menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uğur Gallenkuş: Türkiye, kolajlarımdaki keskin çizgi; Türkiye’de yaşayan insanlar iki zıt dünyanın da içindedir

16 0
25.03.2026

Türkiye’de yaşayan insanlar iki dünyanın da içindedir. Bir yanda savaş, çatışma ve göç gibi gerçeklikler; diğer yanda ise görece barış, huzur ve refah vardır. Bu iki durumu aynı anda hem görür hem de bir ölçüde deneyimlersiniz.

Uğur Gallenkuş

1990 yılında Niğde’de doğuyor, küçük yaşlarda ailesiyle İstanbul’a göç ediyor. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra uzun süre farklı sektörlerde çalışıyor. Ancak 2015 yılında gördüğü bir fotoğraf, tıpkı yaptığı iş gibi, hayatının yönünü keskin bir şekilde değiştiriyor.

Suriye Savaşı’ndan ailesiyle birlikte kaçmaya çalışan üç yaşındaki Alan Kurdi’nin Bodrum sahiline vuran cansız bedeni… O görüntüye refleks olarak bir kolajla karşılık veriyor. O an, bugün “Paralel Evrenler” olarak bildiğimiz serinin başlangıcı oluyor.

Dijital kolaj sanatçısı Uğur Gallenkuş’un kolajları sert bir yüzleşme alanı. Savaşla huzuru, yoksullukla refahı, kayıpla güvenliği aynı karede buluşturuyor. Foto muhabirlerinin sunduğu acımasız gerçeklik ile gündelik hayatın normal anlarını yan yana getirerek izleyiciyi rahatsız ediyor, düşündürüyor ve empatiye zorluyor.

Çalışmaları Juxtapoz Magazine, DIY Photography ve My Modern Met gibi uluslararası yayınlarda yer alan Gallenkuş, İtalya’dan Almanya’ya birçok ülkede sergiler açıyor. Sanatını aynı zamanda güçlü bir aktivizm aracı olarak kullanıyor. UNDP, UN SDG Action, WHO Foundation ve Médecins Sans Frontières gibi kurumlarla yaptığı iş birlikleriyle küresel eşitsizliklere, sağlık krizlerine ve çevresel sorunlara dikkat çekiyor. 2021’de eserlerinin uzaya gönderildiği “Zero Gravity” sergisi ise yarattığı etkinin en çarpıcı örneklerinden biri...

Parallel Universes of Children ve Parallel Universes of War and Peace kitaplarıyla çalışmalarını kalıcı hale getiren sanatçı, 2025’te Milano Triennale’de düzenlenen “Eşitsizlikler” sergisinde de yer alıyor.

2020’den itibaren üretimlerinden gelir elde ederek yaşamını sürdüren Gallenkuş, son iki yılda yaşadığı ekonomik daralma nedeniyle yeniden iş hayatına dönme kararı alıyor. Bugün Kocaeli’de ailesiyle yaşıyor; bir yandan mavi yakalı bir işte çalışırken bir yandan üretmeye devam ediyor.

Gallenkuş’un hayatının da kolajlarındaki o keskin çizgi gibi ikiye ayrıldığını düşünüyorum. Dünyanın en sert gerçekliklerini anlatırken, hepimiz gibi o da kendi hayatının gerçekliğiyle mücadele ediyor.

Bugün dünyanın bir yerinde hayat olağan akışında devam ederken, başka bir yerinde çocukların başına bombalar yağıyor. Tam da böyle bir zamanda Uğur Gallenkuş’la bir araya geldik. Savaşın, göçün ve eşitsizliğin ortasında, onun “paralel evrenler” dediği o keskin ayrımı konuştuk. Sanatın bir yüzleşmeye nasıl dönüştüğünü ve aynı dünyada yaşayıp bambaşka hayatlara sahip olmanın ne anlama geldiğini…

Foto muhabir: Amer Almohibany

"Hobi olarak mizah ve hiciv içerikleri üretiyordum"

- Kolaj çalışmalarına ne zaman başladınız? Bu alana ilginiz hep var mıydı?

Mizah ve hiciv yapmayı her zaman sevmişimdir. 2014 yılında hobi olarak Bobiler.org adlı platformda fotoğraf ve video montaj içerikleri üretmeye başladım. Bu platform, Türkiye sosyal medyasında önemli bir yere sahipti; farklı disiplinlerden hem profesyonel hem de amatör sanatçıların bir araya geldiği, nitelikli içeriklerin üretildiği bir topluluktu.

Benim o dönemde ürettiğim çalışmalar, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel gündemine dair mizah ve hiciv içerikleriydi. Bu süreçte farklı teknikleri, anlatım biçimlerini ve fikirleri inceleyerek kendimi geliştirdim; denemeler yaptım, öğrendim ve üretmeye devam ettim.

