Romantizmin dahileri: George Sand ve Chopin dünyaya karşı
Tutunmaya çalıştığımız hayatlarımızda, 1 Mart, yeni bir mevsimin müjdecisi olmasının yanında tarihin hafızası da. Umut etmek için doğayı takvimlediğimiz -ya da bahane uydurduğumuz- ajandalarımızdaki temenili yeri bir yana sanat, müzik, sinema ve edebiyat tarihi açısından da önemli bugün.
Frederic Chopin’in ve Justin Bieber’ın doğum günü misal 1 mart. Oskarlı aktör Javier Bardem, devrimci Harriet Tubnam ve edebiyat tarihimizin ilklerinden Recaizade Mahmut Ekrem’in de. Yani kadrosu oldukça kozmopolit.
Baharın ilk günü olan doğum günlerini paylaşan bu isimlerden Chopin, deha ve melankoliyi birleştiren varlığı ve George Sand’e olan aşkıyla tarihimizin harikuladeliklerdin. Yedi yaşında kendi bestelerini yapmaya başlayan ve konserler veren, Varşova doğumlu romantizmin tutkulu dahisi, feminizmin öncülerinden, romantizm akımının en üretkenlerinden George Sand’le ilk karşılaşmasında, delirtici bir aşka düşeceğinden habersiz garipsemiştir onu aslında.
Frederic Chopin
Polonya’da devrimin ayak sesleri duyulmaya ve Polonyalı vatanseverler Rus çarlığına karşı ayaklanmaya başladığında, Chopin istemeyerek de olsa Paris’e göçer. Paris 19. Yüzyıl sanat sahnesinin dolu dizginliğinde, onu Sand ile tanıştıransa bir başka müzik dehası, meslektaşı ve yakın arkadaşı olan Franz Liszt’tir. Sand’le ilk karşılaşmalarının ardından ondan hoşlanmayan Chopin:
“Ne kadar soğuk bir kadın, gerçekten bir kadın mı o?” demiştir.
Dönemin toplumsal cinsiyet kalıplarının çok uzağındaki Sand’e gelince eserlerinde kullandığı takma erkek ismi olan George Sand adını bile kendi seçmiş bir kadındır o.
“Erkek gibi” giyinen ve sigara içen bu kadının aile evi baskısından kurtulmak için 18 yaşındayken bir baronla yaptığı evlilikten erken yaşta iki çocuğu olmasına karşın anneliği kendini var etme mücadelesine engel olarak görmemiş eşinden boşanarak Paris’e yerleşmiş ve yazının hemen her alanında üreterek yetmişe yakın roman yazmıştır.
George Sand
Yazdıkları kadar heteronormatif ahlaka sığmayan aşklarıyla da tarihe geçen Sand, yaşadığı erkek egemen dünyaya görünüşteki maskülen tarzıyla tutunur. Asıl adı Amanti Lucile Aurore Dupin olan kadın yazar ömrü boyunca eşitlik için savaşmış Rousseau’nun özgürlük ve bağımsızlık değerlerini benimseyerek onların ışığında yaşamıştır. Eserlerinde, aşkın her halini ve duygularını kadın kalemiyle aktaran yaratıcı deha, 27........© T24
