menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anne karnında kalbe dokunan Türk doktor

13 0
10.03.2026

Geçtiğimiz aylarda Amerikan televizyonlarına küçük bir bebeğin hikayesi konu oldu. Brooks henüz doğmamışken, doktorlar kalbinde hayati bir sorun tespit etmişti. Ailesine söylenen şey oldukça ağırdı: “Müdahale edilmezse bebeğinizin yaşama şansı çok düşük.”

Çözüm önerisi alışılmışın dışındaydı. Kalbe müdahale bebeğin doğumundan sonra değil, henüz anne karnındayken yapılacaktı.

Houston’daki Texas Children's Hospital’da gerçekleştirilen bu son derece hassas işlem, Amerikan kanalı Fox 26 Houston’da da haber oldu. Programda Brooks’un ailesiyle birlikte stüdyoda yer alan doktorlardan biri ise Türk bir hekimdi: çocuk kardiyoloğu Dr. Betül Yılmaz Furtun.

Brooks, ne mutlu ki bugün sağlıklı bir şekilde büyüyor. Ama bu sadece Brooks’un hayata tutunma hikâyesi değil; aynı zamanda Türkiye’den çıkıp dünyanın en ileri tıp merkezlerinden birinde çalışan bir doktorun da hikâyesi.

Dr. Betül Yılmaz Furtun, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 2003 yılında uzmanlık eğitimi için Amerika’ya gidiyor. İlk olarak University of Chicago’da genetik alanında araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Ardından pediatri asistanlığını Washington University'de tamamlıyor. Çocuk kalp hastalıkları üzerine uzmanlaşma yolculuğu onu daha sonra Columbia University, New York-Presbyterian Hospital’a götürüyor; burada pediatrik kardiyoloji yan dal eğitimini alıyor.

Yılmaz’ın zaman içinde uzmanlık alanı da netleşiyor ve anne karnındaki (in utero) bebeklerin kalp hastalıklarına odaklanmaya başlıyor. Bu alandaki ileri görüntüleme eğitimini ise dünyanın en önemli çocuk hastanelerinden biri olan Cincinnati Children's Hospital Medical Center’da tamamlıyor. Burada fetüsün kalbini ultrason ve diğer ileri görüntüleme yöntemleriyle inceleme konusunda uzmanlaşıyor.

2015 yılından beri Houston’da görev yapan Dr. Yılmaz Furtun, bugün Baylor College of Medicine bünyesinde öğretim üyesi ve Texas Children’s Hospital’da fetal kardiyoloji medikal direktörü. Çalışmaları özellikle doğuştan kalp hastalıklarının anne karnında tanınması, ileri görüntüleme teknikleri ve bazı durumlarda bebeğin kalbine doğumdan önce müdahale edilmesi üzerine yoğunlaşıyor.

Anne karnı kalp ameliyatlarında, ultrason eşliğinde, annenin karnından ince bir iğneyle girilerek bebeğin kalbine ulaşılıyor.

Araştırmalarının önemli bir kısmı ise hangi bebeklerin bu riskli ama hayat kurtarıcı müdahalelerden gerçekten fayda görebileceğini anlamaya odaklanıyor. Yılmaz ve ekibi, anne karnındaki görüntüleme bulgularından yola çıkarak doğum sonrası sonuçları öngörebilecek işaretleri belirlemeye çalışıyor.

Dr. Betül Yılmaz Furtun ile göç hikâyesini, anne karnında yapılan kalp müdahalelerini ve Brooks’un hayatını kurtaran operasyonu konuştuk.

“Amerika’ya fetal kardiyoloji eğitimi için gittim”

- Önce göç hikâyenizden başlayalım. Amerika’ya nasıl gittiniz?

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan hemen sonra Amerika’ya geldim. Amacım pediatri ve ardından pediatrik kardiyoloji alanında ileri eğitim almaktı. Özellikle fetal kardiyoloji dediğimiz, anne karnındaki bebeklerin kalp hastalıklarını inceleyen ve bazı durumlarda müdahale eden alan ilgimi çekiyordu.

Bu alan ileri teknoloji, güçlü ekip çalışması ve uzun yıllara dayanan deneyim gerektiriyor. Amerika’da aldığım eğitim hem klinik hem bilimsel açıdan benim için çok değerli bir fırsat oldu ve de ufkumu genişletti.

“Biz zorluk yaşadıysam da bu ancak beni motive etmiştir”

-Yabancı bir doktor olarak çalışmak zor oldu mu?

Olumsuz bir baskı hissettiğimi söyleyemem. Eğer bir baskı olduysa da, bu beni daha iyi olmaya motive eden bir güç oldu.