"Alan Kurdi’nin kolajını refleks olarak yaptım"

- Göçmen teknesi faciasında hayatını kaybederek tüm dünyanın dikkatini çeken küçük Alan Kurdi’nin kolajı sizin için bir dönüm noktası oldu. O kolajı hangi duyguyla yaptığınızı hatırlıyor musunuz?

2015 yılının son aylarında Alan Kurdi’nin Bodrum sahiline vuran cansız bedeninin fotoğrafını gördüğümde, bununla ilgili bir montaj çalışması yaptım. Bu çalışmayı #KıyıyaVuranİnsanlık etiketiyle sosyal medyada paylaştım ve çok dikkat çekti.

Açıkçası, o anki ruh hâlimi hatırlamıyorum. Ancak o fotoğrafı gördüğümde içimde güçlü bir şey yapma ihtiyacı doğduğunu çok iyi hatırlıyorum. Refleks olarak harekete geçtiğimi söyleyebilirim.

Foto muhabir: Diego Ibarra Sanchez

"2020’den sonra uluslararası tanınırlığım arttı"

- Sanatçı olarak kariyerinize devam etme kararınız bu çalışmadan sonra mı netleşti?

Bir insanın profesyonel anlamda sanatçı olabilmesi için yaptığı işten gelir elde etmesi gerekir. Ayrıca “sanatçı” unvanının kişinin kendisi tarafından değil, toplum tarafından verildiğine inanıyorum.

İlk çalışmalarımı yaptığım dönemde kendimi daha çok bir içerik üreticisi olarak görüyordum. Profesyonel anlamda sanatçı olarak konumlanmam ise 2020 yılından sonra gerçekleşti. Bu süreçte hem üretimlerim hem de uluslararası görünürlüğüm arttı ve yaptığım iş daha net bir kimlik kazandı.

"Mülteci konusu beni derinden etkiliyordu"

- “Paralel Evrenler” fikri nasıl ortaya çıktı?

2016 yılının ilk aylarında izlediğim haberlerin büyük çoğunluğu mülteciler ve zorunlu göç üzerineydi. Bu haberleri izlerken derinden etkileniyor, kendimi ve yakınlarımı bu insanların yerine koyuyordum. O dönem zorunlu göç ve mülteci sorununa dikkat çekecek bir seri üretmem gerektiğine karar verdim.

İki farklı fotoğrafı yan yana getirerek oluşturduğum ve “Paralel Evrenler” adını verdiğim çalışmaların ilk örnekleri bu dönemde ortaya çıktı. Bu çalışmaları Bobiler platformunda ve kendi sosyal medya hesaplarımda paylaştım. İlk başlarda çok fazla dikkat çekmedi. Ancak 2018 yılının sonunda, seriye yeni kolajlar ekleyerek yabancı bir içerik platformunda yayınladım. Bu noktadan sonra görünürlük artmaya başladı ve 2020 itibarıyla çalışmalarım uluslararası bilinirliğe ulaştı.

"Kolajlarımdaki keskin çizgi Türkiye!"

- Çalışmalarınızdaki keskin çizgi neyi temsil ediyor?

Öncelikle şunu belirtmek isterim: Ben bir fotoğrafçı değilim. Bu çalışmaları, foto muhabirlerinin ve amatör fotoğrafçıların ürettiği görsellerin katkısı ve izni olmadan gerçekleştirmem mümkün değil.

Kolajlarımda iki görüntüyü keskin bir çizgiyle ayırmamın temel nedeni, dünyadaki sorunların sertliğini ve aralarındaki tezatlığı daha güçlü bir şekilde vurgulamak istemem. Aynı zamanda bu yaklaşım, estetik olarak da dikkat çekici bir etki yaratıyor.

Metaforik olarak ise bu keskin çizgi benim bulunduğum coğrafyayı, yani Türkiye’yi temsil ediyor. Türkiye’de yaşayan insanlar iki dünyanın da içindedir. Bir yanda savaş, çatışma ve göç gibi gerçeklikler; diğer yanda ise görece barış, huzur ve refah vardır. Bu iki durumu aynı anda hem görür hem de bir ölçüde deneyimlersiniz.

"Görün, farkında olun, hatırlayın, empati kurun ve eyleme geçin!"

- Çizginin iki tarafındaki dünyalara nasıl bir gönderme yapıyorsunuz?

Çalışmalarım izleyiciye şu çağrıyı yapıyor: “Görün, farkında olun, hatırlayın, empati kurun ve eyleme geçin.”

