menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadınları anmak ve bu konuda yeni fikirlerim

14 0
13.02.2026

Diğer

13 Şubat 2026

İlk Günah ve Cennetten Kovuluş, Michelangelo (1510)

Evet , işte kadın konusuna yeniden bir bakış. Bu alanda son yazdığım kitap bir büyük yayınevi tarafından reddedilmişti. Adını vermek istemiyorum, bilenler bilir. Ama benim onca kitabımı basmış ve karşılıklı ilişkilerimizi çok geliştirmiş bir kurum olduğunu söyleyeyim. Bir çaresini bulacağım elbette...

Ancak konuyu bir de zaman içinde ele almak gerekiyor. Tarihin destanla karışık derinliklerine inersek, ilk akla gelen Adem ile Havva değil mi? O masalla iç içe efsane, yüzyıllarca insanoğlunun dağarcığında yer almıştı. Bugün bile kadın-erkek ilişkileri deyince kimileri hemen bu ikisini anmaz mı? Örneğin bendeniz!

Konu hiç eskimiyor. Bu nedenle kadını konu alan yaklaşımlar, yazılar, düşünceler ve kitaplar sürekli artıyor. Aile çevresinde de... Kendimize bakalım, eşim ve ben iki çocuk sahibi olduk. Bir erkek ve bir kız... Kızımız evlenmedi bile, oğlumuz ise evlenip bizi üç torun sahibi yaptı. Ama bu kez hepsi oğlan olmasın mı! Neyse, hepsinden çok memnunuz. En azından onlar sayesinde kadınlığın bir başka yüzünü gördük, gelin olmak ve çocuklarını dede-nine sınıfına sevdirmek... Kolay mı sanırsınız?

Ayrıca büyük kız kardeşim Ayla’nın iki kız çocuğu oldu. Ama ikisiyle de çok anlaşamadı denebilir. Oysa küçük kardeşim Ayşe’nin bir oğlu var. Ama o da gelini de aileyi çok mutlu ediyorlar. İşte kadınlar ve aile durumu...

Ama kadınlık ve çağdaş dünyadaki durumu hiç bitmiyor, düzelmiyor, umulduğu gibi olmuyor. Günümüzde haberleri izleyip olaylara dikkatle eğilirseniz... Neler oluyor neler! Örneğin CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya lafı tam yerine koyuyor: “Bu ülkede artık herkesin sorduğu, ancak iktidarın cevap vermediği o soruyu sormak için buradayız: Adalet nerede?” demiş. Daha ne desin!

Ama belki en acısı bir hapis hikayesi. Yalnızca ‘Gezi Davası’ gibi yıllanmış olaylar dolayısıyla hâlâ içeride tutulan onca kadın-erkekten söz etmiyorum. Bu zor olayda tam anlamıyla yürek yakan bir olayın yürekli sahibesi, menajer Ayşe Barım’ı kastediyorum. O da “gezi olayının planlayıcılarından biri” diye suçlanarak içerde tutuluyordu. 27 Ocak 2025’de tutuklanmış, 8 ay içerde kaldıktan sonra adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti. Ama sonunda yine içeri girdi. Öylesine masum yüzlü bu kadın, nasıl ve ne hakla böylesine eziyete maruz kalıyordu? Ben eminim ki bu olay Türkiye’nin yüzünü en acı biçimde karartan bir anı olarak........

© T24