Burada gördüğüm destek sayesinde pek çok fırsat yakaladım. Şimdi ben de yeni nesil hekimlere mentörlük yaparak hem daha güçlü genç akademisyenlerin yetişmesine katkıda bulunuyor, hem de beni yetiştiren değerli hocalarıma duyduğum minneti bir anlamda geri ödemeye çalışıyorum.

Dr. Betül Yılmaz Furtun 2015'den beri Texas Children's Hospital'da görev yapıyor.

“Anne karnında kalbe müdahale ciddi dolaşım sorunlarında uygulanır”

-Anne karnında yapılan kalp müdahalesi tam olarak nedir?

Bu işlem, bebeğin kalbinde ciddi bir dolaşım sorunu oluştuğunda uygulanıyor. Ultrason eşliğinde, annenin karnından ince bir iğneyle girilerek bebeğin kalbine ulaşılıyor. Kalbin kapakçıklarında bir darlık veya üst odacıkları arasında kanın geçişini engelleyen bir tıkanma varsa, kapakçık darlığı balon ile genişletilirken tıkalı bölgeye lazer yardımıyla küçük bir açıklık oluşturulup tekrar kapanmaması için küçük bir stent yerleştiriliyor. Bu prosedürlerde amaç, bebeğin dolaşımını rahatlatmak, hastalığın ilerlemesini engellemek ve akciğerlerde oluşabilecek kalıcı hasarı önlemektir.

“Fayda riskten fazlaysa müdahele edilir”

-Anne karnında yapılan kalp müdahalesi hangi hastalıklarda uygulanıyor?

Anne karnında yapılan kalp müdahaleleri, doğuştan kalp hastalıklarının yalnızca belirli bir kısmında uygulanır. Bu işlemler oldukça hassas ve riskli olduğu için her bebek için uygun değildir. Müdahale ancak beklenen faydanın risklerden daha yüksek olduğu durumlarda düşünülür. Genel olarak bu girişimler iki hasta grubuna uygulanır.

“Amaç bebeğin doğumdan sonra yaşama şansını artırmak”

-Açıklar mısınız?

İlk grup, gebeliğin ortalarında tanı konulduktan sonra doğuma kadar giderek kötüleşebilen bazı kalp hastalıklarıdır. Örneğin kalpteki bazı kapakçıkların ciddi şekilde dar olduğu durumlarda bu müdahale düşünülebilir. Amaç hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve kalbin pompalama gücünü koruyarak doğum sonrası dolaşımın daha iyi olmasını sağlamaktır.

İkinci grup ise gebelik sırasında ya da doğumdan hemen sonra ciddi dolaşım sorunları ve yüksek ölüm riski olan bebeklerdir. Bizim üzerinde çalıştığımız grup da daha çok bu hastalar. Bu durumda anne karnında yapılan müdahalenin amacı bebeğin dolaşımını stabilize etmek ve doğumdan sonra yaşama şansını artırmaktır.

“Bu tür işlemlerde en kritik nokta doğru hastayı seçmektir”

-Bu teknik üzerinde sizin rolünüz ne oldu?

Müdahalenin amacı kalbin yapısını tamamen değiştirmek değil; bebeğin kan dolaşımını rahatlatmak, akciğerlerde oluşabilecek kalıcı hasarı önlemek ve doğduğunda daha stabil bir durumda olmasını sağlamaktır. Nihai hedef ise bebeğin doğumdan sonra hayatta kalma şansını artırmaktır.

Bu tür işlemlerde en kritik nokta doğru hastayı seçmektir. Çünkü her bebek için uygun bir yöntem değildir. Hastalığın ne kadar ilerlediğini, özellikle akciğerlerde ne kadar hasar oluştuğunu ve müdahalenin teknik olarak başarılı olma ihtimalini çok dikkatli değerlendirmek gerekir.

Benim rolüm de bu sürecin önemli bir bölümünü kapsıyor. Öncelikle ayrıntılı kalp ve akciğer görüntülemeleri yaparak bebeğin durumunu değerlendiriyoruz. Ardından farklı uzmanlık alanlarından doktorların yer aldığı ekip ile birlikte en uygun tedavi planını oluşturuyoruz. Ayrıca müdahalenin nasıl yapılacağını planlamak ve operasyon sırasında ekibin koordinasyonunu sağlamak da sorumluluklarım arasında yer alıyor.

-Dünyada kaç merkez bu işlemi yapabiliyor?

Bu tür girişimler oldukça karmaşık olduğu için dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanabiliyor.

