menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hüzünden endişeye

9 0
06.05.2026

“Bir insanın sahip olduklarını kaybettiği zaman duyduğu his”

Orhan Pamuk

Türkiye’de “sosyal havanın” gerginliği yaşanmaktayken romantik duyguları besleyen bir hayat tarzını yaşamak, romantik sanat yapma biçimlerini üretmek, lirik aşk şiirleri yazmak gittikçe zorlaşmakta duruyor. Duran değil ama kımıldayan bir toplum değişimi iyi anlamda yaşamıyor ama toplumsal alan farklılaşıyor. Duyguları körelten, güdüleri takip edemeyen, sezgiselliğe ve hayal gücüne dayanamayan bir toplum haline girilmekte. Her an bir şey olacakmış hissiyatına kapılmış vaziyette yaşanıyor. Her sabah başka bir tatsızlık duyuluyor; seslerin yankıları ise duyulamıyor. Yankı yapmayan düz bir gürültü var sokaklarda. Kalabalık ve ses birbirlerine öfke duyarcasına birleşmekteler. Bir tür gürültü var şehirlerde. İstanbul’da gayrı-rasyonel sesler yükselmekte her yerde, sokaklarda, dükkanlarda, taksilerde, alış-veriş yerlerinde. İnsanların bakarak homurdandığını duyuyoruz. Hayat pahalılığına ve enflasyona bakarken neler düşündüklerini gözlerinden çakmak çakmak çıkan öfkeyi hissediyoruz. Hissetmekten çok duyuyoruz gürültülü ortamlarda. Herkes daha yüksek sesle konuşmaya başlıyor; çünkü bazılarının konuşmalarımdaki öfke ve gürültü diğerlerinin daha da bağırarak konuşmalarını gerektiriyor.

Eskiden demeyeceğim, daha ön beş yirmi yıl evvel, eski adıyla Cadde-i Kebire’de müzik sesleri duyulurdu. Sokak şarkıcıları vardı. Veya dükkanlardan müzik sesleri gelirdi. Hatta çok dinlenen bazı melodiler birden fazla dükkânın önünden geçerken işitilirdi. Bazıları buna “Beyoğlu müziği” derdi, o dönemlerde. Hatta bazı sanatçılar bu mekânın seslerini kullanırlardı. Seza Paker’in “Giz ve Açıklık” adlı 1999 yılındaki sergisi Beyoğlu sesleriyle........

© T24