menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DÜŞÜNCEYE VEDA MI ETTİK?

1 0
16.06.2026

İnsan, konuşabilen bir varlık olmadan önce düşünebilen bir varlıktır. Ya da en azından böyle olduğuna inanmak isteriz. Oysa bugün etrafımıza baktığımızda, düşünceden çok tepkinin, muhakemeden çok refleksin, anlamdan çok sesin hakim olduğu bir iklimde yaşadığımızı görüyoruz. Herkes konuşuyor; hızlı, yüksek ve iddialı. Ama çok az kişi duruyor. Durup düşünenlerin sesi, kalabalığın uğultusunda kayboluyor. Gürültü artıyor, kelime çoğalıyor, anlam ise sessizce çekiliyor.

Düşünmek, zaman ister. Cesaret ister. En çok da yalnız kalabilmeyi. Çünkü düşünce, alkıştan beslenmez; çoğu zaman itirazdan doğar. Bugün cümlelerimiz beğeniye, onaya ve görünürlüğe göre ayarlanıyor. Söylediklerimiz, doğru olup olmadığından çok, ne kadar paylaşıldığıyla ölçülüyor. Böyle bir dünyada düşünce, sessiz bir odaya hapsedilmiş gibi. Kapısı kilitli değil belki, ama açmaya niyet eden pek az.

Eleştirel düşünme, çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Kusur bulmak, yıkmak, karşı çıkmak sanılıyor. Oysa eleştirel düşünme, bir fikri parçalamak değil; onu bütün yönleriyle tartmaktır. İyiyle kötüyü aynı terazide tutabilmektir. Yargılamadan önce anlamaya çalışmak, kanaat oluşturmadan önce kanıt aramak, duyguların gürültüsünden sıyrılıp aklın sesini duyabilmektir. Eleştirel düşünme, zihnin temiz hava ihtiyacıdır; kirlenmiş bilgi atmosferinde nefes alabilme çabasıdır. Düşünmek bir refleks değildir; emektir.

Hayvanlar içgüdüleriyle yaşar. Tehlikeyi sezer, ihtiyacını........

© Sonsöz