Burada iki yönlü bir mesaj söz konusu. Bir yandan sahip olduğumuz huzurun kıymetini bilmemiz ve bunu sevdiklerimizle paylaşmamız gerektiğini hatırlatıyor. Diğer yandan ise sahip olamadığımız huzurun nedenlerini sorgulamamız, bu koşulları değiştirmeye çalışmamız ve bunu talep etmemiz gerektiğini vurguluyor.

Foto muhabir: GMB Akash

"'Coğrafya kaderdir' sözüne inanıyorum"

- Bu paralel hayatlar kader mi, yoksa insanın yarattığı bir gerçeklik mi?

“Coğrafya kaderdir” sözüne inanıyorum. İçinde doğduğunuz coğrafya, hayatınız üzerinde büyük bir belirleyiciliğe sahip ve çoğu zaman bunu değiştirme şansınız olmuyor; sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyorsunuz.

Ancak dünyadaki sorunların büyük çoğunluğu insan eliyle yaratılmıştır. Bu sorunları tamamen ortadan kaldırmak belki mümkün değil, ama etkilerini azaltmak bizim elimizde. Bunun için de empati kurmak, düşünmek, diyalog geliştirmek ve harekete geçmek gerekiyor.

"Genel olarak vermek istediğim mesajlar izleyiciye ulaşıyor"

- İzleyicinin aldığı mesaj ile sizin vermek istediğiniz mesaj örtüşüyor mu?

Çalışmalarıma gelen yorumlar insanların eğitim düzeyine, kültürel durumuna ve düşünce yapılarına göre değişiklik gösteriyor. Örneğin, bazı kişiler savaş ve göç temalı çalışmalarımı dinle ilişkilendirebiliyor ya da olayları etnik köken üzerinden değerlendirebiliyor. Ancak genel olarak, vermek istediğim mesajlar izleyiciye ulaşıyor.

Foto muhabir: Yasin Akgül

"Çocukların bugün maruz kaldıkları eşitsizlikler geleceğimizi belirleyecek"

- Çalışmalarınızın içinde sizi en çok etkileyen tema hangisi?

Beni en çok etkileyen ve sürekli dikkat çekmeye çalıştığım konu çocuklar. Çünkü çocukların bugün maruz kaldıkları eşitsizlikler ve sorunlar geleceğin dünyasının siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel yapısını doğrudan etkileyecek.

“Bugünün küçükleri yarının büyükleridir” düşüncesiyle hareket ediyorum. Bu nedenle 24 Kasım 2020 Dünya Çocuk Hakları Günü’nde, Amerika’da yaşayan bir Türk’e ait olan Arzu Tunca Yayınevi aracılığıyla yayımlanan ilk kitabım Parallel Universes of Children’ı hazırladık. Bu kitapta, çocukların maruz kaldığı adaletsizlikleri ele alan kolaj çalışmalarım ve bu çalışmalara eşlik eden açıklamalar yer alıyor.

- “Parallel Universes of War and Peace” kitabınızı da tanıtır mısınız?

21 Eylül 2024, yani Dünya Barış Günü’nde, yine Arzu Tunca Yayınevi tarafından yayımlanan ikinci kitabım Parallel Universes of War and Peace yayınlandı.

Çalışmalarımda sıklıkla savaşın yarattığı etkileri, özellikle göç ve mülteci sorununu ele alıyorum. Günümüz dünyasında diyalog ve diplomasiden uzaklaşılıp çatışma ve askeri güç kullanımının tercih edilmesi, savaşın yarattığı yıkımı daha da derinleştiriyor. Bu kitapla hem bu yıkımı görünür kılmak, hem barışın değerini hatırlatmak, hem de tarihe bir iz bırakmak istedim.

"Sorunlar ortak sadece bazı coğrafyalarda daha ağır"

- Sosyal medya sanatçısı olmak nasıl bir deneyim?

Görsel sanatı “dillerin efendisi” olarak tanımlıyorum. Çünkü anlatmak istediğiniz şey, dil engeline takılmadan herkes tarafından anlaşılabiliyor. Bu yüzden kendimi ifade etme biçimi olarak görsel sanatı seçtim. Görsel sanat ile internet bir araya geldiğinde ise sınırları olmayan bir alan ortaya çıkıyor. Yaptığınız işi dünyanın her yerinden insanlara aynı anda ulaştırabiliyorsunuz.

