'Gölge raportör' açıkladı; Avrupa Parlamentosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AB yaptırım listesine alınmasını isteyecek
Perşembe akşamı Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic ile görüşmeye giderken yaklaşık on senedir Avrupalı siyasetçilerden dinlediğim suya tirit analizlerin benzerlerini duymaya hazırdım. Malumunuz Avrupa’daki karar alıcılar, 2016’daki mülteci anlaşmasından beri Ankara ile net bir al-ver ilişkisi içerisinde. Türkiye’nin kâğıt üzerinde “Avrupa Birliği tam üyeliğine aday bir ülke” olmasının retorik dışında gerçek bir karşılığı kalmadı. İki taraf da kamuoyu önünde sanki hakikaten ortada bir üyelik müzakeresi varmış gibi yaparak arka planda güvenlik, savunma ve enerji konularında birbirine elense çekiyor. Mevzu bundan ibaret.
Şu anda konuşulan maksimum çerçeve, Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde hak ettiğini alıp almayacağı, Türk vatandaşlarına vize serbestisinin bir gün gerçek olup olamayacağı, Türkiye’nin Avrupa’nın yeni savunma postürüne ve “Made in Europe”a dahil edilip edilmeyeceğiyle sınırlı. Ya da düne kadar Ankara açısından hedef en azından bu çerçeveydi. Ancak Erdoğan hükümetinin Türkiye içinde işleri getirdiği nokta nedeniyle bu sınırlı çerçevenin dahi “hayal” olmak üzere olduğunu net biçimde ortaya koyan ifşaatlarda bulundu Vladimir Prebilic. Güncel duruma dair yorumlarını kendisiyle yaptığımız mülakatta göreceksiniz. Ancak mülakata geçmeden önce şu satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum:
“Ciddi demokratik gerileme göz önüne alındığında, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı’na (Kaja Kallas) çağrımızı yineliyoruz. İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yetkililer arasında, kayyım rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek de yer almaktadır. Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan dehşeti dile getirirken, yaşanan durumun kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirtiriz.”
Yukardaki alıntı haftaya çarşamba günü 17 Haziran’da Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda oylanacak 2026 Yılı Türkiye Raporu’nun taslak metnindeki 21. paragrafın tercümesi. Parlamentodaki siyasi gruplar rapor üzerine 40 saati aşkın tartışmışlar. Tam metne nihai hali vermişler ki Bölge İdare Mahkemesi’nin CHP yönetimine dair 21 Mayıs tarihli “mutlak butlan” kararı çıkmış. Kararın ardından yaşananları dikkatle izlemişler ve Türkiye’nin geçmekte olduğu bu tarihi anda hükümete yönelik kınamanın daha yüksek tonda olması gerektiği konusunda hemfikir olmuşlar. Ancak “mutlak butlan” kararı çıkmasa bile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptırım uygulanmasına yönelik çağrı zaten metinde yer alacakmış.
Avrupa Parlamentosu kararları tavsiye niteliğinde. Dolayısıyla bu rapor ezici çoğunlukla kabul edilse dahi Adalet Bakanı Gürlek otomatikman Avrupa Birliği’nin yaptırım listesine alınmış olmayacak. 2020’de yürürlüğe giren AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi’ne göre yaptırımları AB Komisyonu açıklıyor. Yani aslında Avrupa Parlamentosu, bu raporla AB Komisyonu’nu ve AB liderlerinin karar aldığı Konsey’i zorlamaya çalışacak.
Ukrayna savaşı başladığından beri Rus lider Putin’in yakın çevresinden çok sayıda siyasetçi, bürokrat ve iş insanı AB’nin yaptırım listesine konuldu. Şu anda AB yaptırım listesinde Rusya, Suriye, Venezuela, İran, Belarus, Sudan ve Myanmar’dan toplam 136 kişi var.
Türkiye’den bir ismin bu listeye konulmasının Avrupa Birliği’nin seçilmiş organı Parlamento tarafından talep edilmesi bir ilk. Ankara’nın buna tepkisinin büyük olacağını tahmin edebiliriz. Aslında AKP hükümeti epey süredir AB tarafından yayımlanan raporlara “yok hükmünde” deyip çöpe atma eğiliminde. Yine de Akın Gürlek’in bizzat devletin baskıcı mekanizmasının merkezi aktörü olarak etiketlenmesine tepkisiz kalacaklarını sanmıyorum.
Avrupa Parlamentosu raporunun altında imzası bulunacak isim Türkiye Raportörü İspanyol Sosyal Demokrat siyasetçi Nacho Sánchez Amor. Bu yazıda görüşlerine yer vereceğim Vladimir Prebilic de “gölge raportör." Prebilic’in Türkiye mesaisi Avrupa Parlamentosu’na seçildiği 2024 senesinden çok geriye gidiyor. Avrupa Konseyi’ndeki görevi sırasında Türk yetkililerle sık sık görüşerek insan hakları ihlallerini gündeme getiren heyetlerde yer alan bir isim. 2021’de Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Eş raportörü olarak geldiği Ankara’da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yaptıkları görüşmeyi unutamıyor. Görüşmede Türkiye’nin yargılamalarda kullandığı terör tanımının çok geniş olmasını eleştirince Soylu’nun verdiği tepkiyi şöyle anlatıyor: “Çok sinirlendi. Bizim Avrupa’da rahatlık içinde yaşadığımızı, hiçbir şeyden haberimiz olmadığını ve birilerinin sağladığı huzurun tadını çıkardığımızı anlatmaya başladı. Sesin çok yükseldiği bir tartışma yaşandı. Bu tür görüşmelerde böyle bir ton olmaz. Şok olduk.” Görüşmenin ardından Soylu kendilerini bakanlık binasındaki Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’ne (GAMER) indirip gezdirmiş. Türkiye’deki bütün büyük şehir merkezlerinden canlı yayın olan dev ekranlarla kaplı duvarları görünce Prebilic, “Burası Beyaz Saray’daki ‘situation room’dan daha büyük olabilir” diye düşünmüş. Prebilic bugün beş sene önceki o anları hatırlarken “Benim anladığım kadarıyla bize orayı göstermesi bir tür gözdağıydı” diyor.
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic
Meslektaşım Hilmi Hacaloğlu ile birlikte Vladimir Prebilic’le yaptığımız mülakatın detayları şöyle:
"Akın Gürlek’in AB yaptırım listesine alınmasını önereceğimizi Ankara’ya söyledik, 'Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı?' diye sordular"
-Bu seneki Avrupa Parlamentosu Türkiye raporunun en kritik noktası sizce nedir?
İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB'deki varlıkların dondurulması da........
