Maria Suphi’nin gölgesi bugünün üzerine düşüyor!
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
02 Şubat 2026
Maria Suphi
Birkaç gün önce (28/29 Ocak 1921) onların katledilişinin yıldönümüydü. Mustafa Suphi ve beraberindeki on dört kişi, Karadeniz’in derin sularına elleri arkadan bağlı bir halde atılarak yok edildiler.
Onlardan bir tanesi alıkonulmuştu ama.
İşte, asıl trajedi bu alıkonulanla başlıyor!
Maria Suphi’yle yani…
Halkların kurtuluşu mitiyle Sovyetler’den yola çıkan Mustafa Suphi, Maria Suphi ve beraberindekiler; durup dururken “Hadi Anadolu’ya gidelim. Orada kurtuluş savaşı veriliyor, biz de ne lazımsa yapalım” diyerek kendiliklerinden yola çıkmadılar elbette.
Dünya dört bir taraftan ayağa kalkmış yeniden şekillenirken, onlar da enternasyonalist devrimci olmanın gereklerini yerine getiriyorlardı.
Zaten onlara “gelmeyin” denmemiş; yola çıkışları da bir tür kabul çerçevesinde olmuştu. Zira SSCB’yle, genç Cumhuriyet ilişki halindeydi. (Sovyetler’in kurtuluş savaşına destek için yaptıkları altın yardımı da unutulmasın bu arada!)
Zira şimdilerde de olduğu gibi emperyalist güçler, işgal ettikleri toprakların yanı sıra, yaptıkları anlaşmalarla yağmaladıkları ülkelerdeki halkların daha da yoksullaşmasına neden olmakla kalmayıp kin, nefret, çatışmalar gibi kötülükleri de ekiyorlardı.
Mustafa Suphi ve arkadaşları, Cumhuriyet’in henüz çok taze olduğu Türkiye’de TKP’yi kurarak halkı ve Cumhuriyet’i daha bir garanti altına alabilirlerdi. Böylelikle saf, inanmış yürekleriyle Anadolu’ya vardılar. Dönemin yetkili paşalarınca (Kazım Karabekir vd…) Erzurum’a yönlendirildiler.
Ama bir şeyler planlanmış bu plan çerçevesinde de bazı gruplar görevlendirilmişti. Toplumu vatan, millet, din gibi saiklerle etkilemek kolaydı. Ve propaganda başlamıştı; Dini yok etmek için gelmişlerdi ve “din elden gidiyor”du.
Suphi ve arkadaşları Erzurum’daydılar ve kaldıkları süre içinde de kışkırtılan toplulukların hakaretlerine, saldırılarına maruz bırakıldılar. Ardından da Karadeniz’e doğru........
