menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışı ararken demokrasiyi bulamamak; paradoks nasıl aşılır, tartışıldı!

22 0
16.06.2026

Barış ve demokrasi arasındaki bağın tarihsel ve güncel bağlamda tartışıldığı konferans dizileri devam ediyor. Bunu dert edinen çevreler malum.

Hafta sonu İstanbul’da İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nda 103 yıllık Cumhuriyetin yıllar içerisinde hangi toplumsal kesimleri ‘öteki’ kıldığı tartışılırken gelecek ikinci yüzyılın daha demokratik bir Cumhuriyet olmasının imkân ve olanakları tarihsel bağlamda tartışıldı.

Hatırlayacaksınız 31 Ocak’ta da CHP İstanbul’da Toplumsal Barış ve Demokrasi Bağlamında Ortaklaşılan Değerler Konferansı düzenlemişti.

Çıkan sonuçlar benzer aslında.

CHP’nin raporundan: Demokratikleşmeden kopuk bir barış sürdürülemez; çatışmasızlık hâli, siyasal haklar ve çoğulcu kurumlar güçlendikçe anlam kazanır. Toplumsal barışın temeli, inkâr yerine tanımayı esas alan eşit yurttaşlıktır. Kimliklerin, dillerin, inançların ve yaşam biçimlerinin hiyerarşisiz kabulü ortak geleceğin vazgeçilmez koşuludur; birlik ve kardeşlik adil bir hukuk zemini üzerinde güçlenir.

Çağrıcıları arasında Ahmet Türk, Ali Bayramoğlu, Doğu Ergil, Fatma Bostan Ünsal, Ferhat Kentel, Gültan Kışanak, İhsan Eliaçık, Jülide Kural, Mehmet Bekaroğlu, Rıza Türmen, Vahap Coşkun, Yakın Ertürk, Zeynep Altıok gibi barış, Kürt meselesi, demokrasi, özgürlükler, insan hakları, kadın hakları alanında çalışan, emek harcayan isimlerin olduğu İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferans sonuç metninde de şu ifadeler yer aldı:

“Barış ve demokrasi aynı ufka açılan iki yol, aynı geleceği kuran iki kurucu değerdir. Konferansta öne çıkan vurgulardan biri, barışın imkanları ve sorunlarını tartışırken aynı zamanda mevcut baskıların bir an önce sona erdirilmesi ve memleketin bütünüyle demokrasiye ve barışa yoğunlaşması gereği oldu. Biliyoruz ki siyaset alanına yönelik her türlü müdahalenin, demokratik iradenin gasp edilmesinin ve ülkeyi saran krizlerin çıkış yolu demokrasiden geçiyor. Demokrasiye yönelik her tür baskı Türkiye'yi daha derin bir çıkmaza sürüklüyor. Buna karşın, demokratikleşme hem özgürlüğün hem de istikrarın yegâne güvencesi olabilir.”

Benzer iki yaklaşımın arkasında duran cephede farklı toplumsal kesimler var. Ancak Kürt meselesinin........

© T24