Takoz!
Yazıya bir şiirle başlayacağım. Bence ülkemizin geleceği için bugünlerde açılan umut dolu, ışıklı kapıyı anlatıyor. Şiiri; ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu, 60 yıl önce yazdı.
Adını da “Üç Dil” koydu.
★★★
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Düşünüp rüya göreceksin
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Ninniler, masallar, küfürler de caba/ Her kelime aslan ağzında/ Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla/ Kök sökercesine söküp çıkartacaksın/ Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek/ Her kelimede bir kat daha artacaksın
En az üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini/ Nerden ince ise oradan kopsun demesini/ Atın ölümü arpadan olsun demesini/ Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini/ İnsanın insanı sömürmesi rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be!
Gümbür, gümbür, gümbür demesini becereceksin/ En azından üç dil bileceksin/ Çünkü sen ne tarih ne coğrafya/ Ne şu ne busun/ Oğlum Mernuş, sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun. (Bedri Rahmi)
★★★
Ne tarih, ne coğrafya, ne ecdadımızın bir zamanlar İstanbul’u dünyayı yöneten başkent yapması; bizi “en az üç dil öğrenme” hedefinden ayırmadı. Otobüsü, 1923 yılında Cumhuriyet’i ilan ederek yola çıkarmıştık. Bizi; “kul olma durağından alıp özgür vatandaş olma durağına” götürecek umudunu taşıyorduk.
★★★
100 yıllık yolculukta yol kazaları oldu. Darbeler.........
© Sözcü