Texas Children’s Hospital bu alanda önde gelen merkezlerden biri. Burada fetal kalp girişimleri 2012 yılından beri düzenli olarak yapılıyor ve programımız uzun yıllara dayanan önemli bir deneyime sahip.

“Anne karnında müdahale edilen bebeklerde yaşam oranı yaklaşık yüzde 72 iken, müdahale edilmeyenlerde bu oran yüzde 21 civarındadır”

-Müdahale yapılmadığında risk ne oluyor?

Örneğin Brooks’un tanısı Hipoplastik Sol Kalp Sendromu idi. Bu hastalıkta kalbin sol tarafı yeterince gelişmez.

Bu bebeklerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için doğumdan sonra birden fazla büyük kalp ameliyatı gerekir.

Ancak bazı durumlarda akciğerler anne karnında zarar görebilir ve bu da yaşam şansını ciddi şekilde düşürür.

Bizim çalışmamız, anne karnında yapılan müdahalelerin hayat kurtarıcı olabileceğini gösteren ilk ve en büyük tek merkezli çalışmadır. Çalışmamızda, anne karnında müdahale edilen bebeklerde yaşam oranı yaklaşık yüzde 72 iken, müdahale yapılmayanlarda bu oran yüzde 21 civarındadır.

-Anne karnında kalbe müdahale etmek ne kadar riskli?

Oldukça hassas bir işlem. Çünkü aynı anda hem annenin hem bebeğin güvenliğini korumak gerekir. Bu yüzden bu işlemler büyük bir ekip tarafından yapılır.

Perinatologlar, fetal cerrahlar, kardiyologlar ve anestezi uzmanları birlikte çalışır. Tüm işlem ultrason eşliğinde yapılır ve bebeğin durumu sürekli izlenir.

“Brooks’da Hipoplastik Sol Kalp Sendromu vardı”

-Brooks’un ailesine durumu nasıl açıkladınız?

Brooks’ta belirttiğim gibi  Hipoplastik Sol Kalp Sendromu vardı ve kalbin üst odacıkları arasında kanın geçişi neredeyse tamamen tıkanmıştı.

Aileye durumun yalnızca kalp hastalığı olmadığını, akciğerlerin de zarar görme riski taşıdığını anlattık. Aynı zamanda müdahalenin hastalığı tamamen düzeltmeyeceğini ama bebeğin yaşama şansını artırabileceğini de açıkça paylaştık.

“Aileye umut verirken riskleri de paylaşmak gerekir.”

-Ailelerin en büyük korkusu ne oluyor?

Genelde iki soru soruyorlar:

“Bebeğimiz yaşayacak mı?” ve “Müdahale sırasında bebeğimize ya da anneye bir şey olur mu?”

Bu görüşmelerde en önemli nokta, aileye umut verirken aynı zamanda gerçekçi ve şeffaf olabilmektir. Riskleri gizlemeden, olası belirsizlikleri açıkça konuşarak, ancak aynı zamanda mevcut seçenekleri ve girişimin hedefini net bir şekilde anlatmak çok önem taşımaktadır. Buradaki temel amaç ailenin durumu doğru anlamasını sağlamak ve karar sürecine bilinçli bir şekilde katılmalarına yardımcı olmaktır.

“Milimetrik kararlar operasyonun başarısını etkiler”

-Operasyon sırasında en kritik an hangisidir?

Bu işlemde en kritik an, bebeğin kalbindeki doğru noktaya güvenli bir şekilde ulaşmaktır. Ardından kalpteki hedef bölgede yeterli bir açıklık oluşturulduğundan emin olmak gerekir. Çünkü bu aşamalarda verilen çok küçük, milimetrik kararlar hem olası komplikasyon riskini etkileyebilir hem de bebeğin kan dolaşımını doğrudan değiştirebilir. Bu nedenle işlem boyunca kalp sürekli görüntüleme yöntemleriyle izlenir ve her adım büyük bir dikkatle ilerletilir.

-Operasyonun başarılı olduğunu anladığınız an ne hissedersiniz?

Müdahalenin başarılı olduğunu, bebeğin dolaşımının düzeldiğini ve hem anne hem bebeğin stabil olduğunu görmek bizim için tarif edilmesi zor bir mutluluk. Uzun bir hazırlık ve yoğun bir emeğin ardından her şeyin yolunda gittiğini görmek büyük bir rahatlama yaratıyor.

Aynı zamanda bunun pek çok kişinin uyumlu çalışmasının sonucu olduğunu düşünerek ekibe karşı büyük bir minnet duyuyoruz. Böyle anlar, neden bu işi yaptığımızı bize yeniden hatırlatıyor diyebilirim.

