menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu coğrafyada savaşlar demokrasi götürmek için başlatılır, haritayla açıklanır

19 0
24.03.2026

Artık petrol sorun değildi.
Söyleyenlerin sesi hep aynı yerden geliyordu:
Ekranların yukarıya doğru aktığı grafiklerden, geleceğin kitlelere satıldığı pürüzsüz dilden.

Birleşik Krallık yakıtı karneye bağlamayı tartışıyordu.

Ancak haberler bununla sınırlı değildi.

Dünyanın bazı yerlerinde yeni savaşlar başlamıştı.

Sebep asil görünüyordu: özgürlük, demokrasi, tarih, kimlik…

Hafta  bitince şapkalar düşmüş, kel görünür olmuştu.
Haritaya bakınca, savaşlar, petrol yataklarının üzerinde başlamıştı.
Dert kabak gibi ortadaydı.

Petrol sorun değildi denilen çağda, petrol hâlâ savaş nedeniydi.

1973 Petrol Krizi ile dünya birden “tasarruf” kelimesini hatırlamıştı.

Işıklar kısıldı, yollar boşaldı.
Kuyruklar, bekleyişler, eksik cümleler başladı.

Mesele hiç değişmedi: erişimdi mesele.

‘Bugün’ dediğimiz şey aslında hep  ‘dün’dü.
“Kıtlık” yoktu, “optimizasyon” vardı.
“Yokluk” yoktu, “önceliklendirme” vardı.
Karne eskiydi, ama hâlâ yürürlükteydi.

Birilerinin dilinde, geçiş başladıysa, bitmiş sayılmıştı.
Petrol çağı bitiyordu.
Hepsi buydu.

Dün kuyruk vardı, bugün algoritma.
Dün istasyon vardı, bugün sistem.
Sahne hep yolundaymış gibiydi.

Elon Musk, “Gelecek elektrik” buyurdu.
Mark Carney, “Piyasalar fiyatlı”.
Fatih Birol, “Enerji sorunları hâlâ çözülmedi, denge kırılabilir.”

İyimserin işlevi: “Çağı parlatmak”tı.

Ve dijital iyimserler sahneye çıktı:

Tim O’Reilly: “Her sektör dönüşmeli; bu, internetten büyük.”
Alan Watts: “Değişimi anlamanın tek yolu dans etmek.”
Steve Jobs: “İnovasyon lider ile takipçi farkıdır.”
Jeanne W. Ross: “Tek dönüşen teknoloji değil — teknoloji seni dönüştürür.”
John Chambers: “Uyum sağlayamazsan işletmenin %40’ı yok olur.”

Her biri bir aforizma gibi parlıyordu.
Ama ışık, gölgeleri gizleyemedi.

Çağ parlatılıyordu.
Ama yayılması için çılgınca uğraşılan pembe ışık, niyetlerdeki karanlığı gizleyememişti.

Petrolün, kuyrukların, algoritmaların, ekranların ve aforizmaların arasından sadece bir gerçek çıkıyordu:

Bir şey gerçekten bitiyorsa, neden hâlâ savaş nedeniydi?


© T24