menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşir Döşür Bişir

3 0
08.07.2026

Çocuklukta duyulan, görülen ve yaşanan bazı şeyler insanın hafızasında silinmez bir iz bırakır. Aradan yıllar geçse de bazı sesler, bazı kokular ve bazı yüzler insanın iç dünyasında hep canlı kalır.

Muharrem ayı geldiğinde benim zihnimde önce çocukluğum canlanır. Günümüzdeki aşure tatlısı, 1960’lı yıllarda benim hatırladığım şekliyle aşir çorbasıydı. Balaban’da “Aşir Çorbası” olarak bilinir; Muharrem ayı diye bilinmez, “aşir ayı girdi” denirdi.

Aşir çorbasının nasıl ortaya çıktığına dair büyüklerimizden dinlediğimiz bir anlatı da vardı. Nuh Peygamber’in gemisi uzun süre sular üzerinde yol alırken yiyecekleri tükenmiş. Gemide kalan son kuru gıdalardan yarma, nohut ve fasulyeyi kazana koyarak pişirmeye başlamışlar; diğer torbalarda kalan ne varsa eklemişler. Ortaya çıkan yemek çok lezzetli ve bereketliymiş. Onun için bu özel lezzetin bereketi ve paylaşmayı temsil ettiği anlatılırdı. Geminin karaya oturduğu o gün, böylece aşurenin ilk yapılışı ortaya çıkmış kabul edilirdi.

Muharrem ayı aynı zamanda Kerbela’nın hüznünü de taşır. Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin uğradığı büyük acı, yüzyıllardır insanların gönlünde yaşamaktadır. Bu nedenle Muharrem ayı; bereketi ve paylaşmayı hatırlattığı kadar, adaletin, sabrın ve insanlık değerlerinin önemini de hatırlatır.

Bu yüzden aşir çorbasında çok fazla çeşit aramak gerekmezdi.........

© Sonsöz