararın açıklanmasından önce yayımlanan 140journos’un “Şeytantepe” belgeseli ise dava dosyasına dair çelişkileri gündeme taşıyarak yeniden bir tartışma açtı. Tartışmaya geçen hafta meslektaşım İsmail Saymaz’a konuşan baba Arif Güran da katıldı; Narin’in Nevzat tarafından öldürülmeden önce ya da sonra cinsel istismara uğradığına yönelik şüphelerin araştırılmadığından yakınıyordu.

Mahkeme kararlarına ilişkin tartışmayı ve soruşturmada yapılan yanlışları ilk günden beri dosyayı çok yakından takip eden DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk ile konuşmak istedim. Zira bir iletişimci olan ve uzun yıllar akademisyenlik yapan Sevilay Hoca kendi partisini ve hatta içinden çıktığı sivil toplum çevrelerini karşısına almak pahasına en başından beri şimdilerde bir anda popüler olan “aile suçsuz” argümanında ısrar ediyor. Hatta tam bu yüzden bir ara Diyarbakır’da kendisiyle selamı sabahı kesenler olmuş. Çelenk’e tepki koyanların hepsi de çoğumuzun hızla inanma eğilimine girdiği aileyle ilgili tevatürleri yekten “doğru” kabul edenler. Kendisiyle konuşurken aslında hiçbirimizin bu kolektif hezeyandan azade olmadığımızı ve hataların sarmala dönüşmesinde fark etmeden birtakım roller oynadığımızı için sızlayarak fark ettim.

Adli Tıp raporlarını, bilirkişi raporlarını hatmeden, mahkemede tüm sanıkları saatlerce dinleyen, avukatların çalışmalarını takip eden Sevilay Çelenk iddialı. Ona göre Nevzat Bahtiyar gibi bir pedofilin lafıyla ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılan Güran ailesinin üç kişinin cezaevinde geçirdiği her saniye bir insanlık suçu.

“Olayda kumpas falan yok, soruşturmadaki hataların temelinde jandarmanın tecrübesizliği ve yetersizliği var”

-Siz başından itibaren neredeyse tüm duruşmaları izleyen biri olarak bugün pek çok kimsenin tartışmaya başladığı “Güran ailesinin fertleri bu cinayeti işlemiş olamaz” noktasına çok hızlı geldiniz. Bu konuda ilk yazıyı kaleme aldığınız tarih Ocak 2025. Bu tartışmanın bugün açılmasında 140journos tarafından hazırlanan ve yakın zamanda yayımlanan “Şeytantepe” belgeselinin de etkisi olmuş gibi görünüyor. O belgesele göre Nevzat Bahtiyar bir şekilde jandarmanın da katkısıyla suçtan sıyrıldı. Eğer bu teori gerçekçiyse, Nevzat Bahtiyar kim ki jandarma tarafından koruyup kollansın? Ya da jandarma içinden bir tanıdık üzerinden Türkiye’nin bu kadar gözünün üzerinde olduğu bir dosyada bir köylü bu kadar uzun zaman kayırılabilir mi?

Madem belgeseli ve jandarmayı konuşacağız, oradaki iddiayı hatırlayalım. Bilirkişi Tuncay Beşikçi, “Bu bir jandarma kumpasıdır” diyor. Ben buna hiç katılmıyorum. “Kumpas” demenin bu meselenin özüne zarar verdiğini de düşünüyorum. Çünkü “kumpas” dediğinizde, sansasyon akla geliyor ve bu olayın vahametini gölgeleyen bir şaibe yaratıyor. Bence orada kumpas falan yok. Bu olayda temel sorun jandarmanın tecrübesizliği, yetersizliği. Diyarbakır Jandarma’nın bir olay yeri inceleme bilgisi ya da tecrübesi yok. Gazeteciler, siyasetçiler, hak örgütleri…herkes oraya dikkat kesilince bana kalırsa jandarma aslında bildiğini de unuttu. Yapması beklenen ya da belki bir sükûnet ortamı olsa yapabileceği birçok şeyi yapmadı. Bir de tabii olayın ikinci gününden itibaren devamlı bir “Oralarda olur böyle şeyler” lafı dolanmaya başladı her yerde. Yani bununla “Oralarda çocuklar aile çevresinde intikam için öldürülebiliyor” iması yapılıyordu.

“Bence gerçeği Nevzat’ı yakaladıkları gün anladılar ama yanlıştan dönemediler”

-Bu lafla üstü örtük biçimde mütemadiyen aile içi cinsel münasebet ya da işte ensest ilişki göndermesi yapılı. Narin’in anneyle enişte arasındaki ilişkiyi gördüğü, yani “görmemesi gereken bir şey gördüğü” için ilişkinin failleri tarafından öldürüldüğü tezi bir anda pek popüler olmuştu.

