menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Panik Atak: Bedenin Dili, Zihnin Yanılgısı

2 0
12.02.2026

Panik atak, günümüzde en sık başvurulan psikiyatrik yakınmalardan biri olmasına rağmen hâlâ yanlış anlaşılmakta, çoğu zaman hafife alınmakta ya da yanlış etiketlenmektedir. Oysa panik atak, ne “durduk yere gelen bir korku”dur ne de kişinin iradesiyle kolayca kontrol edebileceği bir durumdur. Klinik olarak tanımlanmış, bedensel ve bilişsel bileşenleri olan bir kaygı bozukluğu tablosudur.


Bir panik atak sırasında kişi ani ve yoğun bir korku dalgası yaşar. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, göğüste sıkışma, baş dönmesi, terleme, titreme, mide bulantısı ve uyuşma gibi bedensel belirtiler eşlik eder. Bu belirtiler çoğu zaman “kalp krizi geçiriyorum”, “boğuluyorum”, “kontrolümü kaybediyorum” ya da “öleceğim” düşünceleriyle birlikte seyreder. Klinik açıdan bakıldığında, panik atağı belirleyen unsur yalnızca bedensel belirtiler değil, bu belirtilerin felaketleştirilerek yorumlanmasıdır.


Panik atağın ortaya çıkışında beynin tehdit algı sistemleri merkezi bir rol oynar. Otonom sinir sistemi, gerçek bir tehlike varmış gibi “savaş ya da kaç” tepkisini devreye sokar. Ancak bu kez ortada somut bir tehdit yoktur. Sistem yanlış........

© Sonsöz