Çöküşün Anatomisi: Liyakatin İflası ve Sadakatin İhaneti
Bir devleti ayakta tutan omurga nedir? Çoğu kişi buna "ordu", "ekonomi" veya "sınırlar" cevabını verebilir. Ancak tarihsel sosyoloji ve devlet kuramı bize daha soğuk bir gerçeği fısıldar: Devleti ayakta tutan asıl güç, "karar verme mekanizmasının kalitesi"dir. Bu kaliteyi belirleyen tek ölçüt ise liyakattir. Bugün Türkiye’nin bürokratik koridorlarında, üniversite kürsülerinde ve iktisadi kurumlarında yankılanan "Bizden olsun, çamurdan olsun" zihniyeti, sadece basit bir adam kayırmacılık (nepotizm) örneği değil; devletin işletim sistemine bulaştırılmış ölümcül bir virüstür. Çünkü liyakatin bittiği yerde, devletin "kurumsal aklı" devre dışı kalır ve yerini kişisel sadakatin keyfiyeti alır.
Siyaset biliminde "Devlet Kapasitesi" diye bir kavram vardır. Bu, bir devletin aldığı kararları sahada ne kadar etkin uygulayabildiğini ölçer. Bir makinenin dişlileri gibi düşünün; dişliler çelikten (liyakatli) değil de çamurdan (sadece sadık) yapılmışsa, motorun ne kadar güçlü olduğunun bir önemi yoktur. O dişliler ilk zorlamada kırılır. Bugün yaşadığımız........
