Hürmüz gerilimi altın ve faiz denkleminde dengeleri değiştiriyor: Uzmanlar kritik seviyeye dikkat çekti
Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel piyasalarda altın, gümüş, petrol ve faiz fiyatlamalarını doğrudan etkilerken, yatırımcıların “güvenli liman” olarak gördüğü varlıkların aynı yönde hareket etmediği bir tablo ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına ilişkin riskler petrol fiyatlarını yukarı taşırken, yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerini güçlendirmesi, başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere merkez bankalarının faiz politikasına ilişkin beklentileri de değiştiriyor. İstinye Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım, Ortadoğu’daki gerilimin kısa vadede altın fiyatları için güvenli liman talebini artırdığını ancak savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı etkinin altının yükselişini sınırlayabildiğini belirtti. Ekonomist Bartu Soral ise geçmiş dönem fiyatlamalarına dikkat çekerek, savaş ve kaos arttığında altının otomatik olarak yükselmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi. Soral, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel enflasyon baskısını artırarak Fed’in faiz indirimlerini zorlaştırabileceğini ifade etti.
‘Yüksek petrol fiyatlarının yarattığı enflasyon riski ve Fed’in şahin kalma ihtimali altının yükselişini sınırlıyor’
Prof. Dr. Figen Yıldırım’a göre Ortadoğu’daki gerilimin yükselmesi, doğal olarak güvenli liman talebini artırıyor ve bunun ilk adreslerinden biri altın oluyor. Ancak Yıldırım, mevcut tabloda altının yalnızca savaş ve jeopolitik risk üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını vurguladı:
“Ortadoğu’daki gerilimin yükselmesi doğal olarak güvenli liman talebini artırıyor ve bunun ilk adreslerinden biri altın oluyor. Ancak bugün altını yalnızca savaş ve jeopolitik risk üzerinden okumak yeterli değil. Çünkü aynı gerilim Hürmüz Boğazı üzerinden petrol arzını tehdit ediyor, petrol fiyatını yükseltiyor; yükselen enerji fiyatları enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yukarı taşıyor. Tahvil faizleri yükseldiğinde ise faiz getirisi olmayan altının fırsat maliyeti artıyor. Dolayısıyla altın üzerinde bugün birbirine ters yönde çalışan iki önemli güç var. Bir tarafta savaş, Hürmüz riski ve güvenli liman talebi altını yukarı taşıyor. Diğer tarafta yüksek petrol fiyatlarının yarattığı enflasyon riski, yüksek ABD tahvil faizleri ve Fed’in daha şahin kalma ihtimali altının yükselişini sınırlıyor.”
Yıldırım, Hürmüz Boğazı’ndaki riskin petrol arzını tehdit ettiğini, petrol fiyatlarındaki yükselişin ise enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yukarı taşıdığını belirtti. Tahvil faizlerinin yükselmesinin faiz getirisi bulunmayan altının fırsat maliyetini artırdığına işaret eden Yıldırım, piyasada iki zıt gücün aynı anda çalıştığını kaydetti:
“Jeopolitik risk çok yükselmesine rağmen altının aynı ölçüde yükselmediğini gördük. Jeopolitik risk azalır, Hürmüz’de deniz trafiği normalleşir ve petrol fiyatı hızlı biçimde gerilerse altında da kısa vadede kar realizasyonu ve düzeltme görebiliriz. Buna karşılık çatışma uzar, Hürmüz’deki risk kalıcı hale gelir ve petrol 100 doların üzerinde kalırsa güvenli liman talebinin daha uzun süre devam etmesini beklerim. Ancak altının orta ve uzun vadeli hikayesini yalnızca Ortadoğu’daki savaşa bağlamıyorum. Çin Merkez Bankası’nın Ağustos ayında son yılların en güçlü aylık altın alımlarından birini gerçekleştirmesi de önemli. Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme ve dolar dışındaki varlıklara yönelme eğilimi altının yapısal hikayesini destekliyor. Savaş altının kısa vadeli katalizörü olabilir; ancak orta ve uzun vadeli yükseliş hikayesinin arkasında merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, küresel belirsizlikler ve finansal sistemdeki risk algısı bulunuyor.”
© İHAAltın
© İHA
‘Altın fiyatları ile Ortadoğu’daki gelişmeleri paralel okumak doğru değil’
Ekonomist Bartu Soral da altın ile Ortadoğu’daki gelişmelerin doğrudan paralel okunmaması gerektiğini belirterek, savaş başladığında güvenli liman talebinin artmasının beklendiği halde altın fiyatlarında bunun tersinin görülebildiğini söyledi:
“Altın fiyatları ile Ortadoğu'daki gelişmeleri paralel okumak doğru değil. Çünkü hatırlarsanız epeyce bir süre altın güvenli liman denmişti. Ama savaş başladığında, yani kaos arttığında, güvenli limanın artması, değerlenmesi beklenirken tam tersi düşmüştü. Aynı şekilde gümüşü de böyle görmekte fayda var. Gümüş de mesela büyük bir 2025'te ralli yaptı, 105 dolara gelmişti. Savaşın başlamasıyla birlikte gümüş de neredeyse 50 dolar civarına gelmiş oldu. Niçin oldu bu? Çünkü savaşın arttıracağı enerji fiyatı, gübre fiyatları, tarım fiyatlarının artışı sonucunda dünyadaki merkez bankalarının ve Fed'in faiz indiremeyeceği, tam tersi faiz arttırmak zorunda kalacağı anlaşıldı. Böyle olunca tabii Fed'den faiz artışı beklenince, en azından piyasanın beklediği indirimlerin gelmeyeceği anlaşılınca, diğer kâr olarak görülen gümüş, altına talep de durmuş oldu. Bununla birlikte şunu da görmekte fayda var. Bu fiyatlamalar fiziki fiyatlamalar değil, tahvil fiyatları. Tabii tahvil dediğiniz şey sanal bir ortam olduğu için manipülasyona son........© Sputnik Türkiye