Evet, ilk başta anne ve amca söylendi. Bu tutmayınca bu sefer ağabey üzerine teoriler üretildi. Oysa Enes hikâyenin içinde hiçbir yerde hiçbir aşamada yoktu başta. Bu “daraltılmış baz” denilen şeye dair çalışmayla ortaya atıldı. Bu sefer de Enes’in Narin’e “bir şey” yapmış olabileceği tezi işlendi aylarca. Ve bu insanlar işkence ve kötü muamele gördüler kollukta. Jandarma o kadar hata yaptı ki… Yalan yanlış tutanaklar imzalattılar bu insanlara. Çünkü üzerlerindeki baskıyla ne yapacakları şaşırdılar. Ve şimdi anlaşılıyor ki aslında Nevzat Bahtiyar çevresi mütemadiyen aileye yönlendirmiş soruşturmayı. Atılan sahte Facebook mesajları vesaire var. Bunun sonucunda da ailenin en uzak akrabaları bile gözaltına alınıp sorgulanırken çocuğun kaybolduğu noktaya en yakın yere, yani Nevzat’ın evine bir kere uğramamışlar. 19. günde Nevzat yakalanana kadar soruşturma o kadar yanlış bir yerden ilerlemişti ki artık o noktada “Aile değil, Nevzat” diyemediler. Çünkü Ali Yerlikaya’sından Yılmaz Tunç’a ve Mahinur Göktaş’a, devletin yetkili ağızlarının hepsi bu minvalde açıklamalar yapmıştı. Sonra çıkıp “Nevzat’mış” diyemediler. Oysa Nevzat’ı yakaladıkları gün anlamışlardı bence.

-Devlet tarafında soruşturmayı yürütenlerin aslında ta Nevzat’ın yakalandığı gün Narin’i öldürenin o olduğunu anladıysa neden mahkeme bu yönde ilerlemedi?

Beklentiler o kadar başka yönde büyütülmüştü ki oradan dönülemedi.

Nevzat Bahtiyar

“Aynı hatayı herkes yaptı, toplumun tüm kesimleri”

-Oysa burası kadınların, küçük kızların cinsel istismara uğradıktan sonra öldürüldüğü sayısız vaka görmüş bir ülke. Buna rağmen bu ihtimal neden geri plana atılarak aile içi karanlık ilişkiler tezine bu kadar itibar edildi?

Burada hatayı tek bir kesim yapmadı, herkes yaptı. Mesela ben sizinle buluşmaya gelmeden o dönem sizin tecrübeli hukukçu Eren Keskin ile yaptığınız söyleşiyi yeniden okudum. Henüz olayın üzerinden 25 gün geçmişken, aile henüz mahkemeye çıkmamışken Eren Keskin de açıkça ve vahim biçimde aileyi suçluyor ve “Ya ağabeye ya da Nevzat Bahtiyar’a yıkacaklar, aileyi kurtaracaklar” diyor. Toplumdaki genel kanı buydu ve bu olduğu içinde jandarma Nevzat’ı sorgularken “Sen rahat ol. Bütün Türkiye senin arkanda. Rahat konuş” diyor. Belgeselde var bu sorgu görüntüsü. Böyle bir sorgu olamaz!

Ama bunu söylemekle beraber bazıları gibi “Nevzat başka bir konu nedeniyle korundu” gibi bir şey düşünmüyorum. Benim gördüğüm Nevzat’ın birileri için bir değeri olduğu için değildi jandarmanın tutumu. Baştan itibaren yaptıkları hatalardan dönemediler. Dönemeyecekleri kadar bu yalanın içine dolandılar hep birlikte.

“Galip Ensarioğlu’nun o açıklaması çok yanlıştı, aileyi aman aman tanıdığı falan yok, herkesin duyduğu dedikoduları duyup inanmış, yaptığının faturası çok ağır oldu”

-Devletin failleri koruduğuna yönelik ön kabul ya da önyargının kökeninde on yıllardır izlediğimiz pratikler yok mu? İşte Gülistan Dolu dosyasında yakın zamanda ortaya çıkanlar ortada. Nitekim Güran ailesinin korunduğuna dair intibaı da bir AKP’li siyasetçinin, Galip Ensarioğlu’nun daha olayın ilk günlerinde çıkıp “Ailenin hemen hemen tüm bireylerini tanırız. Yakın dostluğumuz var. Bizlerin bazen bilmediği, bazen de bilip söylemememiz gereken şeyler var” demesi olmadı mı?

Ben kendisiyle hiç konuşmadım. Aslında herkesle konuşmayı denedim. AKP'den sanırım 40 kişiyle falan görüşmüşümdür, çok uzun görüşmelerdi hepsi. Ancak Galip Ensarioğlu ile konuşmadım çünkü çok yanlış bir şey yaptı. Bence bu cümleyi kurarken bu toplumsal kutuplaşma iklimi içinde kadın ve çocuk katli vakalarının, AKP'nin oradaki kötü sicilinin buraya fatura edileceğini ve bunun korkunç bir infial yaratacağını hesap edemedi. Sonuçta o dönem benim de kulağıma geliyordu amcayla annenin ilişkisi. Ama bunlar bizim milletvekilleri olarak net tespit edebileceğimiz şeyler değil. Ayrıca Ensarioğlu’nun da o köyü ne kadar tanıdığı tartışılır. “Aileyi iyi tanırız” demesinin sebebi oy eğilimleri. AKP Diyarbakır’dan iki ya da üç milletvekili çıkarabiliyor. AKP’ye oy veren köyler Milli Selamet çizgisinden bugüne belli zaten. “Kırk yıldır tanıyoruz” demesinin nedeni bu, bu kadar. Yani öyle aman aman dostluk falan yok ortada. Dedikodulara herkes gibi ikna olmuş belli ki… Oysa aileyi iyi tanısaydı o kadar kolay ikna olmaması gerekirdi bu çocuğun aile içinde öldürüldüğüne. Ama işte söylentileri duymuş, inanmış ve üzerine açıklama yapmış. Bunun faturası çok ağır oldu. Süreç içinde ben bir noktada kendisi çıkıp bunu açıklar diye düşündüm. Bunu da yapmadı. Çünkü belli ki çok ciddi bir linç yedi.