“Brooks’u sağlıklı görmek hekimliğin en anlamlı anlarından biri”

-Brooks’u şimdi sağlıklı görmek nasıl bir duygu?

Bu, hekimliğin en güçlü ve en anlamlı anlarından biri ve çok büyük bir mutluluk. Çünkü burada “başarı” yalnızca bir teknik işlemin başarısı değil, bir çocuğun hayatına ve bir ailenin geleceğine dokunmak demek. Ayrıca bilimsel olarak da şunu doğruluyor: doğru hastada, doğru zamanda, doğru ekip tarafından çok emek sarfederek gerçekleştirilen yenilikçi girişimler gerçekten fark yaratabiliyor.

“Düzelebileceği düşünülmeyen akciğer hastalığı ciddi anlamda geriliyor”

-Bu müdahaleden bugüne kadar kaç bebek faydalandı?

Bu girişimden fayda gören başka bebekler de var. Ancak bu hasta grubu çok yüksek riskli olduğu için herkesin tamamen iyileştiğini söylemek doğru olmaz. Önemli olan şu: başarılı bir fetal müdahale bebeğin yaşama şansını belirgin şekilde artırabiliyor.

Çalışmamızda 25 bebeğe bu işlem uygulandı ve 18’inde teknik olarak başarılı oldu. Daha önce de söylediğim gibi, müdahalenin başarılı olduğu bebeklerde taburculuğa kadar yaşam oranı, müdahale yapılmayanlardan istatistiksel olarak çok daha iyiydi. Ayrıca düzelebileceği düşünülmeyen akciğer hastalığının ciddi anlamda gerilediğini ya da tamamen normale döndüğünü, ayrıca doğumdan hemen sonra gerekebilen acil ameliyat riskinin de azaldığını gördük.

Elbette bu yöntem her hasta için uygun değil. Ancak dikkatle seçilmiş vakalarda ve uygun koşullar mevcutsa, anne karnında yapılan bu müdahalenin doğumdan sonra yapılan acil müdahalelere kıyasla yaşam şansını artırdığını görüyoruz.

“Türkiye’de hastaneler bu bölümü kurmak isterse, yardımcı olmaktan mutluluk duyarım”

-Türkiye’den hastalar size ulaşmak isterse ne yapmalılar?

Bu tür müdahaleler tek bir doktorun yaptığı işlemler değil. Güçlü bir ekip, özel bir altyapı, ameliyathaneler ve yoğun bakım olanakları ile uzun süreli takip gerektiren kapsamlı bir programın parçası.

Bu nedenle hastaların genellikle bu işlemlerin düzenli olarak yapıldığı ve gerekli tüm sistemin hazır olduğu merkezlere gelmesi gerekir. Amerika’da bile hastalar bu tür özel girişimler için ülkenin farklı bölgelerinden deneyimli merkezlere seyahat edebiliyor.

Türkiye’de bu ameliyatların gerçekleşmesi ve bölümün kurulması gerekli ekip ve altyapının birlikte hazırlanmasıyla mümkün olabilir. Böyle bir girişim olduğunda eğitim ve iş birliği süreçlerine katkı vermek ve gerektiğinde destek olmak benim için memnuniyet verici olur.

“Başarı oranımız yüzde 58’den yüzde 85’e çıktı”

-Önümüzdeki yıllarda bu alanda neler değişecek?

Programımızın başlangıcından bu yana edindiğimiz deneyim sayesinde yöntemlerimizi sürekli geliştirdik. İlk yıllarda başarı oranımız yaklaşık yüzde 58 iken, son yıllarda bu oran yüzde 85’e kadar yükseldi. Amacımız hasta seçimini daha iyi yapmak, kullanılan teknikleri ve görüntüleme yöntemlerini geliştirmek ve bu sayede hem başarı oranını hem de bebeklerin yaşama şansını artırmak. Bu doğrultuda daha güvenli ve daha etkili stentler gibi yeni teknolojiler üzerinde de çalışıyoruz.

Önümüzdeki yıllarda özellikle üç alanda önemli ilerlemeler bekliyoruz: Birincisi, gelişmiş görüntüleme yöntemleri sayesinde hangi bebeklerin bu müdahaleden en çok fayda göreceğini daha iyi belirlemek, ikincisi, daha güvenli cihazlar ve kateter sistemleri geliştirerek işlemin başarı oranını artırmak ve riskleri azaltmak, üçüncüsü ise daha büyük ve çok merkezli çalışmalarla hangi hasta gruplarında hangi yaklaşımın en iyi sonuç verdiğini daha net ortaya koymak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


© T24