menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ara Seçim, Sandıktan Kaçış mı, Sandığa Çağrı mı?

11 0
14.04.2026

Son günlerde muhalefetin ısrarla üzerinde durduğu ve sıklıkla tekrarladığı, seçim talebi ile ara seçim yapılsın mı? yapılmasın mı? sorusu gündeme oturdu. Ara seçim isteği Türkiye’de siyaseti bir kez daha sandık etrafında düğümlenir kılıyor. Ancak bu kez tartışma, bir seçimin sonucu üzerine değil, seçimin yapılıp yapılmaması üzerine. İktidar cephesi ara seçime mesafeli, hatta açıkça karşı. Muhalefet ise ısrarla sandığı işaret ediyor. Bu tablo, basit bir taktik farklılığından çok daha fazlasını anlatıyor. Çünkü mesele yalnızca seçim değil, halkın iradesinin ne zaman ve hangi koşullarda tecelli edeceği meselesidir. Doğrudan demokrasi talebi. Çünkü sandık demokrasilerde vazgeçilmez bir ölçü ve temsili demokrasinin vaz geçilmez bir varlık nedeni.

Cumhur iktidar blokunun ara seçime karşı çıkışı, yüzeyde “istikrar” gerekçesiyle açıklanıyor. Yönetimde süreklilik, ekonomik programın kesintiye uğramaması, siyasal düzenin korunması ve son zamanlarda yaşanan İran- ABD, İsrail savaşı… Bunlar ilk bakışta topluma makul görünen argümanlar. Ancak siyasette hiçbir gerekçe, kendi başına masum değildir. Her gerekçe, aynı zamanda bir tercihin ifadesidir. Buradaki tercih ise açıktır. Mevcut siyasal dengenin ve iktidarın korunması.

Çünkü ara seçim, yalnızca TBMM ‘de boşalan koltukların doldurulması değildir. Ara seçim, mevcut siyasal meşruiyetin yeniden tartıya çıkmasıdır. İktidar açısından bu tartı, risklidir. Ekonomik sıkıntıların derinleştiği, hayat pahalılığının geniş kesimler üzerinde baskı kurduğu bir dönemde sandığın kurulması, yalnızca teknik bir süreç değil, aynı zamanda toplumsal bir rızanın, iktidar olanlara karşı varlığının ölçülmesidir. Seçim sonucu ise her zaman öngörülebilir değildir.

Muhalefetin........

© Sonsöz