menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GECEYİ BÖLEN KELİMELER

6 0
08.06.2026

İnsanın burnunun ucunu sızlatan o mayhoş acı, bedenden değil, ruhun en derin yerindeki kırılmalardan gelir. Çünkü insan ruhu tuhaf bir ülkedir; korkuyu da cesareti de aynı kalpte taşır. Çoğu zaman sessiz kalmayı seçer, kendini korumaya çalışır, fırtına geçene kadar görünmez olmayı umut eder. Fakat bazı anlar vardır ki insan, susmanın bedelinin konuşmanın bedelinden daha ağır olduğunu anlar.

Konforun yerini sorumluluk alır. Güvenli limanların yerini belirsizlik. İnsan, sırtındaki hırkayı çıkarır gibi korkularını çıkarıp hakikatin sert rüzgarına yürür.

Bir insan neden yazar? Daha doğrusu, karşısında duvarlar yükselirken bir tanık neden susmaz?

Çünkü insan, yalnızca ekmekle yaşamaz. Adalet duygusu da ruhun ekmeğidir. Bir toplumun kalbine dokunduğunuzda bunu açıkça görürsünüz. İnsanları ayakta tutan şey sadece ekonomik refah ya da günlük huzur değildir; hakkın yerini bulacağına dair inançtır. Adalet çöktüğünde yalnız mahkemeler çökmez. Güven çöker. Vicdan çöker. Birlikte yaşama iradesi çöker.

Bu yüzden haksızlık, sadece mağdurun sorunu değildir. Görüp de görmezden gelen herkesin sınavıdır.

Ne var ki insanlar çoğu zaman tehlikeyi gördüklerinde başlarını çevirmeyi tercih ederler. Bir yerde bir ev yanarken, dumanın kendi pencerelerine ulaşmayacağını sanırlar. Oysa ateşin en tehlikeli yanı, uzaktan küçük görünmesidir. Bugün başkasının kapısını çalan adaletsizlik, yarın sizin kapınızı çalabilir. Sessizlik bazen güvenlik gibi görünür. Ama çoğu zaman sadece ertelenmiş bir hesaplaşmadır.

Hakikatin ilginç bir özelliği vardır. Onu bastırabilirsiniz ama yok edemezsiniz. Üzerini örtebilir, karalayabilir, küçümseyebilir, hatta suçlu ilan edebilirsiniz. Fakat gerçek, toprağa gömülen bir tohum gibidir; vakti geldiğinde yeniden gün ışığına çıkar.

Bu yüzden doğru söz çoğu zaman rahatsız eder.........

© Sonsöz