Çalışmalarımda savaş ve çatışmaların yarattığı yıkımı ele alıyorum ama bununla sınırlı değilim. Kadın, çocuk, çevre, hayvan hakları, ekonomik ve sosyal eşitsizlikler gibi dünyanın her yerinde var olan sorunlara odaklanıyorum. Çünkü sorunlar aslında ortak; sadece bazı coğrafyalarda daha görünür ve daha şiddetli yaşanıyor. Örneğin, açlık denince akla genelde Afrika gelir, ama İngiltere’de bile her ay yaklaşık 1 milyon çocuk yeterli besine ulaşamıyor. Bu tür karşıtlıkları yan yana getirerek görünür kılmak, çalışmalarımın temel yaklaşımı.

Bu anlatım dili sayesinde çalışmalarım Türkiye’den önce uluslararası alanda karşılık buldu. İnsanların farklı coğrafyalardan aynı duyguda buluşabilmesi benim için en değerli şeylerden biri.

"Tek bir görselin etkisi hala çok güçlü"

- Sosyal medyada hızlı tüketim derin mesaj vermeyi zorlaştırdı mı?

Ben Instagram’da büyük bir takipçi sayısına sahibim ve orada aktif olarak paylaşım yapıyorum. Algoritmalar nedeniyle takipçilerime erişimim azaldı. Algoritmalar içerik üreticilerini belirli formatlara, özellikle video formatında içerik üretmeye zorluyor, sosyal ve siyasi içerikler daha az görünür hale geliyor, sansüre uğruyor ve erişilen kişi sayısı daralıyor. Toplum ve kişi olarak ise algoritmanın size sürekli gösterdiği ve manipüle etmeye çalıştığı içerikleri tüketmek zorunda bırakılıyorsunuz. Hepimiz sosyal medya nedeniyle ciddi bir odaklanma problemi yaşıyoruz. Uzun içeriklere tahammülümüz azaldı. Ancak tek bir görselin etkisi hâlâ çok güçlü. Doğru kurulmuş bir görselle mesajı hızlı ve kalıcı bir şekilde verebiliyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında, kolaj gibi işler hâlâ güçlü bir anlatım aracı.

Foto muhabir: K.M. Asad

"İnsanların birbirine uyguladığı şiddeti sürekli görmek, psikolojik olarak yıpratıcı bir durum"

- Bu kadar ağır temalarla çalışmak sizi nasıl etkiliyor?

Çalışmalarımı üretirken yoğun bir şekilde fotoğraf arşivleri tarıyorum. Bu süreçte insanların maruz kaldığı şiddet, baskı ve ölüm gibi ağır içeriklerle karşılaşıyorum. Bu durum zamanla psikolojik olarak yıpratıcı oluyor. İnsanların birbirine uyguladığı şiddeti sürekli görmek ve bu döngünün devam ettiğini fark etmek zihninizi meşgul ediyor, hatta işgal ediyor.

Belirli aralıklarla kendimi bu içeriklerden uzaklaştırmaya çalışıyorum. Bazen bilinçli olarak haberleri takip etmiyorum. Son dönemde üretimimin azalmasının nedenlerinden biri de bu.

"Kolajlarım okullarda derslerde gösteriliyor"

- Sanatınızın iyileştirici gücünü nasıl tanımlarsınız?

Özellikle son üç yıldır dünyanın farklı ülkelerinde öğretmenler çalışmalarımı derslerinde kullanıyor; öğrenciler bu çalışmalar üzerinden tartışıyor, analiz yapıyor ve kendi üretimlerini gerçekleştiriyor. Brezilya ve Belçika gibi ülkelerin ders kitaplarında çalışmalarım yer alıyor.

Ayrıca ABD Virginia Üniversitesi’nden bir akademisyenin Ulusal Sanat Eğitimi Derneği için yazdığı bir makalede, savaş ve çatışma görüntülerinin çocuklara doğrudan gösterilmesinin uygun olmadığı; ancak benim kolajlarımın bu gerçeklikleri daha güvenli ve düşündürücü bir şekilde aktarabildiği ifade edilmişti. Bu ve benzeri geri dönüşler, yaptığım işin bir anlamı ve etkisi olduğunu gösteriyor.

Foto muhabir: Wissam Nassar

"Türkiye’de sergi açmam için bir talep ve ilgi yok"

- Yakın dönem planlarınız neler?

En çok sergi gerçekleştirdiğim ülke İtalya. Bu yıl da orada belediyeler ve vakıflarla birlikte birkaç sergi planlıyoruz. Türkiye’de ise sergi açmam için bir talep ve ilgi ne yazık ki yok. Daha önce Antalya Muratpaşa Belediyesi ve Ankara’da Avrupa Birliği Büyükelçiliği desteğiyle sergilerim oldu. Ancak genel olarak çalışmalarımı Avrupa’daki kamu kurumları ve yerel yönetimlerin desteğiyle sergiliyorum.


© T24