Krizle mücadelede Sayıştay niçin yok?
2002 yılının Kasım ayında iktidara gelen AK Parti, yaptığı değişikliklerle kamu idarelerinin denetim kurullarını/başkanlıklarını ya tamamen kaldırdı ya da görevlerini sınırlandırdı. 2010 yılında da yine aynı iktidar, Sayıştay’ın iyileştirileceği/geliştirileceği gerekçesiyle bu sefer bağımsız kurum olan Sayıştay’ın denetim sistemini tamamen değiştirdi. Böylece yetkililerin “Hesap verme” sorumluluklarını karşılıksız bıraktı.
Bu değişikliklerden sonra sorumlular, hesap vermeye hazır olsalar bile, Sayıştay sorumluların hesaplarını alıp yeterli ölçüde yargılayamadığı için bir yerde hesap vermekten kurtulmuş oldular. Durum böyle olunca yolsuzluk ve usulsüzlükler baş gösterdi. Giderek artan yolsuzluk ve usulsüzlükler ekonomik dengeleri bozmaya başlayınca uygulamaya konulan “Ekonomi paketleri” ve “Ekonomi modelleri” ile durum idare edilmeye çalışıldı.
O İYİLEŞTİRMELER YAPILMADI
Başarılı olunamadığı fark edilince de, yurt dışından getirilen uzmanlara görev verilerek, krizin aşılacağı konusunda millete umut verilmeye başlanıldı. Uzmanlar, rasyonel kararlar alarak ve uluslararası kabul görmüş kurallara uyarak çözüm arayışında olacaklarını açıkladıktan sonra ilk iş olarak vergilendirme oranlarını artırmak (maliye politikası ile) ve politika faizini yükseltmekle (para politikası ile) işe başladılar.
Alınan bu kararlar krizle mücadelede ilk adım olarak olumlu karşılandıysa da, mücadelenin etkinliğini sağlamak açısından en azından yargının bağımsızlığı, demokratik hakların kullanılması, insan haklarının teminat altına alınması, yolsuzlukların engellenmesi ve yönetimin denetlenmesi ile ilgili aksaklıkların giderilmesi için merkezi yönetim tarafından da bir takım iyileştirici düzenlemelerin yapılması gerekiyordu.
Görüldüğü kadarıyla merkezi yönetimin bizzat yapması gereken düzenlemeler yeterince gündeme getirilmedi. Hele yolsuzlukların........
