Tahran direndi BOP ağır yara aldı
Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Ümit Özdağ, olayları yakından izliyor, yorumluyor ve muhtemel gelişmeleri de aktarıyor. Özdağ’a göre ABD ve İsrail’in İran saldırısı “Politik bir mağlubiyet” ile şimdilik sonuçlandı. Bu savaşın devam etmesi durumunda hem askeri, hem politik olarak küresel etkilerinin çok ağır olacağını, dünya barışının tehdit altına gireceğini belirtti.
İran’a yapılan saldırı, ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. Özdağ’a “ABD, İran’da, Vietnam’da yenildiği gibi yenildi mi? Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) sona erdi mi?” diye sordum. Yanıtı şöyle oldu:
“BOP, ağır bir darbe almıştır. ABD’nin uçak gemilerinin dokunulmazlığı efsanesi yıkıldı. Bunun önümüzdeki yıllarda önemli askeri gelişmelerin ilk adımı olduğu açıktır. Deniz jeopolitiğini yeniden tanımlamak gerekecektir. Keza ‘İsrail’in yenilmezlik efsanesi’ tekrar ağır bir darbe aldığı gibi İsrail halkı ilk kez savaşı Arap halkları gibi yaşamak zorunda kaldı.
Ancak, ABD’nin henüz Vietnam’da tükendiği ve yenildiği gibi yenildiğini söyleyemeyiz. ABD, kaynakları ve askeri imkanları çok geniş bir ülke. Zaman zaman rasyonel olmayan bir başkan tarafından yönetiliyor. Hiç beklenmedik çıkışlar yapabilir. Tekrar nükleer saldırıyı gündemine alabilir. Büyük bir kara işgalini isteyebilir.
ABD’nin, İran karşısında kazanacağı bir zaferin ancak Pirus zaferi olabileceği meydana çıkmıştır. Yani kazanırken, mağlup olmaktadır. Çin karşısında mağlup olmaktadır. Basra Körfezindeki Arap müttefiklerini koruma iddiası mağlup olmaktadır.”
SIRA TÜRKİYE’YE Mİ GELİYORDU?
PKK’nın başı Abdullah Öcalan’la görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmelerin nereden nereye geldiğini Özdağ şöyle anlattı:
“Önce Öcalan ve PKK ile müzakerelerin neden başladığını ortaya koymalıyız. Çünkü bu konuda ön plana çıkan iktidar izahını en açık şekilde 20 Mayıs 2025’te TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş yaptı.
ABD’nin Irak’ı, Suriye’yi, Sudan’ı, Libya’yı böldüğünü ve sıranın İran’a geldiğini, İran’dan sonra eğer Türkiye, PKK’yı kastederek, Kürtler ile barış yapmaz ise ülkemizin de bir iç çatışmaya sürükleneceğini ifade etti. Bahçeli’nin de bu kadar açık olmasa da benzer izahlar yaptığını biliyoruz.
Özetle, Irak ve Suriye’de nasıl savaş ve iç savaşlar sonucunda Kürtçü örgütler devlet yönetimine ortak olmuşlar ise Türkiye’de de savaş, iç savaş olmadan görüşmeler ile bu ortaklık ‘Kurucu önder’ Öcalan ile yapılacak pazarlıklar ile oluşturulmalıydı. Bu proje ortaya atıldığı zaman daha Beşar Esad Suriye’de devrilmemişti ancak devrileceği ön kabulü yapılmıştı.”
BU, BİR TESLİMİYET ANLAYIŞI
Özdağ’a, bu açıklamaları üzerine, “Siz bu izahın doğru olduğunu düşünüyor musunuz?” diye sordum. Yanıtı şöyle oldu:
“Bu bir izah değil, bir teslimiyet anlayışıdır. Evet, İsrail’in hedefi bölgede bir Müslüman İsrail yani Tel Aviv’in güdümünde bir Büyük Kürdistan kurmaktır. Bunun için Irak, Suriye ve İran’dan sonra Türkiye’nin parçalanması İsrail’in ve İsrail’de Netanyahu zihniyetinin politikasıdır. Bunu yıllardır anlatıyoruz. Ve İsrail’in bu politikasından dolayı Suriye’de Beşar Esad devrilmesin diye AK Parti’yi uyardık. Suriye’de rejim devrilmeseydi, İran ile İsrail savaşamazdı.
Yapılması gereken siyonist ve........