“Bugün Gülistan Doku dosyasında harcanabilir olana karar veriliyor”

-Ensarioğlu’nun neye inandığı ya da ne söylediği bir yana toplumun devletin yine birilerini koruyacağı ve suçun cezasız kalacağına yönelik ön kabulüne dönmek istiyorum. Bugün Adalet Bakanı Akın Gürlek tam da bu algının farkındalığı içinde ve bunu tamir etmek için mi Gülistan Doku işine el attı sizce? Devlet bir dönem koruduklarını korumaktan ne zaman ve neden vazgeçer?

Harcanabilir olana karar veriliyor. Ben Gülistan Doku dosyası üzerine uzun cümleler hiç kurmadım çünkü bilmediğim şey üzerine konuşmam. Sadece kadın cinayetlerine karşı prensip olarak bir yerde konum alırım. Onun dışında bir şey giremem. Ama gözle görünen şey şu; beş yıldır beden dahi bulunamamış. Ve biz bunu duyduğumuzda, gördüğümüzde hiç şaşırmıyoruz çünkü evet hep korundular. Bunu da bildiğimiz için var olan bütün bilincimizi Narin Güran dosyasına yansıttık.

“İktidar, Tavşantepe’de harcayabilecekleri 200 oyluk bir köy gördü ve kenara çekildi”

-Siz bu kolektif ruh halimizi bir yazınızda çok etkili biçimde özetlemiştiniz; “Adalet Kalkınma Partisi'yle heba edilmiş yıllarımızın intikamını almaya çalıştık ama bu imkânsız bir intikamdı. ‘Bilip de söyleyemediğimiz şeyler var’ sözleri bu anlamda bizim şüphelerimizi buraya kilitledi. Ve biz aslında bunun üzerinden AKP ile hesaplaşmaya çalıştık. Ama sonunda yine bu işten sıyrılan da AKP hükümeti oldu.”

Böyle oldu maalesef. Ve bu durum bizi sanki gerçekten de hesaplaşılıyormuş duygusuyla baş başa bıraktı. Sanki biz kazanmış gibi olduk. Oysa hakikat bu değildi. Orada çok kolay harcayacakları 200 oyluk bir köy gördüler ve kenara çekildiler.

Baba Arif Güran

“Baba Arif Güran bana, ‘Sizin parti burada iktidardır, bu zulüm karşısında bir politikanız olmayacak mı?’ diye sordu, o sözünü unutamadım”

-Ben o kısmını da hiç tam anlayamadım esasında. Güran ailesinin bir bölümü HÜDA-PAR’a mı oy veriyormuş mesela? Ya da hepsinin topluca AKP’ye oy verdiğinden kim nasıl emin olabiliyor?

YSK’nın açıkladığı oy oranlarına göre Tavşantepe’de oyların çoğunluğu AKP'ye gidiyor. Ama köyden her zaman 20-30 oy da DEM Parti’ye çıkıyor. Mesela anne Yüksel Güran, DEM Partili olarak biliniyor, Derik’ten zorla boşaltılmış bir köyden göç etmiş bir ailenin kızı. Öte yandan baba Arif Güran, Hizbullah ile yakın ilişkide oldukları iddiaları üzerine “Bizim köyde bir tek kişi namaz kılar, o da kayınvalidemdir. O da DEM Partilidir” diyor.

Arif Güran’ın açıklamalarına bakarsanız aslında o siyasi bir partiden ziyade iktidardan beklentilerini ifade ediyor. İktidar derken neyi kastettiğini anlatmak açısından kendisiyle aramızda geçen bir diyaloğu aktarmak istiyorum. Aylar önce köye gittiğimde bana bir keşif yaptırdılar. Kendisi de oradaydı, avukatlar da. Döndü bana dedi ki; “Sayın Vekilim siz çok muazzam bir emek harcıyorsunuz. Siz olmasaydınız biz bu adalet nöbetinde burada oturamıyor olurduk. İzin vermezlerdi. Sizin parti burada iktidardır.” Bu sözler beni çok etkiledi hakikaten, unutamadım. “Burada 8 milletvekili çıkaran DEM Parti'dir. Burada bütün belediyeler DEM Parti'nindir. Burada iktidar DEM Parti'dir. Bu zulüm karşısında bir politikanız olmayacak mı?” diye sordu. Kendisi DEM Partili olsun olmasın DEM........

© T24